Quotessence
Home / Quotes / Quote by Ahmet Ümit

Quote by Ahmet Ümit

“Biz sadece birini kırtaracağız, öteki çocuklar ne olacak Nevzat? Her gün Suriyeli çocuklar ölüyor. Belki ölümden daha kötü işler geliyor başlarına. Ne olacak bu böyle?" İyi olacak, hepsi geçecek, dünya bir kardeşlik bahçesine dönüşecek, hepimiz mutluluk içinde yaşayacağız, demeyi çok isterdim ama artık yalan söylemeyi kendime yediremiyordum. "Eskiden nasılsa, yine öyle olacak," diye söylendim. "Ama korkarım hiç iyi olmayacak. Eskiden de berbat bir yerdi dünya, eskiden de rezildi insanlar, şimdi de öyle. Belki daha da fena. Karamsar konuşuyorum belki, ama geleceğe güvenimi yitirdim Evgenia. O kadar çok hayal kırıklığına uğradım ki, artık umut etmek istemiyorum. En saf, en masum sandığımız kişiler bile binbir hesap içinde. Hem de kirli, kanlı hesaplar. En fenasına hazır olmak lazım. O zaman daha az mutsuz oluruz...”

Quote by Ahmet Ümit

Work

Kırlangıç Çığlığı

Browse quotes and source details for this work. more

Author

Ahmet Ümit

Browse famous quotes and profile details for Ahmet Ümit. more

You May Also Like

“Çok empati kuruyorsunuz Başkomserim,' dedi samimi bir tavırla. 'Ne dünya bu kadar hassasiyeti kaldırır, ne insanlar bu kadar inceliği... Hakikat çok daha basittir, çok daha acımasız. Siz yaşça da başça da büyüksünüz benden. Söyledikleriniz benim için hem emirdir, hem de onları yerine getirmekten şeref duyarım. Ama bir an, sadece bir an bu genç arkadaşınıza kulak verirseniz kendinizi kandırmayın derim... Kötü, kötüdür Başkomserim. Suçluları anlamaya çalışmak tamam da merhamet göstermeyin lütfen. Çünkü kurbanlara haksızlık oluyor...' Evet, alıngan bir sesle böyle söyledi.”

“Çaresizlikten öz çocuklarının organlarını satan Suriyeli ailelerden çok daha aşağılık mahluklardı bunlar. Mahluk diyorum ama gerçekte bizim gibi insandılar. Çıkar için her türlü kötülüğü yapmaya yatkın bir ruha sahiptiler, sonra da kendilerini bağışlarlardı. İnsanın en büyük kepazeliği işte bu bağışlama duygusuydu. Kötülüklerin sürekli tekrar etmesinin nedeni de bu olabilirdi. Kendimizi hoş görmemiz, eninde sonunda inandırıcı bir gerekçe bulmamız. Olmadı, ben aciz bir kulum, her türlü kötülüğü yapabilir, suçu işleyebilirim, ama yaradanıma sığınır, kendimi bağışlatırım ucuzluğu.”

“Yağmur yağıyordu; seyrelmeden, yavaşlamadan, hiç ara vermeden külrengi gökyüzünden dökülen sonsuz bir ırmak gibi İstanbul'a yağmur yağıyordu. Görkemini kaybetmiş saraylara, hükmünü yitirmiş tapınaklara, her gün biraz daha küçülen parklara, her gün biraz daha azalan ağaçlara, her gün biraz daha kirlenen denize, her gün biraz daha çoğalan şekilsiz binalara, her gün, her gece sıkış tepiş bu binalara sığınmış insanlara, bu kadar ihanete, bu kadar alçaklığa, bu kadar yağmaya rağmen güzelliğini hâlâ koruyan bu kadim kente yağmur yağıyordu.”

“Millet birbirine sarılmayı unuttu, birbirinin gözünün içine muhabbetle bakmayı, birbirlerine sevgi duymayı, saygı duymayı. İnsanlar insan olmayı unuttu. Ne güzel konuştu bu akşam Zekiye Hanım. Hani şu yağmurla ilgili 'Dünya kendini temizliyor' demişti ya. Gerçekten de bu kadar kötülük, bu kadar pislik, bu kadar sahtekârlık, bu kadar kabalık ancak yeni bir tufanla ortadan kalkar. Eskisinden çok daha güçlü, çok daha acımasız, çok daha yıkıcı, her şeyi silip süpüren bir tufanla. Ne olacak, kaç kere yıkıldı bu dünya, kaç kere kuruldu, yeniden kurulur. Ama belki insanlar akıllanırlar.”

“İnsanın iyi olup olmadığının ilk belirtileri güzlerinde saklıdır, derler bu doğru degil,' demiş ona psikolog. 'Bu aptalları kandırmak için uydurulmuş bir yalandır. Sözcükleri söyleyiş biçimi, konuşurken yüzün aldığı hal, daha çok ele verir insanı. Ama herkes göremez bunu. Anlayabilmek için ayrıntıları okuyabilme yeteneğinin olması gerekir.”