Quotessence
Home / Quotes / Quote by Robert Sapolsky

Quote by Robert Sapolsky

“[…] And then you notice someone. Amid the family clusters postceremony, the new graduates posing for pictures with Grandma in her wheelchair, the bursts of hugs and laughter, you see the person way in the back, the person who is part of the grounds crew, collecting the garbage from the cans on the perimeter of the event. Randomly pick any of the graduates. Do some magic so that this garbage collector started life with the graduate's genes. Likewise for getting the womb in which nine months were spent and the lifelong epigenetic consequences of that. Get the graduate's childhood as well-one filled with, say, piano lessons and family game nights, instead of, say, threats of going to bed hungry, becoming homeless, or being deported for lack of papers. Let's go all the way so that, in addition to the garbage collector having gotten all that of the graduate's past, the graduate would have gotten the garbage collector's past. Trade every factor over which they had no control, and you will switch who would be in the graduation robe and who would be hauling garbage cans. This is what I mean by determinism.”

Quote by Robert Sapolsky

Author

Robert Sapolsky

Browse famous quotes and profile details for Robert Sapolsky. more

You May Also Like

“Beynin işi, özünde bilgi toplayıp davranışları uygun biçimde yönlendirmektir. Karar verme sürecinde bilincin devreye girip girmemesi durumu değiştirmez; çoğunlukla da girmez zaten. İster büyümüş gözbebeklerinden söz ediyor olalım, ister kıskançlıktan, cinsler arasındaki çekimden, yağlı yiyeceklere düşkün olmaktan ya da geçen haftaki müthiş fikrinizden, beynin işleyişi içindeki en küçük rol bilince ait olandır. Beyinlerimiz çoğunlukla otomatik pilot üzerinden çalışır; bilinçli zihnin, altında işleyip duran dev ve esrarengiz fabrikaya erişimi son derece kısıtlıdır.”

“1800'lerin ortalarında Alman fizikçi ve hekim Hermann Hemholtz (1821-1894)), gözlerden beyne damla damla akmakta olan verilerin, yaşadığımız zengin görme deneyimini açıklayamayacak kadar zayıf olduğu yönünde bir kuşkuya kapılmıştı. Vardığı sonuç ise beynin, gelen verilerle ilgili varsayımlarda bulunuyor olması gerektiği ve bu varsayımların önceki deneyimlere dayalı olduğu yolundaydı. Bir başka deyişle beyin, kendisine gelen az miktardaki bilgiyi, en iyi tahminleri bir araya getirerek daha büyük bir şeye dönüştürmekteydi.”

“Bütün bunlar bize, algının, duyusal girdilerle içsel ön görüler arasında yapılan etkin kıyaslamayı yansıttığını söyler ve bu, bize daha da büyük bir kavramı anlama olanağı sunar: Çevrenizin farkına, ancak duyusal girdilerin beklentilerle çeliştiği zamanlarda farkına varırsınız. Dünya beklentilerinizle uyuştuğunda farkındalığa gereksinim yoktur, çünkü beyin işini gayet iyi biçimde görmektedir.”

“Bilinçdışından her zaman dolaysız bir yanıt alamıyorsak, içerdiği bilgiye nasıl erişiyoruz peki? Bazen iş, sezgilerinizin size söylediklerini biraz kurcalamakta biter. Öyleyse bir arkadaşınız size iki seçenek arasında karar veremediğinden bir daha yakındığında, ona sorunu çözecek en kolay yolu gösterin: yazı-tura atmak. Hangi seçeneğin yazı, hangisinin tura olduğunu belirledikten sonra parayı havaya atsın. Burada önemli olan, para düştükten sonra kapalı hislerini değerlendirebilmektedir. Paranın ona yapmasını "söyledikleri" karşısında belli belirsiz de olsa rahatlamış gibiyse, bu onun için doğru seçim demektir. Ama tutar da kararını yazı-turaya bağlamanın saçma sapan bir şey olduğunu söylerse, aslında diğer seçeneği yeğlediğine dair bir ipucudur bu.”