Quotessence
Home / Quotes / Quote by Jean Pierre Van Rossem

Quote by Jean Pierre Van Rossem

Author

Jean Pierre Van Rossem

Browse famous quotes and profile details for Jean Pierre Van Rossem. more

You May Also Like

“Sizler gibi insanlar bulunduğunu anlatsalar inanmazdım. Bugün hepinizi ayrı ayrı tanıyorum. Türk aydınının hangi acılar içinde kıvrandığını gözlerimle gördüm! Onların kadına ne gözle baktıklarını öğrendim. Şimdi, kırk yıl uğraşsanız benden alamayacağınız bir şeyi ben kendim vermek istiyorum. İçinizden birini seçin. En düşkününüzü, en zavallınızı! Sadaka olarak vereceğim ona bunu! Benim ona ihtiyacım yok çünkü.”

“-Beni bir daha arayıp sormaman için hiçbir açıklama yapmayacağım. Bu, çok farklı... Sonunda beni öpüşmeye alıştırdın da terminalde öpüşecek beceriyi kazanamadım daha. Son bir kere öpüşelim, taksi birazdan gelir. İnan senin için de böylesi daha iyi: bir daha araşmayacağız. -Bana neyin daha iyi geldiğini bu kadar güvenle kestirebiliyorsan gözlerin niye yaşardı? Kovma zarafetinin bir parçası mı bu?”

“Cennete gitmek istedim otostopla, Cinnete kadardı tüm yollar oysa, Tüm hayatı okşamak istedim kedilerin şahsında Tüm sarı, tüm kara, tüm yumuşak. İlk sevgilimle bir kilisenin bahçesinde buluşurduk, Bir mezarlıkta öpüştük ilk defa, Rengârenk boncuklar saçılmıştı benden her tarafa, Kapkaraydı ama toprak. Binlerce ruhu taciz etmiş bir ilk aşk Tanrım sorarım sana neye yarar? İpek yolunda ipektim o zaman Baharat yolunda baharat. Aşk kırmızı atlastı, Ten Greenwich başlangıç meridyeni Yağmur yağardı, durmadan yağmur Coğrafyadan da anlarım, hadi alkışlayın! Keşke aşk şiiri yazsam Ne güzel, Aktarlara tarçın diye satardım Ticareti de öğrendim bakın, Hadi alkışlayın.”

“Ona dokunmasınlar bütün olana bitene razıydım. Artık gece çok geç ya da sabah tam gün doğarken gidiyordum görmeye. En sakin saatlerde. Bazen dalıp gidiyordum gözlerine, yüreğim kabarıyordu. Ben anlatıyordum içimden, o dinlermiş gibi durup esniyordu. Bir sabah bütün cesaretimi topladım. Ben, dedim, seni, ama bak ne olur... Tabii, taştan yapıldığını bilmez olur muyum? Ben de farkındayım olanaksızlığımızın. Yazgımızın bir adım yaklaşamadan durduğumuz yerde durmak olduğunun bilincindeyim elbet. Sen kaidende, ben kaidemde... Sen sakin, sessiz, soğuk, dingin, huzurlu; ben alabildiğine tutkulu, öfkeli, huzursuz, tedirgin. Sen kendinde mutlusun, bense kendimin ötesine, ta ötesine uzanmak istiyorum. Sen doyumun resmisin, ben doyumsuzluğun.”

“O sıralar herkes tarafından da terk edilmiştim, ben onların hepsini terk etmiştim çünkü, işin aslı bu, hiç kimseyi istemiyordum, tıpkı artık hiçbir şeyi istemeyişim ama her şeye de kendi elimle son veremeyecek kadar korkak oluşum gibi. Ve belki de kapkara yılgınlığımın zirvesinde, artık bu sözcüğü ağzıma almaktan da utanmıyorum, çünkü çoktandır, içinde süslenecek tek bir şey kalmayan ama her şeyin sürekli olarak üstelik de en iğrendirici biçimde süslendiği bir dünyada kendi kendime yalan söylemek ve bir şeyleri süslemek niyetinde değilim, Paul çıktı karşıma. O sırada benim için öylesine bambaşka, yeni bir insandı ki, üstelik de yıllar yılı hiçbirine duymadığım kadar hayranlık duyuyordum, o an işte benim kurtarıcım, dedim içimden. Şehir parkının sırası üzerinde otururken birden tekrar bütün bunların apaçık bilincine vardım ve şu dokunaklı halimden, eskiden hiçbir zaman ruhuma girmelerine izin vermediğim ama şimdi zorla, sıkış tıkış ruhuma dahil ettiğim büyük laflardan da utanmadım, şu anda bana müthiş iyi geliyorlardı, onların üzerimdeki etkisini kesinlikle hafifletmeye kalkışmadım. Serinleten bir yağmur gibi bütün bu sözcüklerin üzerimden kayıp gitmelerine izin verdim.”

“Yo, bana o istiridye gibi kolaycacık yutu yutuverdiğimiz uyaklanmış acılarınızdan söz etmeyin, söz etmeyin ayıbın şekerlemelerinden, dehşetin çikolatalı kremasından, sefaletin kurabiyelerinden, acının bonbonlarından ve yılgının doyumsuz lezzetlerinden. Ve korkusuz parmağıyla toplumsal yaraların en kanlılarını, misal altı kişilik bir işçi ailesinin açlıktan ölmesini kaşıyan bir hanım kızımız, toplumun karşısında aynı parmakla kulağını karıştırmaya niye cesaret edemesin, niye diye soruyorum.”