Quotessence
Home / Quotes / Quote by Federico García Lorca

Quote by Federico García Lorca

“Naked solitude with neither gesture nor word. Transparent in the orchard, smooth as oil on the hill. Silent solitude with neither fragrance nor weathervane, weighing on the backwaters, drowsy and alone. Lofty solitude, all brow and bright stars, like a huge pallid head, lopped off. Round solitude that leaves in our hands soft lilies of pensive frost. On the curve of the river I waited long hours for you. I was clean at last of arabesques and fleeting rhythms. Your garden of violets was budding somewhere over the wind, and you shivered there alone, loving yourself…”

Quote by Federico García Lorca

Author

Federico García Lorca

Browse famous quotes and profile details for Federico García Lorca. more

You May Also Like

“Dünya kadına, erkeklere dediği gibi 'istersen yaz, umurumda değil' demiyordu. Dünya kaba kaba gülerek, 'yazmak mı' diyordu. 'yazman ne işe yarıyor?' Entelektüel özgürlük maddi şeylere bağlıdır. Şiir de entelektüel özgürlüğe bağlıdır. Kadınlarsa hep yoksul olmuşlardır, sadece iki yüzyıldır değil, dünya kurulalı beri. Kadınlar Atinalı kölelerin çocukları kadar bile entelektüel özgürlüğe sahip olmadılar. O zaman kadınların şiir yazmak için en ufak bir şansları bile yoktu. İşte bu yüzden paranın ve kendine ait bir odanın önemini vurguladım.”

“(kadın için) -böylece çok garip ve karışık bir varlık çıkıyor ortaya. Hayal edildiğinde çok önemli, pratikte ise tamamen önemsiz. Şiir kitaplarını baştan sona istila etmiş, tarihte ise adı geçmiyor. Kurmacalarda, kralların ve fatihlerin hayatlarına hükmediyor; gerçek hayatta ailesinin parmağına yüzüğü taktığı herhangi bir delikanlının kölesi. Dudaklarından, edebiyatın en ilham verici sözcükleri, en derin duygularından bazıları dökülüyor, gerçek hayatta okuması yazması neredeyse yok, zor heceliyor sözcükleri ve kocasının malı durumunda.”

“Sheakspeare'in zamanında bir kadının onunki gibi bir yeteneğe sahip olması mümkün değildi. Çünkü Sheakspeare gibi dahiler çalışan, eğitimsiz, alt sınıftan insanların arasından çıkmazlar. On altıncı yüzyılda büyük bir yetenekle doğan her kadın mutlaka delirirdi, kendini vururdu, ya da köyün dışındaki sessiz bir kulübede geçirirdi hayatının son günlerini, yarı cadı yarı büyücü sanılır, korkulur ve alay edilirdi.”