“İster Doğulu ister Batılı formlarla yapılsın, tiyatro sanatının kaçınılmaz olarak mekân oluşturması ve mekânın doğal olarak anımsamaya, belleğe seslenmesinin yarattığı kırılmaz (sanılan) tiyatro-bellek ilişkisi, bu coğrafyada kırılmış gibi görünüyor. Geçmişinden kaçan toplum, o geçmişi yok saymanın yolunu bulmuş, tiyatrosunda, üstelik de gerçeği temsil etmeyi vaat eden “gerçekçi” tiyatrosunda geçmişle hiç ilgilenmemiş, yekpare bir an’da, dondurulmuş bir zamanda, ve salt bir “satıh”a dönüşmüş zemininde, kendini, ansızın zuhur eden hikâyelere tutturmuştur. Öyleyse gerçekçi Türk tiyatrosu kendini derinliksiz, iki boyutlu bir satıh olarak kurdukça, anlattığı hikâyeyi ona yaklaşmadan, kişilerini canlandırmadan dışardan anlattıkça, sadece görünümü, sathı ya da dışıyla ilgilenen bir zâhirperest’e dönüşmüş; Araba Sevdası’nın züppesi Bihruz’un ruhunu hiç durmadan şâd etmiştir. Dış telkine açıklığı ve mutlak iç yokluğuyla kendini, hedeflediği değil de reddettiği bir kaynağın etkisine maruz bırakmış, minyatürlüğünün farkına varmaksızın ömrünü, ideali olan ama ruhuna uygun olmayan Batılı anlayışla çerçevelediği sahne üzerinde heba ederek asıl macerasını hiç yaşamadan geride bırakmıştır.”
Quote by Beliz GÜçbilmez
Work
Zaman / Zemin / Zuhur: Geçmişin Tiyatral Temsili - Doğrusal Perspektifli Resimden Minyatüre
Browse quotes and source details for this work. more
Author
You May Also Like
“Each day the sea is exactly the same. We seem no closer, and no farther from anything.”
Source: Challenger Deep
Source: The Future of the Mind: The Scientific Quest to Understand, Enhance, and Empower the Mind
Source: The Last Human
“The burdens in our minds is always heavier than the burdens on our shoulders!”
“That’s how we are programmed”
Source: The Polymorph
“Ignorance was a form of bliss, I guess, until it wasn’t.”
Source: Stoneslayer: Book One Scandal