Quotessence
Home / Quotes / Quote by Sunday Adelaja

Quote by Sunday Adelaja

Author

Sunday Adelaja
Sunday Adelaja

Sunday Adelaja is a prominent pastor known for his unique leadership style and influence. Born on May 28, 1967, he has a wide following in the Christian community, particularly in Africa and globally. more

You May Also Like

“bağımsız ve özerk olmak, bağımlı olmaktan daha iyidir. ancak bu görüntü yanıltıcıdır. hepimiz belirli ilişkiler içine doğarız ve hayatımız boyunca değişik şekillerde bu ilişkilere bağımlı olarak yaşarız. başkalarıyla kurduğumuz ilişkilerde onlar da bize bağımlı olurlar. ebeveyn çocuk ilişkisi bağımlı ilişkiye verilebilecek en iyi örnektir. genel olarak çeşitli şekillerde birbirimize yaslanırız. mesela arkadaşlarımıza. onlarla sohbet etmek farklı konularda fikir alışverişinde bulunmak, bazı konuları değerlendirmek ya da birlikte gülmek eğlenmek için ihtiyaç duyarız. yazarların redaktörlere onların eleştirel yaklaşımına ihtiyacı vardır. akademik felsefecilerin çalışmalarını değerlendirmek için meslektaşlarına ihtiyaçları vardır. depresyondaki kişi daha fazla çevresine yaslanma ihtiyacı hisseder. bunlar ev doktoru, psikiyatr, eş, ilaç, arkadaş, köpek olabilir ama bu da geçer. roller değişir ve sonra yaslanılan kişi o olur. bağımsızlık aşama aşama gelir. her bireyde farklıdır ve hayatın içinde değişiklikler gösterir. herkes hayata bebek olarak başlar. ayrıca belli bir ölçüde de bağımlı olmakta bir mahsur yoktur. ilişkilerde zenginlik kaynağıdır. birisini sevmek, kaderini ona bağlamak, ona ve onun nasıl olduğuna kısmen bağlı olmana yol açar. onun mutluluğu kısmen senin de mutluluğun olur. bundan kaçınmak çorak ve soğuk bir hayat anlamına gelir.”

“Arkadaşlıklarda, dostluklarda, sevgilerde, karşısındakini ele geçirilecek bir ülke gibi görenler vardır. Tedirgin eder beni böyleleri. Dedikodu gibi olmasın, Yılmaz öyledir. Onu çocukluğundan bu yana tanıyor, kendisiyle yıllardan beri düşünce alışverişinde bulunuyor olmaklığım, beni, başkalarıyla ilişkilerinde çok gördüğüm bu tutuma alıştırdı. Saygılı bir barış durumudur aramızdaki. Buna karşılık, karşısındakini tanımak isteyen, karşılıklılık gözeterek biribirilerini biribirilerine açan, veren insanların yakınlıkları, destek görmelidir; hiç değilse, benden... Bir de pattadak çıkagelenler vardır, senden istediğini senin rızanla alan, seni kendine bağlamasını başaranlar vardır... Günün birinde geldikleri gibi giderler. Ya alacaklarını aldıkları, bu da kendilerine yettiği için... Tabii, bu durumda, ilk öbektekiler gibi davranmış olurlar: Yağma bitmiştir... Ya da sen onlara, kabul etmek istemedikleri bir ölçüde bağlandığın için. Yani "başkası yağmalanır ama ben, başkasının kullanabileceği bir toprak değilim," türünden bir tutum... Senden uzaklaşırken senin ne düşündüğünü hiç merak etmezler...”

“İç temizlemeler gene işe yarıyor; kızdıkları biraz sonra karşısına çıktıklarında onlara gene yılların sevgisiyle yönelebiliyor, ilişkisini sürdürüyor. Ama hesaplaşmalar arttıkça, eşini dostunu da, kendini de, tartıp ölçtükçe, ilişkilerinde birtakım ayıklamalar, ayarlamalar yapma gereğini de duyuyor. Kızıp durduğu ama hala sevdiğini sandığı bir kişi, karşısına, uzun bir görüşmeme süresinden sonra, yeniden çıktığında o insanın kendi için artık kapatılmış dosyalar rafına kendiliğinden kalkmış olduğunu kavrıyor; ne yalan söylemeli, seviniyor öyle olmasına. Ölüleri taşımak kolay değil; hele öldüğünü fark etmeden, diri diye birini yıllar yılı gönlünde taşımak... Pis iş, diyor.”