Quotessence
Home / Quotes / Quote / Image

Quote image editor Diana Wynne Jones

Back to previous page

“...Tüm bunlar Bahar Bayramı için son derece normaldi, ama Sophie bundan da korkmuştu. Mavi-gümüş renkte, şahane bir kostüm giymiş genç bir adam Sophie'yi görüp ona yanaşmaya kalktığında, Sophie bir dükkanın girişine çekilip saklanmaya çalıştı. Genç adam şaşkınlıkla ona baktı. "Merak etme, seni minik gri fare," sesi gülerek, yüzünde ona acıyormuş gibi bir ifade vardı. "Sadece bir içki ısmarlamak istemiştim. O kadar korkmana gerek yok." Bu acıma dolu bakış Sophie'yi utanç içinde bıraktı. Üstelik karşısındaki son derece havalı bir delikanlıydı. İnce ve zeki görünen bir yüzü vardı -aslında epey yaşlıydı, yirmilerinde görünüyordu- ayrıca sarı saçlarını özenle taramıştı. Kenarları fistolu ve sırma işlemeli manşetlerinin tülleri Meydan'daki diğerlerinden daha uzundu. "Ah, hayır, teşekkür ederim, müsaadenizle efendim," diye kekeledi Sophie. "Ben... ben kardeşimi görmeye gidiyordum." "O halde buyrun gidin," diyerek güldü olgun, genç adam. "Ben kimim ki hoş bir hanımı kardeşini görmekten alıkoyacağım? Sizinle yürümemi ister misiniz, çünkü çok korkmuş görünüyorsunuz." Bunu iyi niyetle söylemesi Sophie'yi daha da utandırmıştı. "Yok. Hayır, teşekkür ederim efendim!" dedi telaşta ve adamı hızla geçip yola koyuldu. Adam koku da sürmüştü. Koşarken sümbül kokusu onu takip ediyordu. Cesari'nin dışındaki minik masaların arasından geçmeye çalışırken, "Ne kibar biri!" diye düşündü Sophie.” — Diana Wynne Jones

Quote 1080 x 1350 Instagram portrait
More
Platforms
Pure ratios
...Tüm bunlar Bahar Bayramı için son derece normaldi, ama Sophie bundan da korkmuştu. Mavi-gümüş renkte, şahane bir kostüm giymiş genç bir adam Sophie'yi görüp ona yanaşmaya kalktığında, Sophie bir dükkanın girişine çekilip saklanmaya çalıştı. Genç adam şaşkınlıkla ona baktı. "Merak etme, seni minik gri fare," sesi gülerek, yüzünde ona acıyormuş gibi bir ifade vardı. "Sadece bir içki ısmarlamak istemiştim. O kadar korkmana gerek yok." Bu acıma dolu bakış Sophie'yi utanç içinde bıraktı. Üstelik karşısındaki son derece havalı bir delikanlıydı. İnce ve zeki görünen bir yüzü vardı -aslında epey yaşlıydı, yirmilerinde görünüyordu- ayrıca sarı saçlarını özenle taramıştı. Kenarları fistolu ve sırma işlemeli manşetlerinin tülleri Meydan'daki diğerlerinden daha uzundu. "Ah, hayır, teşekkür ederim, müsaadenizle efendim," diye kekeledi Sophie. "Ben... ben kardeşimi görmeye gidiyordum." "O halde buyrun gidin," diyerek güldü olgun, genç adam. "Ben kimim ki hoş bir hanımı kardeşini görmekten alıkoyacağım? Sizinle yürümemi ister misiniz, çünkü çok korkmuş görünüyorsunuz." Bunu iyi niyetle söylemesi Sophie'yi daha da utandırmıştı. "Yok. Hayır, teşekkür ederim efendim!" dedi telaşta ve adamı hızla geçip yola koyuldu. Adam koku da sürmüştü. Koşarken sümbül kokusu onu takip ediyordu. Cesari'nin dışındaki minik masaların arasından geçmeye çalışırken, "Ne kibar biri!" diye düşündü Sophie.
— Diana Wynne Jones