Quotessence
Home / Quotes / Quote by Brian O'Doherty

Quote by Brian O'Doherty

Work

The Strange Case of Madamoiselle P.

Browse quotes and source details for this work. more

Author

Brian O'Doherty

Browse famous quotes and profile details for Brian O'Doherty. more

You May Also Like

“Henüz koca bir cephaneliğin, 'burjuvazi'yi korkutacak araçlarla dolu olduğu bir zamanda, çıplak gerçeğe katlanamadığını söyleyerek onu sarsmak ve utandırmak görece zararsız bir şeydi. Bu aygıtın yaratıcı zenginliği tükendikten sonra, onun yerini, soyutlamayı kuramın en yüksek tepelerine tırmandırarak, 'burjuvazi'yi her şeye ve herkese karşı suçlu ilan eden kapsamlı bir çaba aldı: Mahkemede, işaret parmağını müphem bir suçluluk ufkuna doğrultmayan tek bir savunma düşünülemezdi.”

“Gerçekten de şeriat hükümleri, kaynaklarıyla belirteceğimiz gibi, köleliğin “doğal” bir kuruluş olup “köle” ile “hür” arasında hukuki eşitsizlikler bulunduğunu, savaşlarda alınan esirlerin köle (ya da cariye) olarak paylaşılmasının “Tanrı emri” olduğunu ortaya vurmaktadır. O kadar ki, Kur’an’da Tanrı’nın büyük cömertlikle Muhammed’e ganimet olarak köleler, cariyeler helal ettiği dahi yazılıdır. Ayet şöyle: “Ey Muhammed! …Allah’ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri sana helal kıldık…” (K. 33 Ahzab Suresi, ayet 50)”

“Kur’an’a göre insanlar "hür" ve "köle" olmak üzere yaşam sürerler. "Köle" insan, başkasının mülkü sayılan, onun hizmetinde olan, onun tarafından yönetilen, alınıp satılabilen insan demektir (dişi köleye "cariye" denir). Köle olmayan, ya da kölelere efendilik yapanlar ise “hür” sayılırlar. Ancak ne var ki Kur’an’ın "hür" olarak tanımladığı insanlar dahi aslında gerçek anlamda hür (özgür) olmaktan uzaktırlar: gökten indiği söylenen buyrukların uygulayıcısıdırlar; yani özgür iradeye sahip olarak is görme olasılığından yoksundurlar. Çünkü Kur’an’a göre Tanrı insanları (ve cinleri) esas itibariyle kul diye yaratmıştır. "Kul" sözcüğü Kur'an'da "abd" olarak geçer ki esas itibariyle "köle" anlamındadır.”

“Tüm İslam ülkelerinde kölelik, yirminci yüzyıla gelinceye kadar “doğal” ve “resmi” bir kuruluş olarak iş görmüştür; panayırlarda ve esir pazarlarında insanlar, tıpkı hayvanlar gibi parayla alınıp satılabilmişlerdir. 20. yüzyılın başlarında kölelik, Müslüman ülkelerde resmen kaldırılmaya başlanmış olmakla beraber, ne uygulanması gerçekten yok edilebilmiş ve ne de zihniyet olarak terk edilebilmiştir. O kadar ki İslam dünyasının en büyük “bilim” yuvası sayılan el-Ezher Üniversitesi, köleliğin Kur’an’dan kaynaklanan bir kuruluş olduğunu ve savaş esirlerinin “köle” olarak kullanılmalarının doğal olduğunu savunmaktan geri kalmamıştır (Bkz. “Macalla”, Temmuz 1962). Yine bunun gibi 1962 yılında Kral Faysal, Batı ülkelerinin zorlamasıyla köleliği kaldırır görünürken, din adamları, bu kuruluşun temellerinin Kur’an’da yattığını söyleyerek, direnme yolunu seçmişlerdir.”

“Kölelik Araplar arasında yerleşik bir kuruluş idi. Eğer Tanrı köleliği bir anda kaldırmış olsaydı, halk ayaklanır, kargaşalık olurdu.” Söylemeye gerek yoktur ki böyle bir iddia, Tanrı’yı “acz” içerisinde, “güçsüz” bir “Yaratan” imiş gibi gösterip Tanrı fikrini zedelemekten başka bir ise yaramaz. Zira iktidarına sınır bulunmayan ve her şeyi dilediği gibi yaratıp dilediği sekle sokabilen bir Tanrı’nın, kölelik gibi kötü bir kurulusu, sırf halk ayaklanır endişesi ile yasaklamadığını söylemek, O'nun iktidarını ve yüceliğini inkâr demek olur Öte yandan toplum düzenini sağlamak üzere en sert ve amansız cezaları öngörmekten geri kalmayan (örneğin şarap içimini yasaklatan, ya da hırsızın bileklerinin kesilmesini emreden) bir Tanrı’yı: “Köleliği yasaklarsam toplumda kargaşalık çıkar" mazeretine sığınmış gibi göstermek, Tanrı fikrini küçültmekten başka bir şey değildir.”