Quotessence
Home / Quotes / Quote by Hüseyin Nihal Atsız

Quote by Hüseyin Nihal Atsız

“Milliyetçilik büyük ve asîl bir inançtır. Bir fedakârlık duygusudur. Hiçbir karşılık beklemeden kendini yok etmek düşüncesidir. Bu bakımdan dinden de üstündür. Dindar, yarınki bir âlemin cennetine ve nimetlerine kavuşmak için kendisini feda eder. Bu fedakârlık, hiçbir şey ummadan kendisini yokluğun karanlıklarına atan bir milliyetçinin fedakârlığı ile asla ölçülmez. Böyle bir ölüm, çirkin bir hayattan daha çok insana yakışır. Hayatı, bu şekilde insanî anlamı ile telkin etmek milliyetçilik felsefesinin baş ilkesidir.”

Quote by Hüseyin Nihal Atsız

Work

Türk Ülküsü

Browse quotes and source details for this work. more

Author

Hüseyin Nihal Atsız

Browse famous quotes and profile details for Hüseyin Nihal Atsız. more

You May Also Like

“Bir nesli milliyetçi olarak yetiştirmenin birinci şartı okullarda ona millet sevgisi, millet uğruna fedakârlık düşüncesi aşılamak, geçmiş yüzyılların millî miraslarını öğretmektir. Bunu yapabilmek için milliyetçi öğretmen, milliyetçi ders programı lâzımdır. Solcu-kozmopolit yazarların eserlerini okutan edebiyat öğretmenleri, kozmopolit tarih kitaplarıyla milliyetçi gençlik yetişmez. Hele küçük çocuklara hitap eden dergilerin zararlı telkinleri ancak kanunun sert tedbirleriyle önlenebilir.”

“Her şeyden önce ahlakımızın ve seciyenizin kuvvetine istinat ediniz. Her şeyden önce memleketiniz ve milletiniz için çalışınız. Bu yolda yürürken budala, safdil, aptal diyecek veya o gözle bakacak kurnazlara ve züppelere rast geleceksiniz. Gençler… Aptallığı ve safdilliği, hırsızlık ve ahlaksızlığa tercih ediniz. Osmanlı devletini ve meşrutiyet Türkiye’sini lekeleyen çirkefleri Cumhuriyet tarihine bulaştırmamak en büyük mefkûreniz olsun. En küçük memuriyetlerden en büyük makamlara kadar geçeceğiniz yollarda dürüst olunuz. Arkanızda karanlık, çamurlu ve çirkefli dedikodular yerine; berrak, temiz, nurlu ve sitayişli izler bırakmaya çalışınız.”

“That, my dear detective, was the other San Francisco. You've probably seen it before, just out of the corner of your eye. You've probably dismissed it all your life. Maybe you always told yourself you'd just had too much to drink." She paused, her gaze heavy on his face. MacMillian squirmed. "But I'm guessing you always knew better." His head was throbbing. He shook it once, twice, but it didn't clear. "I don't get it, Miss..." "Alan," she supplied. He nodded. "Ms. Alan. Why are you here?" Her eyes darkened. "Because there are things that go bump in the night, Mr. MacMillian. It's my job to bump back.”

“I shall never forget my first sight of Mary Cavendish. Her tall, slender form, outlined against the bright light; the vivid sense of slumbering fire that seemed to find expression only in those wonderful tawny eyes of hers, remarkable eyes, different from any other woman's that I have ever known; the intense power of stillness she possessed, which nevertheless conveyed the impression of a wild untamed spirit in an exquisitely civilised body—all these things are burnt into my memory. I shall never forget them.”