Quotessence
Home / Topics / Historical Research Quotes

Historical Research Quotes

Browse 59 quotes about Historical Research.

Historical Research Quotes

“How did I become President? I began by setting an example, hanging out my own dirty laundry in front of Village Earth right from the start. Every ugly little life secret became a matter of public record. Of course, that included sordid love-life details.”

“Future Politics Effecting change in national politics was mostly a matter of making better use of online forums, encouraging voters to press forth with hard questions, providing statistics and solutions. Direct-to-voter referendums became an increasingly common way of effecting national policy. If Congress were deadlocked over a particular issue, the voters would be asked to make up their minds for them in the form of an online referendum.”

“The sphere of ‘historical research’ does not readily or exactly correspond with that of ‘archival practice’ but the notion that even if a single component of the latter is omitted from the former that that then validates the profession’s collective defenestration of all issues historical fails to appreciate the complexity of all arguments. R. E. Stansfield-Cudworth, ‘Archivists and Historians: Perspectives on the Place of Historical Research in Archival Practice’ (2015), p. 41.”

“A view of archivists as historians’ handmaidens accepts subservience, infers disciplinary subordination, and implies professional inferiority, which does not realise the scale and extent of archivists’ true accumulated expertise. Consequently, if we invert the proposition to pose not whether historians make better archivists but whether archivists make better historians, it is possible to consider not whether archivists should be scholars and engage in historical research but whether the realm of historical scholarship should incorporate archivists and archival activities. R. E. Stansfield-Cudworth, ‘Archivists and Historians: Perspectives on the Place of Historical Research in Archival Practice’ (2015), p. 46.”

“You'll find that historical research is extremely soothing. When you spend all day among old papers, the people come alive for you, and you begin to see the present through different eyes. You'll see. You view young people knowing that this is only one moment in time and it's passing very quickly. It's comforting. You begin to understand that time is no more than a trick of the mind; some days I'm convinced that my young self is still here, somewhere, just walking down a different street." Anne”

“Some writers don't believe they're ready to begin writing the story until they've finished all the research they can think of to do — until they're sure of everything. That's a logical approach, of course. The more factual knowledge, the less likelihood you'll have to throw out a lot of glorious prose when you find out that something you assumed to be true wasn't. But one problem with delaying your start until the research is all done is that the research is never all done.”

“Before you're ready to tell that story well, you might have to study and learn the equivalent of an entire specialized college education on the society in which your story takes place, because all sorts of things were happening that you need to understand before you can even begin to tell a story in that milieu.”

“Türkçülük, Türk milliyetçiliğinin adıdır. Kelimenin sonundaki ek, yerine göre, mensupluk, sevgi, taraftarlık gösteren bir ektir. Türkçülük de Türk sevgisi ve taraftarlığı demek olduğuna göre, kelime, yerinde kullanılmıştır. Başka milletlerin Türk taraftarlığı ve Türk sevgisi bu kelime ile ifade olunamaz: Zaten başka milletlerin Türk’ü sevmesi de gerçekten bir sevgiye değil, geçici bir nezakete, çıkara, siyasi zaruretlere işarettir. Türk’ü, gerçek olarak, Türk’ten başkası sevmez.”

“Gerçekte ise, bugün, Türkiye’de fikir akımları arasında yerli ve mili olan tek fikir Türkçülüktür. Faydalı veya zararlı olsun, ötekilerin hepsi dışardan gelmiştir: Komünizm, bize, Rusya’dan aktarılmış ve bir vatan ihaneti halini almıştır. Milletlerarası Yahudi aleti olan Masonluk, Balkanlar yolu ile Türkiye’ye girmiştir. Bugün itibarda olan demokrasinin vatanı İngiltere, sonra Fransa’dır. Epey taraftarı bulunan iktisadi liberalizm ve devletçilik de yabancı köklüdür. Bir zamanlar gazetelerde ve Meclis içinde taraftarları görülen Faşizm, İtalya ve Almanya’da doğmuştur. Hatta bugün Türklerce benimsenip milli bir hale gelmiş bulunan müslümanlık bile aslında Türk köklü değildir. Türk köklü tek fikir, tek ülkü yalnız Türkçülüktür. Bu bakımdan da milli şuurumuzun gelişmesi nisbetinde büyüyecek, güçlenecek ve atılışlar yapacaktır.”

“Türkçülüğün, sert bir ahlakı vardır. Türkçü kendisini mühimsemez, alçak gönüllüdür, suç yapmışsa ve yanılmışsa itiraf eder. Geçmişe ve eski değerlere bağlıdır. Eski Türkçüleri devirerek yükselmeyi düşünmez. Kalbi yalnız milletine hizmet etmek duygusu ile vurur. Bencillik davasında değildir. Her dinde ve her ahlak prensibinde kötü olan yalan, iftira gibi küçüklüklerin yanından bile geçmez. Kendisine soykütüğü uydurmaz ve hele babası veya dedesi şüpheli bir çevreden gelmiş birisi ise, bu şüpheyi gidermek için kendisini Anadolu’nun koyu Türk çevrelerinden birisine yamamak teşebbüsüne girişmez.”

“Bütün Türkleri kurtarmak milli hakkımızdır. Milli hakkımız olmasa bile bize karşı duyulan bu büyük sevgiden sonra, insanlık görevimiz haline gelmiştir. Millerleri büyüten şeyler, milli ve insani hareketlerdir. Zulüm altında inleyen tutsak Türkleri kurtarmak için yapılacak fedakarlıktaki ihtişam o kadar parlaktır ki, Türklüğün ölmezliğinin senetlerinden biri olacaktır.”

“Milleti yapan unsurlardan biri de din olduğuna göre, Türklerin dini üzerinde de durmaya mecburuz. Hiç şüphe yok ki, Türklerin dini müslümanlıktır. Eski dinimiz olan şamanlıktan da bazı unsurlar alarak bir Türk müslümanlığı haline gelen bu din, on yüzyıldan beri bizim milli dinimiz olmuştur. Bununla beraber Türk olmak, için mutlaka müslüman olmaya lüzum yoktur. Çünkü bu günkü Türkler arasında birkaç yüzbin şaman, birkaçyüzbin hıristiyan ve hatta birkaç bin Musevi Türk (Karayımlar)de vardır. Din ayrılığı yüzünden bunları Türklükten çıkarmaya hakkımız yoktur. Zaten, hıristiyan Türkler olan Gagavuzların Türkiye'de yerleşenleri, çoğunlukla müslüman olmuşlardır. Onlar bunu, Türklüğün vazgeçilmez bir şartı saydıkları için yapmışlardır.”

“Türkçülük, Türk soyunun tarihi geleceğine dayanarak, kadın hususunda hür düşüncelidir ve kadına saygı beslemektedir. Ancak, kadının koket derecesine düşmesine de şiddetle karşıdır. Kadına saygı beslemek, onu erkekle kayıtsız şartsız eşit tutmak anlamına gelmez. Tanrı'nın ayrı yarattığı iki cinsi bir tutmak, tabiat yasalarına aykırı bir davranıştır. Kadınların her türlü öğrenimi yapmalarına ve bazı durumlar dışında her mesleğe girmelerine taraftarız. Fakat aile yapısının korunması bakımından kadının her şeyden önce analık ve evdeşlik görevini yapmasını isteriz.”

“Yirminci yüzyılda müspet ilimin ve batı medeniyetinin ışığı altında, medenî milletlerin ve toplumların dine bütün varlıklarıyla sarılmış olduklarını görüyoruz. Çünkü Tanrı inancı ve dolayısıyla din, fert olarak da, millet olarak da vazgeçilmez manevî ve ahlâkî büyük bir dayanaktır. Bu sebeple, bugünkü Türk dünyasının dayandığı iki esaslı temelden birisini teşkil eden İslâm dininin, millî varlığımızın ayrılmaz bir parçası olduğuna inanıyoruz.”

“Millî şuur ve gurura malik liderlerin en büyük faydası, toplumu aşağılık duygusuna düşmekten korumaktır. Bir millet büyük iş yapabilmek için, kendisinin büyük millet olduğu inancını duymalıdır. Atatürk devrinde, Türk milleti nüfus, servet, teknik ve kültür bakımından bugüne göre çok geride olmasına rağmen manevî güç bakımından kudretliydi ve onun içindir ki kendisinde her tehlikeyi yenebilmek inanç ve kuvvetini buluyordu.”

“Milliyetçilik kendisini reklam ederken daha olgun kafalara hitap etmek mecburiyetindedir. Komünizmi en iptidaî insana anlatmak ve kabul ettirmek kolaydır. Zaten onlar yalan söylemekten de asla çekinmedikleri için her fert veya zümreye göre söyleyecekleri yalanlar hazırdır. Milliyetçilikte ise ne yalana tenezzül, ne dünya cenneti, ne de ahret cenneti vaadi vardır. Milliyetçilikte yalnız tek yasa vardır: Görev yapılacaktır.”

“Milliyetçilik büyük ve asîl bir inançtır. Bir fedakârlık duygusudur. Hiçbir karşılık beklemeden kendini yok etmek düşüncesidir. Bu bakımdan dinden de üstündür. Dindar, yarınki bir âlemin cennetine ve nimetlerine kavuşmak için kendisini feda eder. Bu fedakârlık, hiçbir şey ummadan kendisini yokluğun karanlıklarına atan bir milliyetçinin fedakârlığı ile asla ölçülmez. Böyle bir ölüm, çirkin bir hayattan daha çok insana yakışır. Hayatı, bu şekilde insanî anlamı ile telkin etmek milliyetçilik felsefesinin baş ilkesidir.”

“Bir nesli milliyetçi olarak yetiştirmenin birinci şartı okullarda ona millet sevgisi, millet uğruna fedakârlık düşüncesi aşılamak, geçmiş yüzyılların millî miraslarını öğretmektir. Bunu yapabilmek için milliyetçi öğretmen, milliyetçi ders programı lâzımdır. Solcu-kozmopolit yazarların eserlerini okutan edebiyat öğretmenleri, kozmopolit tarih kitaplarıyla milliyetçi gençlik yetişmez. Hele küçük çocuklara hitap eden dergilerin zararlı telkinleri ancak kanunun sert tedbirleriyle önlenebilir.”

“Her şeyden önce ahlakımızın ve seciyenizin kuvvetine istinat ediniz. Her şeyden önce memleketiniz ve milletiniz için çalışınız. Bu yolda yürürken budala, safdil, aptal diyecek veya o gözle bakacak kurnazlara ve züppelere rast geleceksiniz. Gençler… Aptallığı ve safdilliği, hırsızlık ve ahlaksızlığa tercih ediniz. Osmanlı devletini ve meşrutiyet Türkiye’sini lekeleyen çirkefleri Cumhuriyet tarihine bulaştırmamak en büyük mefkûreniz olsun. En küçük memuriyetlerden en büyük makamlara kadar geçeceğiniz yollarda dürüst olunuz. Arkanızda karanlık, çamurlu ve çirkefli dedikodular yerine; berrak, temiz, nurlu ve sitayişli izler bırakmaya çalışınız.”

“Sociologists and historians have avoided looking for the family sources of wars and social violence. Whenever a group produces murderers, the early parental relationship must have been abusive and neglectful. Yet this elementary truth has not even begun to be considered in historical research; just stating that poor mothering lies behind wars seems blasphemous.”

“Very strange bridges are used to make the passage from one state of things to another; we may lose sight of them in our surveys of general history, but their discovery is the glory of historical research. History is not the study of origins; rather it is the analysis of all the mediations by which the past was turned into our present.”

“So these liberals say historical research can't possibly discover the Jesus of faith, because the Jesus of faith is not rooted in history. He's merely a symbol. But listen: Jesus is not a symbol of anything unless he's rooted in history. The Nicene Creed doesn't say, "We wish these things were true." It says, "Jesus Christ was crucified under Pontius Pilate, and the third day he rose again from the dead,' and it goes on from there.”

“There is no need for historical research. The war didn't take place a thousand years ago. Over a million Iranians served at one time or another in the war fronts and most of them are living ordinary lives today and are available for interviews. These stories are largely unknown in Iran and when I tell them to my friends or students they usually laugh.”

“If one were to claim that the U.S. occupation forces in Iraq have been provided with "keys to heaven" by the Pentagon, would that need historical research to be disproved or would you just say, "That's just propaganda"? Indeed, how can you disprove the claim that U.S. soldiers have such keys? Or why should you disprove such ridiculous claims? It is the accusers who must provide the evidence.”

“The initiative of the Five Year Plan and of the accelerated collectivization belongs entirely to the Left Opposition, in uninterrupted and sharp struggles with the Stalinists. Not having the possibility of occupying myself here with long historical researches, I will limit myself to a single illustration. The Dnieprostroy is considered with right as the highest achievement of Soviet industrialization. Yet [Joseph] Stalin and his followers ([Clim] Voroshilov and others) a few months before the beginning of the work were decided opponents of the Dnieprostroy plan.”