“... İyi dinle. Sevgiyi düşündüm ve bir çözüme vardım. Nerede yanıldığımızı anladım. Diyelim ki insan ilk kez seviyor. Peki neyi seviyor?” Çocuğun yumuşak dudakları yarı aralıktı. Hiç sesini çıkarmadı. “Bir kadını,” dedi yaşlı adam. “Bilimsiz, dayanaksız, Tanrı’nın dünyasındaki en tehlikeli ve kutsal deneyime girişiyor. Bir kadını seviyor. Tamam mı, evlat?” “Evet,” dedi çocuk yavaşça. “Sevmeye yanlış yönden başlıyor. En sonundan başlıyor. Böyle çile çekmesine şaşacak ne var? İnsan nasıl sevmeli biliyor musun?” Yaşlı adam uzanıp çocuğun deri ceketinin yakasını tuttu. Hafifçe sarstı onu. Yeşil gözlerini hiç kırpmadan ciddi ciddi bakıyordu. “Evlat, sevmeye nereden başlamalı biliyor musun?” Çocuk daha da büzülmüş, kımıldamadan oturmuş dinliyordu. Yavaş yavaş başını ikiyana salladı. Yaşlı adam ona doğru eğilip fısıldadı: “Bir ağaçtan. Bir taştan. Bir buluttan.” Carson MccullersKüskün Kahvenin TürküsüThe Ballad Of The Sad Cafe Book:The Ballad of the Sad Cafe Source: The Ballad of the Sad Cafe