Quotessence
Home / Quotes / Quote by Sinan Meydan

Quote by Sinan Meydan

“Padişah Vahdettin'in yarattığı iç savaş, milli hareketi çepeçevre saracak bir şekilde çıkarılmıştır. Aznavur isyanı, Biga, Gönen ve Karacabey civarını kaplamış, Adapazarı, Düzce, Bolu ayaklanmaları Ankara Beypazarı'na kadar yayılmış, Konya'da Delibaş Mehmet İsyanı ve Yozgat' ta Çapanoğlu isyanı Ankara'yı tehdit etmeye başlamıştır. Görüldüğü gibi milli hareketin merkezi Anakara dört bir yandan isyancılarla kuşatılmıştır. Sayfa:222”

Quote by Sinan Meydan

Work

Cumhuriyet Tarihi Yalanları

Browse quotes and source details for this work. more

Author

Sinan Meydan

Browse famous quotes and profile details for Sinan Meydan. more

You May Also Like

“Vahdettin ve Atatürk'ün "devletin kurtuluşu"ndan anladıkları çok farklı şeylerdir. Vahdettin'in "devletin kurtuluşu" yöntemi, İngilizleri memnun etmek ve onların desteğini almak biçimindeyken; Atatürk'ün "devletin kurtuluşu" yöntemi, bütün düşmanlara karşı mücadele ederek tam bağımsızlığı elde etmek biçimindedir. Ayrıca, Vahdettin "devletin kurtuluşu" derken, aynı zamanda kendi tahtı ve tacını kastederken, Atatürk, "devletin kurtuluşu" derken, ulusun egemenliğini kastetmektedir. Sayfa : 239”

“Mustafa Kemal Atatürk, "orduları dağıtılmış, silahları elinden alınmış, bütün tersanelerine girilmiş, bütün haberleşmesine el konulmuş ve dört bir yanı bilfiil işgal edilmiş" Anadolu'nun bağrında, yokluk ve yoksulluk içinde, neredeyse sıfırdan bir ordu kurarak İngilizi,Fransızı, İtalyanı ve onların maşası durumundaki Yunanı, Anadolu yaylasına gömmüştür. Bunun adı, neresinden bakılırsa bakılsın, dünyadaki ilk antiemperyalist zaferdir. Sayfa : 296”

“Türk genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, ‘Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır.’ demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır. Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, ‘Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir.’ diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, ‘Demek adliyeyi ıslah etmek, rejime göre düzenlemek lazım.’ diyecek. Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haklı ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, ‘Ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.’ İşte benim anladığım Türk genci ve Türk gençliği!”