Quotessence
Home / Quotes / Quote by Mehmet Murat Ildan

Quote by Mehmet Murat Ildan

“The desired modernization and rationalisation of Turkey will never be realised till the day the Modern Turks of Atatürk come to power because only modern and rational minds can create a modern and a rational country!”

Quote by Mehmet Murat Ildan

Author

Mehmet Murat Ildan
Mehmet Murat Ildan

Mehmet Murat Ildan is a renowned Turkish writer born on May 16, 1965. His works span various literary forms including novels, essays, and poetry, and have gained widespread popularity among readers. more

You May Also Like

“Sadrazam İzzet Paşa'nın kardeşi Esat Paşa'yı pek sayardı. O da süvari komutanı imiş. Bir an olmuş ki bu süvariyi düşman üstüne sürmek lüzumunu duymuş. Yüzde yüz ölüm, Esat Paşa'ya emir vermiş. Hiç durmaksızın: -Baş üstüne! demiş. Mustafa Kemal: -Galiba anlamadı! diye tereddüt etmiş: -Ne yapacağınızı acaba iyice ifade edebildim mi? diye sormuş -Evet Paşam, ölmekliğimizi emrediyorsunuz. Sonra bu harekete sebep kalmamış. Esat Paşa ve süvarileri yaşamışlar. Mustafa Kemal'in erleri onlar, komutanları bunlardı.”

“6 Kaan yılı, Zak ayı 2 Maluk günü başlayan korkunç yer sarsıntısı, 13 Şuen'e kadar devam etti. Mu Kıtası felakete kurban gitti. Mu ülkesi iki kere kalktıktan sonra bir gece çöktü, üstünü sular kapladı. Toprak birkaç defa havaya kalktı ve oturdu. Felaket, 64 Milyon insanın ölümüne sebep oldu. " Mu, Zak ayının 13. cuma günü batmıştı. O günden sonra insanlar 13'ün uğursuzluğuna inandı. (Theotihuacan Palenk Mabedi Piramidi, Meksika...) - Giriş Bölümü-”

“18 Mart Çanakkale Zaferinin yıl dönümü nedeniyle Gelibolu Yarımadasındaki şehitliklerin bulunduğu yerde düzenlenen anma törenine Atatürk de çağrılı bulunuyordu... O günkü törende çelengi koyacak bir yer bulamayınca hemen Atatürk'e koştular: — Paşam, bizim çelengi nereye koyalım? diye sordular. Tarihin en korkunç müdafaa ve hücumunun geçtiği alanda, o günleri yaşar gibi dalgın ufka bakan Anafartalar Kumandanı, kendisinden cevap bekleyen vali, komutan ve beraberindekilere dönüp: — "Türk kanıyla sulanmış bu toprakların her köşesi, bir Türk abidesidir. Çelengi nereye isterseniz oraya koyun, fark etmez... " dedi. Sayfa:197”

“Yemek sırasında hoş mu, yoksa nahoş demek mi lâzım kestiremiyeceğim bir olay geçti. Garsonlardan biri fazla heyecanlandığı için mi nedir, elindeki büyük porselen tabakla yere yuvarlandı. Sofradakilerin utanç içinde önlerine baktıkları anda Atatürk, sanki hiçbir şey olmamış gibi Kral'a doğru eğilerek "Bu millete her şeyi öğrettim, fakat uşaklığı öğretemedim" diye hem meseleyi kapattı, hem de ortalığı neşeye boğdu.”

“Atatürk'ün sofrasından kimler geçmemiştir ki... Mahalle arkadaşları, silâh arkadaşları, devrim arkadaşları, politikacılar, edipler, şairler, müzisyenler, bilim adamları, iş adamları, yabancı devlet başkanları, krallar... İşten ve yurt gezilerinden artan bütün ömrü sofrada geçmiştir denilebilir. Fakat burası hiç bir zaman bir içki ve cümbüş bayağılığına inmemiş, bir sohbet ve tartışma meclisi olarak kalmıştır. Eğlencenin yanı sıra en çetin devlet işlerinin karara bağlandığı bir meclis... Sayfa : 25”

“1920 yılı Kasım ayıydı. Soğuk bir gece yarısı Sirkeci Rıhtımı'ndan köhne bir şilebe bindim ve işgal gemilerinin arasından süzülerek İstanbul'dan kaçtım. Şilepte benim gibi gizlice Anadolu'ya geçip, Kuvayı Milliye'ye katılmak isteyen gençler vardı. Paşam 1 yıl önce çıkmıştı Samsun'a... Şimdi ben de O'nun gibi, gizlice Karadeniz'e açılan bir vapurla açılıyordum Anadolu'ya... Henüz 24 yaşındaydım. Tarih 10 Kasımdı... Ankara'ya Paşamı bulmaya gidiyordum." Sayfa:19 - Fikriye Hanım”

“Kurtuluş Savaşı yılları... Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda emeği geçen ama gölgede kalan insanların öyküleri... Bir yanda koşulsuz sevgisiyle Fikriye Hanım, diğer yanda çok partili sisteme geçme mücadelesinde İsmet İnönü, Fethi Okyar, Mustafa Kemal, parasız silahsız girişilen milli mücadeleye destek bulma çabaları ve 1. Dünya Savaşının seyrini değiştiren Çanakkale... Beğenerek okudum, hatta hiç duymadığım detaylara şaşırdım... Tarihi kitap okumayı sevenlerin beğenecektir.”

“2007... Isparta'da bir öğretmen, öğrencilerine "Atatürk portreli" tişörtler giydirip, Cumhuriyet mitingine götürdüğü için suçlu bulundu maaşı kesildi. 2008... İzmir Atatürk Lisesi'ne yapılan baskında, 3 Atatürk büstü, 2 Gençliğe Hitabe, 8 Nutuk ele geçirildi. Öğrencilerin beynini yıkamaya çalışan 9 "Atatürkçü yobaz" öğretmen derhal açığa alındı. .... 2012... Gece saat 04.00 sularında ellerinde çiceklerle duvardan atlayarak Anıtkabir'e girmeye çalışan 3 öğretmen ve 14 öğrenci, belediye zabıtaları tarafından coplandı. Zabıtaları protesto için toplanan Gazi Üniversitesi öğrencileri, tazyikli su ve göz yaşartıcı bombayla dağıtıldı. ..... 2015... Florya sahilinde "Atatürk yuvası" ortaya çıkarıldı. İzinsiz kamp kuran ve çadırlarında "Atatürk ilkeleri" eğitimi vermeye çalışan 5 öğretmen ve 78 öğrenci, "kıyı kanununa muhalefet" ve "fuhuş"tan savcılığa çıkarıldı. Çadırlar yıkıldı. .... 2019... Birleşmiş Milletler, Atatürkçülerin "mülteci" kapsamına alınamayacağını açıkladı. Bu arada Türkiye, Almanya'da tutuklu bulunan eski başsavcı Vural Savaş'ın yargılanmak üzere iadesini istedi. 2020... Atatürkçüler, Toroslarda kıskaca alındı. Stratejik ortağımız ABD, Atatürkçülerin imhası için, insansız uçaklarla anında istihbarat vereceğini açıkladı. Sayfa:55”