Quotessence
Home / Quotes / Quote by Taiye Selasi

Quote by Taiye Selasi

“A vida dela até aquele momento tinha parecido tão original, um conto tecido elegantemente, com um elenco brilhante de personagens - ela: a princesa sem mãe de um palácio vertical, o apartamento de quatro andares na Ilha Victoria; eles: amigos fervorosos e glamurosos de seu pai, os empregados; ele: o rei viúvo do castelo. Se tivesse tido uma morte apropriada à vida deles como ela a conhecia - em um acidente de carro, por exemplo, em seu amado Deux Chevaux, ou de câncer de fígado ou pulmão, até o fim fumando Caos e engolindo rum -, ela poderia ter tolerado a perda. Teria ficado em luto. Teria se descoberto uma órfã em um apartamento de quatro andares, depois de perder ambos os pais aos treze anos, mas teria sido, enlutada dessa forma, uma coisa que ela reconheceria (trágica) em vez daquilo que se tornou: uma parte da história (genérica).”

Quote by Taiye Selasi

Work

Ghana Must Go

Browse quotes and source details for this work. more

Author

Taiye Selasi
Taiye Selasi

Taiye Selasi is a Ghanaian-British writer known for her unique cultural background and insightful observations. Her works explore issues of identity, race, and gender in the context of globalization. Her notable works include 'Ghana Must Go' and 'The Beauty of Living Twice'. more

You May Also Like

“After the adrenaline of the disaster has passed and we face the dreariness of loss, despair lurks around the corner. Unable to attribute our misfortune to random chance, we wonder what we did wrong. Homes gone, dependent on the goodwill of strangers, fearing financial ruin perhaps with loved ones killed, we look for someone to blam, we turn to the outsider. A disaster can alter the behavior of the individual, like one who is part of a mob, divorcing us from our moral compass. We must remember the most dangerous threat in a disaster is the threat to our humanity.”

“If we are afraid of the pain of grief, we will be afraid of confrontation. We may not leave relationships that should be left for fear of grief. We may be reluctant to enter into relationships that should be entered into for fear of them not working and the consequent suffering. Love, surprisingly, helps to heal the loss of love. Not the soppy love of romantics. Not the self-seeking love of infatuated would-be lovers. Not weak, needy love, but real love. It says, “No matter what, I will do what is best for you, me, my child, my friend, and those I dedicate my love to. If that is painful, I will still choose it.”

“:Öleceğim, öleceğim, öleceğim :Derim, ateşten bir coşku içinde :Nereye gideceğim, ne yapacağım bilmiyorum; hastayım :Sanat’ın her türlüsüne tekmeyi basıp, Shubha’ya ulaşacağım, :Shubha, bana izin ver, gidip yaşayayım pelerinli kavununda :Safran perdeyi mahveden karanlığın dağılan gölgesinde, :Diğer çapaları topladıktan sonra, son çapa da beni terk ediyor :Artık dayanamıyorum, milyonlarca cam kırığı korteksimi yırtıyor, :Biliyorum, Shubha, rahmini aç, bana barışı getir :Her bir damar, kalbe gözyaşı taşıyor, :Beynin bulaşıcı taşları, sonsuz hastalık dışında bozuluyor :Anne, beni neden bir iskelet şeklinde doğurmadın? :Bir milyar ışık yılı boyunca gidip, Tanrı’nın kıçını öpebilirdim :Ama şimdi hiçbir şey beni memnun etmiyor, hiçbir şey kulağa iyi gelmiyor :Bir öpücükten fazlasıyla midem bulanıyor :Cinsel birleşme sırasında kadınları unuttum ve ilham perime döndüm :Güneş renkli idrar torbasının içine, :Tüm bu olan biten ne bilmiyorum ama hepsi oluyor işte, :Her şeyi yıkıp paramparça edeceğim :Açlığıma Shubha’yı çizip, onu yükselteceğim :Oh Malay :Kolkata ıslak ve kaygan organlar korteji gibi bugün, :Ama ben şimdi, bir başıma ne yapacağımı bilmiyorum :Hatırlama gücüm sararıp soldu, :Bırak da ölümün karşısına tek başıma çıkayım, :Cinsel birleşmeyi ve ölümü öğrenmek zorunda değildim :İşedikten sonra son damlayı dökme sorumluluğunu öğrenmek zorunda değildim :Gidip, karanlıkta Shubha’nın yanına uzanmak zorunda değildim :Nandita’nın göğsüne uzanırken, Fransız derisinin kullanılışını öğrenmek zorunda değildim :Gerçi, Aleya’nın taze çingülü rahminin sağlıklı ruhunu istedim :Nihayet beynimdeki tufanın ilticasına teslim oldum :Neden hala yaşamak istediğimi anlayamıyorum :Sefih Sabarna-Choudhury soyumu düşünüyorum :Yeni ve farklı bir şeyler yapmak zorundayım :İzin ver, son bir kez Shubha’nın göğsü kadar yumuşak yatağımda uyuyayım, :Şimdi, doğduğum dakikanın keskin parlaklığını hatırlıyorum :Vefat etmeden önce kendi ölümümü görmek istiyorum :Dünyanın Malay Roychoudhury ile yapabileceği hiçbir şey yok, :Shubha, izin ver birkaç dakikalığına zorlu, gümüşi rahminde uyuyayım :Bana barışı getir, Shubha, bırak huzura sahip olayım :İzin ver, iskeletim, günahım senin mevsimsel kan akışınla yeniden yıkansın :İzin ver, dölyatağında kendi spermimle kendimi yaratayım :Başka ana-babaya sahip olsaydım böyle olur muydum? :Bambaşka bir spermle ben Malay olabilir miydim? :Babamın başka bir kadınının rahminde ben Malay olabilir miydim? :Shubha olmasaydı, kendimden, tıpkı ölü erkek kardeşim gibi profesyonel bir centilmen yaratabilir miydim? :Cevaplar… bırak birileri bunları cevaplasın, :Shubha, ah Shubha :İzin ver de dünyaya senin şeffaf kızlık zarından bakayım :Yeniden yeşil şiltenin üzerine gel :Katot ışınlarının, mıknatıs görkemliğinin samimiyeti ile emilmesi gibi :1956’nın nihai karar mektubunu hatırlıyorum, :Klitorisinin çevresi aynı zamanda kurnazca süslenmiş :Güzel kaburga-yıkıcı kökler göğsüne doğru azalıyordu, :Aptal ilişkiler, anlamsız ilgisizliğin geçitinde şişirildi :Aaaaaaaaaaaaaaaaaaaah :Ölüp ölmeyeceğimi bilmiyorum :Sefahat, kalbin ayrıntıcı tahammülsüzlüğünde gürlüyordu :Bozup yok edeceğim :Hepsini, sanat uğruna parçalara ayıracağım, :Şiir için intihardan başka bir yol yok :Shubha, :İzin ver, ezelden beri kendine hakim olamayan vajinanın dudaklarına gireyim :Acısız çaba absürdlüğüne,”