Quotessence
Home / Quotes / Quote by İlhan Arsel

Quote by İlhan Arsel

“Muhammed, içinden çıktığı ortamın zihniyetine saplı olarak, insanların Tanrı tarafından eşit yaratılmadıklarına inanmıştı. Bu inanca saplı bir kimsenin, Tanrı’dan gelme çeşitli eşitsizlikler yanında, köleliğin de yer almış olmasına inanması kadar olağan ne vardır? Fakat bundan gayri bir de Arapları putlara tapmaktan vazgeçirtip tek bir Tanrı’ya taptırtabilmek için kölelik kurulusunu geçerli bilmiştir. Hemen ekleyelim ki bunu yaparken asıl düşündüğü şey, kendisini Tanrı’nın elçisi (peygamberi) imiş gibi gösterip Arapları, Tanrı’ya taparken kendisine taptırmak olmuştur.”

Quote by İlhan Arsel

Work

Şeriat ve Kölelik

Browse quotes and source details for this work. more

Author

İlhan Arsel

Browse famous quotes and profile details for İlhan Arsel. more

You May Also Like

“Muhammed, ömrü boyunca hizmetinde köle bulundurmuş, savaşlarda ele geçirilen esirlerin paylaşılması sırasında kendi payına düşen kölelere sahip olmuş, köle satın almış, elindeki köleleri para karşılığında satmış, ya da ona buna hediye olarak dağıtmış, ölümünden önceki Veda haccı vesilesiyle yaptığı konuşmada, köleleri efendilerine karsı sadık olmaya çağırarak: “... efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün Müslümanların ilencine uğrasın...” (Sahih-i Buhari Muhtasari... Cilt X. sh. 398) demiş, ve ölürken de karılarına büyük araziler, hurmalıklar ve bu arada hizmetinde bulunan köleleri miras bırakmıştır.”

“Modern man does not understand how much his "rationalism" (which has destroyed his capacity to respond to numinous symbols and ideas) has put him at the mercy of the psychic "underworld". He has freed himself from "superstition" (or so he believes), but in the process he has lost his spiritual values to a positively dangerous degree. His moral and spiritual tradition has disintegrated, and he is now paying the price for this break-up in worldwide disorientation and dissociation.”

“Muhammed'in “Cahiliyet” diye küçümsediği İslam öncesi dönemlerde kölelerin elleri “demir bukağı” (ki Türkçe'de buna “lâle” tabir olunur) ile boyunlarına zincirlenirdi; bundan dolayıdır ki bunlara “laleli esirler” denirdi. Hem haysiyet kırıcı ve hem de bedenî bakımdan eziyet ve işkence niteliğinde olan bu ilkel geleneği Muhammed değiştirmemiştir; köleliği bu şekliyle, yani kölelerinin ellerinin boyunlarına bağlanması usulüne uygun olarak sürdürmüştür. O kadar ki “laleli esirlerin” bu halini, ibret alınmak gereken bir şeymiş gibi Kur’an’da zikretmekten bile geri kalmamıştı”

“İnsanı kulluktan yukarı bir değere layık görmeyen Muhammed, köleyi daha da aşağı kertede bilir ve onu insandan bile saymazdı. Bunun nice örneklerinden biri, Müslüman kişilere dörde kadar "hür" kadın alma hakkı tanıdığı halde sayısız cariye alma olanağını tanımış olmasıdır. Hele kızı Fatima’nın üzülmesini önlemek maksadıyla damadı Ali'ye, birden fazla kadınla evlenme fırsatını vermediği halde dilediği kadar cariye alma olasılığını tanımış olması daha da ilginç bir örnektir. Anımsatalım ki Muhammed, çok karılı evliliğin kadın bakımından azap verici bir şey olduğunu bildiği için, çok sevdiği kızı Fatima’yı bu azaptan uzak kılmak maksadıyla damadı Ali'ye, başkaca bir kadınla evlenme izni vermemiştir; şöyle demektedir: “Fatima benim bir parçamdır, kim ki Fatima'ya kötülük eder, tıpkı bana (kötülük etmiş gibi) olur; kim ki onu hoşnut eder, beni hoşnut etmiş olur.”

“Teachers should be made aware of visual stress symptoms and the potential difference coloured lights, overlays and lenses could make to a learners perception.”

“The less gear you use, the more you grow as a photographer. Although there are fewer options available, you'll find more creative ways to capture what you feel! In a way, all your technical options before turn into creative solutions that improve your photography even more.”

“Every time we add a lens, it modifies how we experience the world. The difference between that contraption and a world view is that each time a new lens is added to our world view, the lenses remain in place. We must be vigilant about the lenses we admit, because they colour our view of the world, sometimes to our disadvantage. They can limit us, encourage us to seek to confirm evidence and make us hold on to mental models, business models and convictions even when they no longer serve us.”