“Kırk üç bin köyümüz var; birkaç yüz kasabamız var. İzmit'ten öteye Anadolu'ya açılın; Hadımköy'den öteye Trakya'ya gidin. Birkaç kombinenin dışında hep eski şartların devamını görürsünüz. Coğrafya yer yer esniyor. Sıkı bir nüfus siyasetine, sıkı bir istihsal siyasetine başlamamız lazım. Öğretme ve yetiştirme işleri için de aynı zaruretlerle karşı karşıyayız. Birtakım mekteplerimiz var; birçok şeyler öğretiyoruz. Fakat hep eksik olan bir memur kadrosunu doldurmak için çalışıyoruz. Bu kadro dolduğu gün ne yapacağız? Çocuklarımızı muayyen yaşlara kadar okutmayı adet edindik. Bu çok güzel bir şey! Fakat günün birinde bu mektepler sadece işsiz adam çıkaracak. bir yığın yarı münevver hayatı kaplıyacak... O zaman ne olacak? Kriz...” TürkiyeOkulAnadoluKrizÜNiversiteİşSizlik Book:Huzur Source: Huzur
“Bilgelik üniversite eğitimiyle değil; tecrübeler ve akıl yönetimiyle ilgiliymiş. Hiç okul okumamış olmasına rağmen tanıdığım çoğu üniversiteliden, politikacıdan ve kendini bilge sanan yazarlardan daha akıllı düşünüyor! Belki insanlara göre o diploması olmadığı, yüksek makamlarda çalışmadığı, kırsal kesimde yaşadığı için serseri görülüyordur, oysa ne yanlış bir düşünce! Bilinmeyen düşünürlerle dolu Anadolu, acılarla yoğrulmuş Hazreti İsalar taşıyor üzerinde…” BilgelikBilgeöNyargıZekaEğitimAnadoluMakamSerseri Book:Yalnızlaşan İnsan Source: Yalnızlaşan İnsan
“Serin bir yayla gecesiydi. Çevreye baktı. Kaç uygarlığı emzirmiş olan bu uçsuz bucaksız Anadolu yaylasında ne kadar anlamsız olduklarını, ne kadar küçük kaldıklarını düşündü: Ne arıyorlardı bin yıllık Türk yurdunun ortasında?” MilletTürkVatanAnadoluYurtşU çıLgın Türkler Book:Şu Çılgın Türkler Source: Şu Çılgın Türkler