Quotessence
Home / Quotes / Quote by Donald McCaig

Quote by Donald McCaig

“He'd sit and listen to Nana's Jesus stories all day, but when she turned to the Old Testament prophets, Louis Valentine's little face would darken. He said, "I hate it when God is mean!”

Quote by Donald McCaig

Work

Rhett Butler's People

'Rhett Butler's People' is a fictional narrative that expands upon the character of Rhett Butler, originally introduced in 'Gone with the Wind'. The story is set in the American South during the Civil War and Reconstruction era, offering a glimpse into the lives of the characters and the societal changes they experience. The novel delves into themes of love, betrayal, and the human spirit, providing readers with a deeper understanding of Rhett's character and his place in the tumultuous times of the late 19th century. more

Author

Donald McCaig
Donald McCaig

Donald McCaig is a British novelist born in 1940. His works, primarily historical novels and biographical literature, have won him a wide readership. more

You May Also Like

“Bu savaşlar bizi perişan etti. Korku bizim iliklerimize işlemiş. Ya köküne kadar, ölürcesine korkuyoruz ya da hiçbir şeyi umursamıyoruz. Biz her şeyimizi, insanlığımızı yitirdik. Bu savaşlar neyimiz var, neyimiz yoksa hepsini aldı götürdü. Yüreğimiz çırılçıplak kaldı. Ölenlerimiz öldü, ölmeyenlerimiz de paramparça, liyme liyme. Çok şükür ki daha korkuyoruz. Onu yitirmedik. Ya onu da yitirseydik, korkuyu da!..”

“Korku, günümüzde, bireylerin ve toplumların davranışlarını biçimlendiren, hatta bazen belirleyen temel etmenlerden başlıcası olarak ortaya çıkmaktadır. Çağımız, insanoğlu üzerindeki üstünlüğü sadece geçici olarak şiddet yoluyla yaratılan korkunun değil, daha önemlisi, insanın ruhuna işlenmiş, düşüncelerde, beyinlerde ve yüreklerde egemenlik kuran korku duygusunun yaygın olduğu bir tarihsel dönemdir. Korkuyu başat yapan, yerine göre, şiddet olabilmekte, ama açlık, işsizlik, haksızlık, sömürü gibi sistemsel gerçekler korku tacirlerine daha da geniş olanaklar verebilmektedir. Korku'nun yarattığı ve geliştirdiği toplumsal örgü ise, direnenlere karşı tüm ideolojik araçlarını harekete geçirmekte, birey üzerindeki dışlanma, horlanma, yalnızlık mengeneleri sıkılmaktadır. Çok geniş bir hareket alanı içinde, acımasız terör uygulamasından, meslekte yükseltmemek gibi banal yaptırımlara kadar uzanabilen, egemenlerce, insanına göre korku yaratma yöntemleri kullanılabilmektedir. Ta ki, "gölgesinden korkan'ların dünyası, "korkunun dağları beklediği" ortam, "korkulu rüya görmektense uyanık durma"yı yeğleyenler yaratılabilsin. Unutmamak gerekir ki, haksızlık, adaletsizlik, sömürü ve baskı ancak korku üzerine inşa edilebilmekte, eşitsizlik ancak korkuya dayanarak egemenliğini sürdürebilmektedir. Dünyanın birçok yerinde egemenlerin en büyük güvencesi, eşitsiz toplumsal yapıların belki de tek harcı korku olmaktadır. Bilinçli olarak yaratılan ürküntü, yılgınlık, dehşet ve panik duyguları, yani korkunun çeşitli biçimleri, çağımız insanını tutsak almakta, duygular körleştikçe "yüreksizlik" tek boyutlu insanın ana niteliğine dönüştürülmektedir. Sistemden, sistemin değerler bütününden kaynaklandığı için de korku, aynı zamanda en fazla meşruluk kazanmış, en çok hoşgörüyle karşılanan bir duygu haline getirilmiştir. Tüm insani duygular içinde en tehlikelisi olmasına karşın, en fazla "yüreklendirilen" yüreksizlik olmaktadır.”

“...hay algo que he pensado desde que te conocí, y es que si la plata pudiera realmente hacerme algún daño, hubiera temido mucho de tus ojos. Tus ojos lo dicen todo, todo el tiempo. Siempre que me miras es con una intensidad que me deja ciego, me desorienta. Me somete.(...)Y ese rubor en tus mejillas hace que tus ojos se vean aún más hermosos, grises como la plata. Yo también te amo, Johanna. - Nikolai Valinchenko”