Quotessence
Home / Topics / Savaş Quotes

Savaş Quotes

Browse 46 quotes about Savaş.

Savaş Quotes

“Evet, yalancı pek çok politikacı vardır, hiç şüphe yok! Fakat bazıları sadece yalancı değil aynı zamanda seri katildirler çünkü onlar insanları bilerek savaşa gönderirler!”

“Savaştan sonra kalan şey sessizliktir: Ölülerin sessizliği; yıkıntıların sessizliği; ölü kuşların sessizliği! Üzüntünün çığlıkları bile sessizdir çünkü acı, ruhun çok derinlerindedir!”

“Savaş meselesinde kendine ve kendi ülkenin insanlarına şu soruyu sor: Savaştan sonra bacaksız, kolsuz ya da gözleri olmayan bir politikacı gördün mü ülkende? Hayır! Böyle bir şey göremezsin çünkü haysiyetsiz politikacılar başkalarını ölüm bölgesine gönderirken kendileri her zaman güvenli limanda kalırlar!”

“Kendi çocuklarını değil de başkalarının çocuklarını savaşa gönderen bir siyasetçiden daha aşağılık bir mahlûk yoktur dünyada!”

“Başkalarının topraklarını istila eden komutanlara niçin bu kadar büyük bir saygı beslendiğini anlayamıyorum. Büyük İskender, Hannibal, Scipion, Sezar, Şarlman, Napolyon ve daha bunlar gibi binlercesi, yabancı toprakları yağmalamaktan başka ne yaptı? Bu istilalar sonucunda büyük devletler meydana geliyor ama halk kıtlıktan, açlıktan ölüyor. Milyonlarca insan cahil kalıyor. Her yerde sarhoşluk, hırsızlık, sefalet, kavgalar, nefretler görünüyor... Herkes küfrediyor.”

“Bu savaşlar bizi perişan etti. Korku bizim iliklerimize işlemiş. Ya köküne kadar, ölürcesine korkuyoruz ya da hiçbir şeyi umursamıyoruz. Biz her şeyimizi, insanlığımızı yitirdik. Bu savaşlar neyimiz var, neyimiz yoksa hepsini aldı götürdü. Yüreğimiz çırılçıplak kaldı. Ölenlerimiz öldü, ölmeyenlerimiz de paramparça, liyme liyme. Çok şükür ki daha korkuyoruz. Onu yitirmedik. Ya onu da yitirseydik, korkuyu da!..”

“birbirini tanıdığını sandığı için artık iletişim kurmaya gerek duymayan iki taraf olduğu sürece, her ülkede iç savaş çıkarılabilirdi. Burada önemli olan, aynı toplum içindeki farklı grupların birbiriyle bağını koparmaktı ki bu da çocuk oyuncağıydı. Çünkü insan denilen varlık, sadece ebeveynlerine ve o ebeveynlere benzeyenlere güvenebilen aptal bir çocuktu. Hatta bütün hayatı, anasıyla babasından farklı görünen herkesten korkmak ya da nefret etmekle geçiyordu.”

“Hayat ve ölüm bir arada var olur evlat. Birini ötekinden ayrı düşünemezsin. Hayatta inandığın ne varsa, onlar için savaşırsın. Kuvvetle inandığın bir şey uğruna savaşıyorsan, her şeyini verirsin. İhtiyaç olursa, hayatını bile. Hayatta kalmak için savaştan kaçmak mı, öleceğini bilerek savaşmak mı? Kimilerine göre bu savaşçının tenakuzudur. Hâlbuki gerçek bir savaşçının kafasında böyle bir tenakuz yoktur. Doğumu kadar ölümünü de sıradan bilmiştir. Ölümü kabullendiği an bağlı bulunduğu her şeyden azat olmuş ve o zaman gerçekten yaşamaya başlamıştır. Hiçbir savaşçı boş yere doğmamış, boş yere savaşmamış, boş yere de ölmemiştir.”

“Janus kitabında insan evriminin bir yerde takıldığını öne süren Arthur Koestler haklıydı galiba. Hiçbir ana, çocuğunu doğurduğunda onun bir gün öldürülebileceğini düşünmüyordu. Her insan, yaşlanacağını ve hayatını doğal bir ölümle sonlandıracağını sanıyordu ama yüz milyonlarcası başka insanlar tarafından öldürülüyordu. Sadece ikinci savaş elli milyon insanın canına mal olmuştu. Hem de dünyanın en uygar yerinde. Goethe'lerin, Schiller'in, Beethoven'lerin, Dante'lerin, Cervantes'lerin uygarlığında.”

“Aklında varoluş, kanında yüksek derece alkol, omuzlarında dünya, bacaklarında yorgunluk; ağır yaralarına rağmen halen savaşmaktan geri durmayan bir asker gibi yürüyordu. Kudurmuş denizlerde sarhoş bir gemi gibiydi, sallanıyordu; evet vardı, yer kaplıyor, çarpıyordu insanlara; yoksa bir boşluk nasıl çarpabilirdi bir varlığa? Ama yoktu, tek hissettiği yalnızca hiçlik ve boşluktu. Onların arasında asla var olamıyordu. Düşündü. “İnsan nasıl hem var olup hem de yok olabilirdi?” Bilmiyordu. Aslında hiçbir şey bilmek istemiyor, sadece sonsuza dek uyumak ve her şeyi, kendini dahi tamamen unutmak istiyordu. “Uyumak ve unutmak: İşte bütün mesele bu!”

“Bir emir bu sessiz kişileri bizim düşmanımız yaptı. Bir emir onları dostumuz yapabilirdi. Hiçbirimizi tanımayan birkaç kişi, herhangi bir masanın çevresinde toplanıp bir yazıyı imzaladılar. Başka zaman olsa bütün dünyanın hakaretini ve cezasını üstüne çekecek olan bu yazı, bizler için yıllarca en yüksek amaç yerine geçecek.”

“İngiltere savaştan nasıl çıkarsa çıksın, üstünde az önce bahsettiğim karakteristik özelliklerin büyük etkisi olacak. Ruslaştırılacağını ya da Almanlaştırılacağını umut eden entelektüeller hayal kırıklığına uğrayacaklar. Nezaket, riyakarlık, düşüncesizlik, kanuna hürmet ve üniforma düşmanlığı var olmayı sürdürecek, aynı içyağı pudingi ve puslu gökyüzü gibi. Bir ulusal kültürü ortadan kaldırmak için, yabancı bir düşmanın uzun süreli işgali gibi çok büyük bir felakete gerek vardır.”