Quotessence
Home / Books / Why I Write

Why I Write

Book by George Orwell · 26 quotes · ÇEviri, Levent Konca, Neden Yazıyorum

Filter quotes by topic

Why I Write Quotes

“England is not the jewelled isle of Shakespeare's much-quoted message, nor is it the inferno depicted by Dr Goebbels. More than either it resembles a family, a rather stuffy Victorian family, with not many black sheep in it but with all its cupboards bursting with skeletons. It has rich relations who have to be kow-towed to and poor relations who are horribly sat upon, and there is a deep conspiracy of silence about the source of the family income. It is a family in which the young are generally thwarted and most of the power is in the hands of irresponsible uncles and bedridden aunts. Still, it is a family. It has its private language and its common memories, and at the approach of an enemy it closes its ranks. A family with the wrong members in control - that, perhaps is as near as one can come to describing England in a phrase.”

“Şimdi bir anlamda "sol" olmayan bir entelijansiyanın var olmadığı belirtilmeli. Son sağcı entelektüel belki de T. E. Lawrence'tı. Yaklaşık 1930'dan beri, "entelektüel" olarak tanımlanacak herkes var olan düzenden müzmin, memnuniyetsiz halde yaşıyor. Böyle de olmak zorunda, çünkü kurulmuş olduğu haliyle toplumda ona yer yok. Tamamen durağan olan, ne gelişen ne de parçalarına ayrılan bir imparatorlukta ve temel becerisi aptallığı olan insanlar tarafından yönetilen bir İngiltere'de "zeki" olmak şüphelidir. T.S. Eliot'ın şiirlerini ve Karl Marx'ın teorilerini anlayabilecek türden bir beyniniz varsa, üst kademedekiler her tür önemli işten uzak tutulmanızı sağlar. Entelektüeller, kendilerine yalnızca edebiyat eleştirmenliğinde ve sol siyasi partilerde bir görev edinebilirler.”

“İngiliz sol entelijansiyasının zihniyeti, yarım düzine haftalık ve aylık dergiden öğrenilebilir. Tüm bu dergiler hakkında hemen göze çarpan şey genelde olumsuz, mızmız tutumları; yapıcı önerilerden daima ve tamamen yoksun olmalarıdır. Buralarda, asla iktidar konumunda olamamış, asla da olmayacak insanların sorumsuz şikayetleri dışında pek az şey vardır. Diğer bir dikkat çekici karakteristik özellikleri, fikirler dünyasında yaşayan insanların duygusal anlamda çok sığ olmaları ve fiziksel gerçeklikle çok az temasları olmasıdır.”

“İngiliz entelijansiyası hiç olmazsa hedefleri açısından Avrupalılaştırılmış. Aşçılıklarını Paris'ten, fikirleriniyse Moskova'dan alıyorlar. Ülkelerinin genel vatanseverliğinde bir çeşit karşıt görüş adacığı oluşturuyorlar. İngiltere, belki de, entelektüelleri milliyetlerinden utanan yegane büyük ülkedir. Sol çevrelerde daima, İngiliz olmanın hafif utanılacak bir şey olduğu ve at yarışından içyağı pudingine her İngiliz geleneği ile dalga geçmenin bir görev olduğu hissedildi. Neredeyse her İngiliz entelektüelin, bir sadaka kutusundan para çalmaktan değil de, "Tanrı Kraliçeyi Korusun" sırasında hazırolda durmaktan daha çok utanacak olması garip bir olgu, ama aynı zamanda tartışmasız olarak doğru. Tüm o hassas yıllar boyunca çok sayıda solcu kimi zaman aşırı pasifist, kimi zaman şiddetle Rusya yanlısı, ama daima Britanya karşıtı bir görüşü yaymaya çalışarak İngilizlerin ahlâkını bozuyordu. Bunun ne kadar etkili olduğu tartışılabilir, ama kesinlikle belirli bir etkisi olmuştur.”

“İngiliz sol entelijansiyasının zihniyeti, yarım düzine haftalık ve aylık dergiden öğrenilebilir. Tüm bu dergiler hakkında hemen göze çarpan şey genelde olumsuz, mızmız tutumları; yapıcı önerilerden daima ve tamamen yoksun olmalarıdır. Buralarda, asla iktidar konumunda olamamış, asla da olmayacak insanların sorumsuz şikayetleri dışında pek az şey vardır. Diğer bir dikkat çekici karakteristik özellikleri, fikirler dünyasında yaşayan insanların duygusal anlamda çok sığ olmaları ve fiziksel gerçeklikle çok az temasları olmasıdır. Çoğu sol entelektüel, 1935'e kadar pasifistlerdi, 1935-1939 yılları arasında Almanya'ya karşı savaş çığlıkları attılar ve savaş başladığında derhal yatıştılar. İspanya İç Savaşı sırasında en "anti-faşist" olanların şimdi en yenilgici olanlar olduğu düşüncesi yaygın olsa da, tam olarak doğru değil. Ve bunun altında İngiliz entelijansiyasından pek çok isim hakkındaki önemli bir olgu yatıyor: Ülkenin ortak kültürüyle olan bağlarını koparmış olmaları.”

“Fakat iki savaş arasındaki yıllar boyunca hem devrimci hem de uygulanabilir bir sosyalist program çıkmadı; çünkü temelde kimse büyük bir değişimin olmasını istemiyordu. İşçi Partisi liderleri, maaşlarını alıp belirli aralıklarla Muhafazakarlarla görev değiş tokuşu yaparak hayatlarına devam etmek istiyorlardı. Komünistler konforlu bir şekilde eziyet görüp, sonsuz yenilgilerle karşılaşıp, ardından suçu başkalarına atarak hayatlarına devam etmek istiyorlardı. Sol entelijansiya, Blimpler ile gülüp dalga geçerek, orta sınıf ahlakının altını oyup yine de en sevdikleri hissedarların çanak yalayıcısı konumunu koruyarak hayatına devam etmek istiyordu. İşçi Partisi'nin politikaları, muhafazakarlığın bir biçimine, "devrimci" politikaya inanıyormuş gibi yapma oyununa dönüşmüştü.”

“All writers are vain, selfish, and lazy, and at the very bottom of their motives there lies a mystery. Writing a book is a horrible, exhausting struggle, like a long bout of some painful illness. One would never undertake such a thing if one were not driven on by some demon whom one can neither resist nor understand. For all one knows that demon is simply the same instinct that makes a baby squall for attention. And yet it is also true that one can write nothing readable unless one constantly struggles to efface one's own personality. Good prose is like a windowpane.”

“Yirmi yıllık duraklama ve işsizliğin ardından, bütün İngiliz sosyalist hareketi, halk kitlelerinin arzulanabilir bulacağı bir sosyalizm versiyonu üretmekten bile acizdi. İşçi partisi ürkek bir reformizmi savunuyordu, Marksistler modern dünyaya on dokuzuncu yüzyıldan kalma gözlükleriyle bakıyorlardı. Her ikisi de, tarımı ve emperyal sorunları görmezden geliyor ve orta sınıfları karşılarına alıyordu. Sol propagandanın boğucu aptallığı, fabrika müdürlerinden pilotlara, donanma subaylarından çiftçilere, beyaz yakalılardan esnaflara ve polislere, gerekli olan insanlardan oluşan sınıfları bütünüyle korkutup kaçırmıştı. Bütün bu insanlara sosyalizmi rızklarını tehdit eden ya da kışkırtıcı, yabancı, onların vereceği isimle "Britanya karşıtı" bir şey olarak görmeleri öğretilmişti. Yalnızca orta sınıfın en yararsız kesimi olan entelektüeller harekete yöneldiler.”

“İngiliz egemen sınıfının ahlaki açıdan oldukça güvenilir olduğunu daima göstermiş olan şey, savaş zamanı kendilerini öldürtmeye hazır olmalarıdır. çok sayıda dük, kont vs. Flanders'teki son seferde öldürüldü. Bu insanlar, kimi zaman ilan edildikleri gibi kinik hainler olsalardı, bu yaşanmazdı. Amillerini yanlış anlamamak önemli, yoksa insan eylemlerini öngöremez. Onlardan beklenecek olan şey kalleşlik ya da fiziksel korkaklık değil, aptallık, bilinçsiz sabotaj, yanılmaz bir yanlış olanı yapma içgüdüsüdür. Kötücül ya da tamamıyla kötücül değil, yalnızca eğitilmezlerdir. Ancak paralarını ve iktidarlarını kaybettiklerinde, aralarında genç olanlar hangi çağda yaşadıklarını anlayabileceklerdir.”

“İngiltere savaştan nasıl çıkarsa çıksın, üstünde az önce bahsettiğim karakteristik özelliklerin büyük etkisi olacak. Ruslaştırılacağını ya da Almanlaştırılacağını umut eden entelektüeller hayal kırıklığına uğrayacaklar. Nezaket, riyakarlık, düşüncesizlik, kanuna hürmet ve üniforma düşmanlığı var olmayı sürdürecek, aynı içyağı pudingi ve puslu gökyüzü gibi. Bir ulusal kültürü ortadan kaldırmak için, yabancı bir düşmanın uzun süreli işgali gibi çok büyük bir felakete gerek vardır.”

“Bu insan grupları arasında ne pasifistler ne komünistler ne de Kara Gömlekliler kendi çabasıyla büyük çaplı bir "savaşı durdurun" hareketi oluşturabilir. Fakat teslim olma koşullarının pazarlığını yapan hain bir hükümet için işlerin kolaylaşmasına yardımcı olabilirler. Fransız komünistleri gibi, milyonerlerin yarı bilinçli ajanlarına dönüşebilirler.”

“Böylesi büyük ve bilinçli ihanetin İngiltere'de başarıya ulaşması olası değil, hatta denenmeye değecek kadar bile olası değil. Bununla birlikte, süper vergi ödeyenlerin çoğu için bu savaş bedeli ne olursa olsun durdurulması gereken delice bir aile çekişmesi. Yukarılarda bir yerlerden, muhtemelen de çoktan kurulmuş olan bir gölge kabineden bir "barış" hareketinin yola koyulduğuna şüphe yok. Bu insanlar yenilgi anında değil ama sıkıntıya hoşnutsuzluğun eklendiği durağan bir dönemde şans bulacaklar. Teslim olmaktan değil, yalnızca barıştan söz edecekler ve kuşkusuz kendilerini ve belki başka insanları iyi niyetle hareket ettiklerine ikna edecekler.”

“Naziler, İngilizce konuşulan ülkelerde hiçbir zaman ciddi bir destekle karşılaşmadılar. Yaydıkları öğreti; daha çok orta sınıf entelijansiyası içinde bulunan, kendi ülkesini sevmeyi bırakmış olan, ama yine de vatanseverlik gereksinimi duyduğu için Rusya'ya karşı vatansever hisler geliştiren nadir bir insan tipini çekiyordu.”

“Geçtiğimiz yirmi yıl boyunca, İngiliz solcuları arasında revaçta olan olumsuz, aylak görüş, entelektüellerin vatanseverlik ve fiziksel cesaretle dalga geçmeleri, İngiliz ahlakını yok etme ve hayata karşı hazcı bir "benim ne işime yarar ki" yaklaşımını sürekli yayma çabaları, zarar vermekten başka bir şey yapmadı. Bu insanların hayalini kurduğu yumuşak Milletler Cemiyeti evreninde yaşıyor olsaydık bile zararlı olurdu, ama Führerlerin ve bombardıman uçaklarının çağında bir felaketti. İster hoşumuza gitsin, ister gitmesin, ayakta kalmanın bedeli sıkılık.”