Quotessence
Home / Topics / Düşünce Quotes

Düşünce Quotes

Browse 31 quotes about Düşünce.

Düşünce Quotes

“Resim yapıyor musunuz, bilmiyorum. Eğer yapıyorsanız, genelde resim öğretmeni size nasıl resim yapılacağını anlatıyordur. Bir ağacı görüp onu kopyalarsınız. Fakat resim yapmak ağacı görmek demektir; ağaç hakkındaki izlenimlerinizi, onun sizde uyandırdığı izlenimi, yaprakların hareketini, onların arasında esen rüzgarın fısıltısını tuvale veya kağıda geçirmek demektir.”

“Gördüğün şey olmak için düşünmeyi durdurmalısın! Çılgın dalgalar olmak için çılgın dalgaların önünde düşünmeyi bırakmalısın, bütün düşünceleri terk etmelisin!”

“Düşünmek kutsaldır; bırak her birey özgürce düşünsün! Düşündüğünü ifade etmek kutsaldır; bırak her birey düşüncesini özgürce ifade etsin! Eğer bunu yaparsan vicdanlı ve ahlaklı bir insan olduğunu kanıtlarsın! Eğer bunu yapmazsan sadece kendinin bir faşist olduğunu deklare edersin!”

“Tek bir fikrin insanları, dünyanın en fakir insanlarıdır; pek çok fikrin, pek çok farklı düşüncenin insanları dünyanın en zengin insanlarıdır! Yalnızca fikirlerde zengin olanlar, yalnızca esnek zihinlere sahip olanlar bu durmadan değişen evrende hayatta kalacaklardır!”

“İngiliz sol entelijansiyasının zihniyeti, yarım düzine haftalık ve aylık dergiden öğrenilebilir. Tüm bu dergiler hakkında hemen göze çarpan şey genelde olumsuz, mızmız tutumları; yapıcı önerilerden daima ve tamamen yoksun olmalarıdır. Buralarda, asla iktidar konumunda olamamış, asla da olmayacak insanların sorumsuz şikayetleri dışında pek az şey vardır. Diğer bir dikkat çekici karakteristik özellikleri, fikirler dünyasında yaşayan insanların duygusal anlamda çok sığ olmaları ve fiziksel gerçeklikle çok az temasları olmasıdır.”

“İntihar düşüncesi belki de hep içinde yaşayacaktı ama ona boyun eğmeyecekti. Artık acı duygusu onun için birer oyuncaktı. Bir duyguyu sürekli hissedersen hissizleşirdin ve o da hissizleşmişti. Yine de imkanı olsa magmaya saplanan ve dünyayı yok eden bir nükleer bomba olmayı isterdi ya da tüm tanrılar gelip, yaşattıkları adına önünde diz çökse ve af dileseler onları hiçbir zaman affetmezdi. Suçsuz olduğuna inanıyordu. Hiçbir şeyin yaşadığı bunca acıya bahane olacağını kabul etmiyordu.”

“Şu anın içinde, zamandan bağımsız olmayı başararak konforla uzanıyor ve kendi iç dünyasını geziyordu. Bu huzurlu anlarının arasına arada bir karışan ve parazitlik yapan geçmişteki pişmanlıkları yüzünden hayıflandığı da oluyordu. Hemen rahatını geri kazanmak için daha farklı ve ilgi çekici güzel hayaller kurma çabasına giriyordu. Ama maalesef, kendini kandırdığını anlamıştı. Karamsarlığı onu yöneten zararlı bir yazılımdı sanki.”

“Belki de gerçek olan rüyalarımızdır. Yani ruhumuzun bedenimizden ayrılıp sonsuzluk aleminde tüm zaman kavramlarını tepe taklak olup geçmişin, geleceğin ve şimdinin aynı anda zühur etmesi bu yüzdendir. Ölüm anında da bu öyle olmaz mı? Şimdinin içinde iken insan bir yandan ahirdeki yerini görür, bir yandan da tüm o geçmiş zamanlara belki de birkaç salise içinde yolculuk yapar. Yani zaman mevhumu sıfırlanır adeta.”

“Var olduğundan beri, her zaman ve her yerde "fikrinin peşine düşmek" insanın en değişmez uğraşlarından biri olmuştur. Bu alıştırma insana bir tatmin sağlar, bir yarar bulur onda; bu arayışın nereye götüreceğini sormaz kendine. Şu bir vaıkadır: Fantastik görünümlü fikirlerin; gerçek dünyanın uzun süre gizli kalmış hangi düzeyinin yansıması olduğunun keşfedilmesi yüzyıllar, hatta binyıllar alsa bile zihne ait güçlerin olanaklarının araştırılması daima bir yere varır - bilimsel düşüncenin, özellikle de matematiğin tarihi bunu ispatlar.”

“(...) başını yukarıya kaldırdı ve yaşlı zeytin ağacının güçlü dallarıyla göz göze geldi. “Kafama bir elma düşeceği ya da dünya tarihini değiştirecek bir olayın başkahramanı olacak değilim. Ama… Ama şu koca zeytin ağacının dalları benim tarihimi tamamen değiştirebilir. Ufak bir cesaret ve duygu patlaması yeterli… İşte bu benim için her şeyi değiştirir…” Can kendinde değildi. Onu yöneten karanlık düşünceleriydi. Kapkaranlık, derin hislerin, ölümcül düşüncelerin kontrolündeydi. Mağlup hisseden benliğiyle boşluğa bakarak konuşmaya başladı kendi kendine. - Ölüm kollarını açmış ve beni kolları arasına davet ediyor. Hiçlik artık içime sığmıyor. Bana ait her şeyi düşlüyor…”

“Derken garip bir düşünceyle çarpıldım. Adam ölmüş. Bir hayalet, onunu gibilerin hepsi ölüydi. Etraftaki bir çok insanın ölmüş olduğu o anda kafama dank etti. Bir insanın kalbi durunca -daha önce değil- öldüğünü söyleriz. Bana biraz keyfi geliyor bu. Sonuçta vücudun bazı kısımları çalışmaya devam ediyor; mesela saçlar, tüyler daha yıllarca uzuyor. Belki insan asıl beyni durunca ölüyor, yeni bir düşünceyi idrak etme gücünü yitirince.”

“Geçmişin kapılarını alkol ile aralıyor ardından düşlerinde belirsiz geleceğe doğru yolculuk yapıyor ve şu anın içinde zaman kavramından sıyrılarak sonsuzluğa ulaşmaya çalışıyordu. Geçen her saniye ve midesine indirdiği her yudum birayla dış dünyadan uzaklaşıyor, hiç tanımadığı insanlar tarafından kollarını dayadığı masanın üzerine eskiden kazınmış yazılara dalıyor, yazıların kendisinde yarattığı çağrışımlardan geçmişteki anılarına geçiş yapıyor ve yolculuk ettiği anılardan gelecek için yeni ve yapay senaryolar üretiyordu. Çocukluğundan yaşlılığa yürüyordu… Sarhoş gözü pekliğiyle intiharını kurguluyor ve zevk alamadığı yaşamını sonlandırmanın yollarını arıyordu. Acı verici bile olsa hayal kurabilmek güzel bir şeydi. İnsanın hayatında sahip olabildiği en iyi özgürlüklerden biriydi belki de, ama hayal ve düşüncelere fazlasıyla kapılmak ve dengeyi kuramamak pek de iyi bir şey değildi. İnsan ne kadar hayalperest olursa o kadar gerçeklikten uzaklaşıyor ve yalnızlığa düşüyordu. Fakat aynı şekilde fazla gerçekçi olmakta hayalci yanınızı körelttiği gibi sizi bir ağaç odununa da çevirebiliyordu. Denge her zaman önemliydi. İki yoksunluğunda hangisi daha fazla eksik olursa olsun acı hep aynıydı. Değişen tek şey acıların deneyimi oluyordu. Can bazen dengeyi kaybederek tamamen hayalci birine dönüşürken, bazen ise gerçekliğe öylesine düşüyordu ki cansız ve soğuk bir nesneye dönüştüğünü hissediyordu. O dengeyi kurmaktan çok, iki uçurum arasında kanat çırpan yaralı bir kuş gibiydi. Ona bir hayalci mi yoksa gerçekçi olmak mı daha zor diye sorsaydınız kesinlikle, “- Her ikisi de…” derdi ve eklerdi. “- Acıların kıyası olmaz. Acı her daim acıdır. İnsan iki türlü de yanar; iki türlü de sızlanır ve ağlar. İnsanın doğasıdır acı çekmek…”

“Gazete bütün insanları, tek bir kafa haline getirmeye çalışır. Tüm insanların kafasını ve düşüncesini ele geçirmeye çalışır. Benim düşünceme karşı savaşır. Bunu becirir de. Sabah kağıdı okursan, öğlene diğer Papalagi'lerin kafalarında ne taşıdıklarını, ne düşündüklerini bilirsin. Gazete aynı zamanda bir tür makinedir. Her gün yeni düşünceler üretir. Tek bir kafanın üretebileceğinden çok daha fazlasını . Ama bu düşüncelerin çoğu onurdan ve güçten yoksun zayıf düşüncelerdir. Kafamızı bol besinlerle doldurur, ama güçlendirmez. Kafamızı aynı şekilde kumla da doldurabiliriz.”