Quotessence
Home / Topics / Insan Quotes

Insan Quotes

Browse 122 quotes about Insan.

Insan Quotes

“Resim yapıyor musunuz, bilmiyorum. Eğer yapıyorsanız, genelde resim öğretmeni size nasıl resim yapılacağını anlatıyordur. Bir ağacı görüp onu kopyalarsınız. Fakat resim yapmak ağacı görmek demektir; ağaç hakkındaki izlenimlerinizi, onun sizde uyandırdığı izlenimi, yaprakların hareketini, onların arasında esen rüzgarın fısıltısını tuvale veya kağıda geçirmek demektir.”

“Eğer hayat yolculuğunda karşılaştığın yüz insanı dikkatlice incelediysen, bu demektir ki yüz farklı kitap okudun! Tanıdığın her insan bir kitaptır; dünya yürüyen kitaplarla doludur; bazıları sıkıcı, bazıları fevkalade, bazıları zayıf, bazıları güçlü, fakat hepsi de yararlı çünkü onların hepsi farklı yolların farklı deneyimlerini taşırlar!”

“Bugünün yaşayan insanları, yarının henüz doğmamış insanlarından çok daha önemlidir! Yarının insanlarına yardım etmekten önce bugünün insanlarına yardım etmeliyiz! Bugünün insanlarını göz ardı ederek uzak geleceğin insanlarını kurtarmak amacıyla planlar yapamayız!”

“İnsanların kuşlardan daha iyi kanatları vardır: İnsan zihni mükemmel bir kanattır ve bu kanatla hiçbir kuşun hayal edemeyeceği kadar uzak yerlere uçabiliriz! Evet, zihin bir kanattır ve uçmak söz konusu olduğunda şu dünyadaki en sofistike kuş insandır!”

“Eğer bir kayıksan ve gölün donmuşsa ne yapabilirsin? Baharı bekleyeceksin! Şanslıyız ki biz insanız, baharı beklemek zorunda değiliz; gerekirse buzu kırabiliriz, yolumuzu açmak için ateş kullanabiliriz! Eğer zihin hedefine doğru hareket etmeye karar vermişse hiçbir şey onu durduramaz!”

“Peki, biz şimdi ne yapacağız? Biz ne zaman uyanacağız, ey insanlar ey müslümanlar? Ne zaman birlik olup bunların hepsini topraklarımızdan kovacağız? Merhamet ve haysiyet sahibi herkesi yerinden sıçratacak böyle bir felaket döneminde, göz kapaklarımız nasıl bu kadar uzun kapanabiliyor? Zillet ve gaflet giysisi nasıl oluyor da bu kadar çok müşteri bulabiliyor? Bazı kardaşlarımız şimdi ancak küheylanların sırtında ya da akbabaların karnında uyuyabiliyor. Frenkler, dört bir yanımızda boyunlarımıza ve boyunlarımıza indirilmeye hazır kılıçlarıyla bekliyor. Peygamberimizin ve güzide arkadaşlarının şehirlerimizdeki mirası, hatıraları, hürmetleri kirletilip çiğneniyor. Kadınlarımıza tecavüz ediliyor ve gençlerimiz esir alınıp köle pazarlarında satılıyor. Bu müşrikler, dehşet saçıcı bir tufan halinde hiç durmadan buraya gelmeye devam ediyor. Frenk diyarından ard arda yollara düşen dağ gibi orduları görenler kaçıp saklanıyor. Onlarla dövüşmeye çalışanların bir kısmı, kendi kardaşlarının ihmali ve ihaneti yüzünden imha ediliyor, bir kısmı da rüşvetle ele geçiriliyor. Ey Allah'a iman ettiğini söyleyen insanlar! Allah aşkına düşünün! Kadınlarımızı, çocuklarımızı, yaşlılarımızı çaresizlerimizi koruma konusunda Allah'a ve İslama karşı bir vecibemiz yok mudur? Bunun çok ağır bir vebali, çetin ve kaçınılmaz bir hesabı yok mudur? Bu hâlimiz, ahireti yalanlamaktan başka bir şey midir? Cihad, sadece bir avuç maaşlı askerin işi midir? Müslumanlar arasinda, bir arzuyu tatmin etmek, şöhret kazanmak ya da ganimete sahip olmak için değil; aynı sahabenin cenk ettiği gibi Allah rızası ve cennete girme umuduyla savaşacak kimsr kalmamış mıdır? Siz Allah'a, Allah'ın dinine yardım ettiğinizde Allah da sizi yüzüstü bırakmaz! Siz O'nun yolunda sebatla durduğunuzda Allah da sizi terk etmez, elini üzerinizden çekmez. Öyleyse bu kayıtsızlık nedir? Allah aşkına söyleyin, bu ölüm ve zillet uykusu ne zaman sona erecektir?..”

“Öte alemde mutluluğu, bu dünyada bilgeliği, hâl ve hareketinde doğruluğu, bütün ahlaki güzellikleri kendisinde toplamayı arzu eden kimse, Allah’ın elçisi Muhammed aleyhisselam’I taklit etmeli, elinden geldiğince onun ahlakını ve onun davranışını örnek almalıdır. Yüce Allah bunu arzu edene lütfuyla yardım etsin. Amin”

“Bizler dünyada kaybettiğimiz anda Allah'ı kazanırız. Dünyanın kapılarının kapandığı yerde cennet kapıları açılır. Bütün peygamberler bu hikmeti kendi hayatlarıyla bize göstermişlerdir; kayıp kazancımız, hiçlik sermayemiz, fakr onurumuzdur. Yaşamak zorunda kaldıkları zorlukların zirveye ulaştığı anda Allah'u Teala nebilerini en büyük ilahi ihsanlarıyla mükafatlandırmıştır. Onların sabrı, tahammülü derecesinde yardımını, himayesini yollamıştır. Hz. Yusuf (as) kuyunun karanlığından kurtulmuş ve Mısır'ın azizi olmuştur. Hz. İbrahim (as) ateşten kurtarılmıştır., o ateş ona bir gül bahçesine dönmüş ve kendisi Allah'ın dostu, halili olma makamı ile şereflendirilmiştir. Hz. Yunus (as) balığın karnından kurtarılmıştır, Hz. İsmail (as) bıçakla kurban edilmekten kurtarılmıştır, Hz. Nuh (as) tufandan selamet bulmuş ve gemisiyle karaya oturmuştur.”

“Haşir gününde insanlar bir araya toplandığında bazı yüzler yıldız gibi parlayacak. Melekler onlara soracaklar: "Sizi bu mertebeye yaptığınız hangi amel getirdi?" Onlar da diyecekler ki: "Dünyadayken ezan-ı şerifi duyar duymaz hemen Cenab-ı Allah'ın huzuruna girmek için abdest almaya koşardık." Bazı insanlar da yüzleri güneş gibi parlarken görülecek. Bu insanlar da "Helal kazandık helal yedik. Kazancımızın bir bölümünü fakirlere verdik. Camiye daha namaz vakti gelmeden gittik ve ezanı caminin içinde dinledik" diye cevap verecekler. Demek ki namazın mükafatının derecesi namaza hazır duruşumuz ve namaz kılmaya iştiyakımız derecesinde olacaktır.”

“Bir an gelir birini seversiniz. O iyi ya da kötü olduğu için hissetmezsiniz bunu. Sadece seversiniz. Bu sonsuza dek birlikte olacağınız anlamına gelmez. Birbirinizi incitmeyeceğiniz anlamına da gelmez. Yalnızca seversiniz. Bazen olduğu kişiye rağmen, bazense olduğu kişi yüzünden. Ve onun da sizi sevdiğini bilirsiniz. Kimi zaman sırf siz olduğunuz için, kimi zamansa size rağmen.”

“Kalabalık üreten bir yeraltı fabrikası gibi çalışıyordu metro. Tavandan sarkan paslı tüplerden, hareket halindeki siyah bandın üzerine düzenli aralıklarla et parçaları sıkılıyor, üzerlerine biraz kıl serpiştiriliyor ve bu karışım farklı renklerdeki kumaş parçalarıyla çevrilip bandın üzerinde ilerleyerek sırayla gün ışığına çıkıyordu. Farklı kombinasyonlardaki et, kıl ve kumaş karışımları caddeye doğru ilerliyordu.”

“Ramai pengkritik sastera sekarang atau pengkritik moden pada masa lebih kurang lima puluh tahun yang lampau dilatih di dalam institusi pengajian (atau universiti moden di dalam bidang sastera dan sejarah sastera malah bidang kemanusiaan seluruhnya) dan mereka yang mendapatkan pembelajaran sekular serta mereka yang tidak pernah didedah kepada kepentingan dan keutamaan Rasul Islam di dalam tradisi sastera Islam, akan mendapati bahawa panggilan kepada 'seruan suci' ke atas Rasulullah sepertimana yang terkandung di dalam penulisan dan penerbitan sastera agak ganjil dan tidak realistik atau tidak lebih daripada cuma klise masa lampau melaung-laung kerana kehampaan. Walhal sebelum zaman moden, setiap penyair atau pemikir Sufi, di dalam perbincangan-perbincangan mereka di dalam perkara apa saja pun, atau yang berkenaan dengan Islam, tidak akan meninggalkan atau menidakkan kepentingan mendekatkan diri dengan hakikat asal usul kejadian iaitu manusia utama yang digelar al-insan al-kamil (manusia sempurna walaupun makhluk). Bagi orang Islam, Rasul Islam adalah segalanya yang bermakna di dalam penciptaan. Tidak ada apa pun di dlam penciptaan yang tidak dikaitkan dengan Baginda dek kerana Baginda terlebih dahulu dikenali di dalam tradisi Sufi sebagai sumber segala jenis dan bentuk penciptaan; deminya yang dicipta awal itu telah diciptakan pula semua yang lain dan dia yang mulia itu adalah guru pada semua rasul dan nabi yang diutuskan Tuhan sebelum darinya; dia ciptaan yang awal dan terakhir sampai di dalam bentuk kejadian.”