Quotessence
Home / Topics / Insanoğlu Quotes

Insanoğlu Quotes

Browse 21 quotes about Insanoğlu.

Insanoğlu Quotes

“Yaşayan en yakın akrabalarımızı - şempanzeleri - seyretmek, insanoğlunun bu evrendeki maceralarının ilk bölümünü okumaktır!”

“Eğer bir kayıksan ve gölün donmuşsa ne yapabilirsin? Baharı bekleyeceksin! Şanslıyız ki biz insanız, baharı beklemek zorunda değiliz; gerekirse buzu kırabiliriz, yolumuzu açmak için ateş kullanabiliriz! Eğer zihin hedefine doğru hareket etmeye karar vermişse hiçbir şey onu durduramaz!”

“Binyıllar üzerinden bakıldığında, insanî tutkular birbirine karışır. Zaman insanların duyduğu aşk ve nefretlerden, bağlanmalardan, mücadelelerden ve arzulardan bir şey de eksiltmez, onlara bir şey de katmaz: Geçmişi ile bugünü hep aynıdır. Tarihin on ya da yirmi asrını rastgele aradan çıkarsak, insan doğası hakkındaki bilgimizde elle tutulur bir eksilme olmazdı. Yeri doldurulamayacak tek kayıp, o asırların dünyaya getirmiş olduğu sanat eserlerinin kaybı olurdu. Zira insanlar eserleriyle birbirlerinden farklılaşır, hatta var olur.”

“Dış dünya âdeta el değmemiş bir orman ve az sonra neler olacağına dair başarılı öngörülerde bulunmaya tasarlanmış olan organizma, ardında aynı bu şekilde tasarlanmış daha çok bebek bırakacaktır. Mekân-zamanın nesneler ve eylemler olarak dilimlere bölünmesi, tahmin yürütmek için son derece hassas bir yöntemdir. (...) Nesneleri sınıflar altında toplamak - yani zihincede sınıflar şeklinde etiketlemek - bir kişi bir varlık gördüğünde, kişinin doğrudan gözlemleyebileceği özelliklere kıyasla gözlemleyemeyeceği özellikler ile ilgili çıkarım yapmasına imkân sağlar.”

“İnsanoğlunda hem dünyayı kurtarabilecek hem de onu mahvedebilecek güç var! Eğer bir varlığın elinde hem ışık hem de karanlık yaratabilecek bir güç varsa onda tanrısal bir güç var demektir! İnsan hem melek hem şeytan olabilir! Hem insanın ve hem de dünyanın tarihi, insanın ışık olma ve karanlık olma güçlerinden hangisinin galip geleceğine bağlıdır.”

“Dülger balığının ölüm hali uzun sürüyor. Sanki balık şu hava dediğimiz gaz suya alışmağa çalışmaktadır. Hani biraz dişini sıksa, alışması mümkündür gibime geldi. Bu iki saat süren ölüm halini, dört saate, dört saati sekiz saate, sekiz saati yirmi dörde çıkardık mıydı; dülger balığını aramızda bir işle uğraşırken görüvereceğiz sanıyorum. Onu atmosferimize, suyumuza alıştırdığımız gün, bayramlar edeceğiz. Elimize görünüşü dehşetli, korkunç, çirkin ama aslında küser huylu, pek sakin, pek korkak, pek hassas, iyi yürekli, tatlı ve korkak bakışlı bir yaratık geçirdiğimizden böbürlenerek onu üzmek için elimizden geleni yapacağız. Şaşıracak, önce katlanacak. Onu şair, küskün, anlaşılmayan biri yapacağız. Bir gün hassaslığını, ertesi gün sevgisini, üçüncü gün korkaklığını, sükûnunu kötüleyecek, canından bezdireceğiz. İçinde ne kadar güzel şey varsa hepsini, birer birer söküp atacak. Acı acı sırıtarak İsa'nın tuttuğu belinin ortasındaki parmak izi yerlerini, mahmuzları, kerpeteni, eğesi, testeresi ve baltasıyla kazıyacak. İlk çağlardaki canavar halini bulacak. Bir kere suyumuza alışmağa görsün. Onu canavar haline getirmek için hiç bir fırsatı kaçırmayacağız.”

“..Konuş bakalım, der gibi bana baktı. — Ey, dedim, ne diyecektim? Yoksa topal martının mı matemini tutuyorsun? Önce kafasını gösterdi: — Kafa dediğin eskir, ihtiyarlar, ölür bile insan ölmeden, dedi. Sonra kalbini gösterdi: — Eskimeyen, eksilmeyen şey buradadır. Sustu. Koca adam, barut gibi adam, köyde kimsenin sevmediği, hoşlanmadığı adam: — Ölüsünü burada bulunca ağladım, dedi. Sen hani geçen balığa gelişimizde hastalanmıştın, ben de öyle hastalandım. Balık tutmadan döndüm. Her tarafım kıyılıyordu. Eve gittim yattım. Sabahleyin ağzım zehir gibi uyandım. Dolapları karıştırdım, bir ilaç ararmış gibi. Bu tülü buldum taktım. Çengel gibi parmaklarıyla siyah bezi yakasından söktü, denize attı. — Bu da deliliğimizin bir başka türlüsü, dedi. Deniz mi bizi böyle eder, nedir? Aç şu şişeyi. Fincanın içine rakıyı koyduk. Gözünden bir damla yaş düştü berrak, keskin kokulu suya. Göğsüne vurdu. — Bu yürek, bizim yüreğimiz, bir tahtası eksiklerin yüreğidir, dedi.”