Quotessence
Home / Authors / Claude Lévi-Strauss

Claude Lévi-Strauss Quotes

Author

Filter quotes by topic

Famous Claude Lévi-Strauss Quotes

“...I cannot conceive that a day will come when science will be complete and achieved. There will always be new problems, and exactly at the same pace as science is able to solve problems which were deemed philosophical a dozen years or a century ago, so there will appear new problems which had not hitherto been not perceived as such.”

“For mile after mile the same melodic phrase rose up in my memory. I simply couldn’t get free of it. Each time it had a new fascination for me. Initially imprecise in outline, it seemed to become more and more intricately woven, as if to conceal from the listener how eventually it would end. This weaving and re-weaving became so complicated that one wondered how it could possibly be unravelled; and then suddenly one note would resolve the whole problem, and the solution would seem yet more audacious than the procedures which had preceded, called for, and made possible its arrival; when it was heard, all that had gone before took on a new meaning, and the quest, which had seemed arbitrary, was seen to have prepared the way for this undreamed-of solution.”

“The more we claim to discriminate between cultures and customs as good and bad, the more completely do we identify ourselves with those we would condemn. By refusing to consider as human those who seem to us to be the most “savage” or “barbarous” of their representatives, we merely adopt one of their own characteristic attitudes. The barbarian is, first and foremost, the man who believes in barbarism.”

“À quoi sert d'agir, si la pensée qui guide l'action conduit à la découverte de l'absence de sens? Mais cette découverte n'est pas immédiatement accessible: il faut que je la pense, et je ne puis la penser d'un seul coup. Que les étapes soient douze comme dans le Boddhi; qu'elles soient plus nombreuses ou qu'elles le soient moins, elles existent toutes ensemble, et, pour parvenir jusqu'au terme, je suis perpétuellement appelé à vivre des situations dont chacune exige quelque chose de moi: je me dois aux hommes comme je me dois à la connaissance.”

“Var olduğundan beri, her zaman ve her yerde "fikrinin peşine düşmek" insanın en değişmez uğraşlarından biri olmuştur. Bu alıştırma insana bir tatmin sağlar, bir yarar bulur onda; bu arayışın nereye götüreceğini sormaz kendine. Şu bir vaıkadır: Fantastik görünümlü fikirlerin; gerçek dünyanın uzun süre gizli kalmış hangi düzeyinin yansıması olduğunun keşfedilmesi yüzyıllar, hatta binyıllar alsa bile zihne ait güçlerin olanaklarının araştırılması daima bir yere varır - bilimsel düşüncenin, özellikle de matematiğin tarihi bunu ispatlar.”

“Antropologlar, yaşam biçimlerimizin, inandığımız değerlerin, mümkün olan yegâne yaşam biçimleri ve değerler olmadığını; başka yaşam tarzlarının, başka değer sistemlerinin de insan topluluklarının mutluluğa ulaşmasına imkân vermiş olduğunu ve hâlâ da vermeye devam ettiğini kanıtlamaya çalışırlar. Dolayısıyla antropoloji, böbürlenmelerimize gem vurmaya, başka yaşam tarzlarına saygı duymaya, bizi şaşırtan, şoke eden ya da tiksindiren başka usulleri öğrenmek suretiyle kendimizi sorgulamaya çağırır bizleri. ... Antropoloğun kendine özgü kültürler arasındaki farklara gösterdiği dikkat ve duyduğu saygı, yaklaşımının özünü oluşturur.”

“Kuyumculuk ve mücevheratçılık, insanların muhayyilesinin kendini özgür zannettiği sanatlardır küşkusuz. Ama en ipe sapa gelmez fanteziler bile, dünyanın bir parçası olan ve dünyayı dışarıdan tanımadan önce, salt yaratıcılık ürünü eserler verdiğini zannederek dünya gerçekliklerinin birkaçını kendi içinde seyre dalan insan zihninin ürünüdür. z”

“Binyıllar üzerinden bakıldığında, insanî tutkular birbirine karışır. Zaman insanların duyduğu aşk ve nefretlerden, bağlanmalardan, mücadelelerden ve arzulardan bir şey de eksiltmez, onlara bir şey de katmaz: Geçmişi ile bugünü hep aynıdır. Tarihin on ya da yirmi asrını rastgele aradan çıkarsak, insan doğası hakkındaki bilgimizde elle tutulur bir eksilme olmazdı. Yeri doldurulamayacak tek kayıp, o asırların dünyaya getirmiş olduğu sanat eserlerinin kaybı olurdu. Zira insanlar eserleriyle birbirlerinden farklılaşır, hatta var olur.”

“Yamyamlık gıda amaçlı olabilir (kıtlık döneminde ya da insan etini makbul bulmaktan ötürü); siyasî olabilir (suçluların cezalandırılması ya da düşmanlardan öç almak için); büyü amaçlı olabilir (dinsel bir tapınmaya, ölüler ya da olgunlaşma bayramına bağlı, ya da tarımda bereketi temin etmek için). Ve nihayet, kadim tıbbın ve zannedildiği kadar uzak olmayan bir geçmişte bizzat Avurpa'daki tıbbın pek çok reçetesinin de belgelediği gibi, şifa amaçlı olabilir. Sözünü ettiğim hipofiz zerki ve beyin maddelerinin nakli ve günümüzde yaygın bir uygulama hâline gelmiş olan organ nakillerinin bu son kategoriye girdiğine şüphe yok.”