Quotessence
Home / Topics / Dünya Quotes

Dünya Quotes

Browse 214 quotes about Dünya.

Dünya Quotes

“Oturanlar bilsinler ki bu dünya bir bekleme odası değildir; mücadele etmek için, aksiyon için bir meydandır! Hareketsiz olanlar hatırlasınlar ki hareket etmek için doğduk, oturmak için değil!”

“Var olmak bir ayrıcalıktır, yaşamak bir ayrıcalıktır ve bütün bunlar dünyamız tarafından, bu soğuk evrendeki güzel sıcak evimiz tarafından mümkün kılınmıştır! Eğer yüksek ahlaki değerleri olan bir adamsan dünyayı bütün kalbinle korursun! Dünya, dünyadaki tek gerçek kutsal tapınaktır! Onu daha çok sevdikçe onun tarafından daha çok sevileceksin!”

“Dünya budalalar ve budalalıklarla doludur; her akıllı adamın misyonu budalaları uzaktan izlemek ve onların yarattığı hasarları tamir etmek için sağlam planlar geliştirmektir!”

“Dünyayı daha karanlık yapmaya çalışan insanlar vardır ve dünyayı daha parlak yapmaya çalışan insanlar vardır! Ve kim kimdir nasıl bilebilirsin? Çok basit: Sana fikirlerini özgürce ifade etmene izin verenler, sana diğerlerinden farklı olmana izin verenler ve sana her şeyi eleştirme özgürlüğünü verenler dünyayı daha parlak yapmaya çalışan insanlardır!”

“Dünyayı fethetmek isteyen diktatörler, komutanlar ya da imparatorlar çok geçmeden farkına varırlar ki dünya zaten sanatçılar ve onların eserleri tarafından fethedilmiştir!”

“Dünya tarafından ciddiye alınan yaratıklarız çünkü Dünyanın kaderini çok ciddi olarak etkileyebiliriz fakat henüz hiçbir şekilde Evren tarafından ciddiye alınan yaratıklar değiliz!”

“Bunca zaman okuduğu kitaplar her şeye rağmen nasıl ayakta kalınır ve dünyaya nasıl tahammül edilir onu öğütlüyordu. Fakat o ruhen haylaz, şımarık ve uslanmaz bir çocuktu. Hiçbir öğüt ve yol göstermeye sadık kalamamıştı. Hayranı olduğu tüm büyük yazarların dediklerine katılıyor, ama sözlerini uygulayamıyor ve sıkılıyordu. Onun için doğrular acı gerçeklere dönüşüyor ve gerçekler hep can sıkıyordu. Bir hayalciydi ve gerçekler hayalcilerin en azılı katiliydi. (...) Hayallerine tapıyordu! Bir hayalperest gerçeklerle kuşatıldığında kaçmak isterdi. Kimi düşlere dalarak, kimi kendini uyuşturarak, kimi de günün sonunda canına kıyarak yapardı bunu. İkinci ve üçüncü seçenek birbiriyle kardeşti. Süreci uzatmak isteyenlerin işiydi uyuşturucular. O ise bu zamana kadar ölecekse hep “şu anda” ölmeyi dilediği için süreci uzatmak ve uyuşmak seçeneğine hiç adım atmamıştı. Adım atmadıkça yaşamış, yaşadıkça sıkılmış, adeta hapsolmuştu dünyaya.”

“Görünmez bir yangın tüm benliğini kuşatmış, kül etmişti. Acı duymaktan çok yaşama nefret duyuyordu. Oturup kaldığı kaldırım taşından gözlerini parkın çimlerine dikmiş ve yeşilliğin içinde kendine yaşanabilecek başka bir dünya arıyordu. İçinde yaşadığı acımasız, adaletsiz ve kanla beslenen dünyadan ayrı, zıt bir dünya arıyordu gözleri. Ağlamak istiyordu. Belki ağlasa iyi gelebilirdi fakat gözlerinden bir türlü yaş düşmüyordu.”

“- Evet… Saklanıyorum. Hatta saklanıyoruz… Bizler, yalnızlar ordusuyuz ve odalarımız karargahımız. Dış dünyanın ve can sıkan gerçekliğin düşmanlarıyız. Robotlaşan dünyadan, kendi gibi olmayanları öğüten insancıklardan kendimizi soyutluyoruz. Fakat… O kutlu gün geldiğinde, karargahlarımızdan çıkacağız ve hakkımız olan mutluluğu söküp alacağız. İşte, o gün güneş gibi parlayacak, insanları alt edecek ve üst-insan egemenliğini başlatacağız. Bu yüzden saklanıyoruz ve biz istemediğimiz sürece bizi bulmanız çok ama çok zor…”