Quotessence
Home / Topics / Mutluluk Quotes

Mutluluk Quotes

Browse 124 quotes about Mutluluk.

Mutluluk Quotes

“Bir çocuğu güldürmek için olağanüstü bir şey yapman gerekmez çünkü onların zaten neredeyse hiçlikten kendilerini mutlu yapma yetenekleri vardır!”

“Ne giydiğine ve nasıl giydiğine hiç kimse müdahale etmiyorsa uygar bir ülkede yaşıyorsun demektir, en azından elbiseler konusunda! Mutluluk ve özgürlük çoğu kez aynı şeydir!”

“Senin ilk amacın kendine bir amaç bulmak olmalıdır! Ve ikinci amacın da hemen bu bulduğun amaca ulaşmaya çalışmak değil fakat bu amacın senin için gerçekten gerekli veya onun için hiç mücadele etmeye değip değmeyeceğini adamakıllı araştırmak olmalıdır! Çünkü milyonlar en sonunda kendilerini hiç de mutlu etmeyecek bir amaç için çabalıyorlar!”

“O zaman anılarımızdan vaz mı geçmeliyiz?" diye söze girdi Genç Prens, çiçeğin ve arkadaşının anısı onun için çok değerli olduğundan böyle bir soru sormuş olmalıydı. "Hayır, tüm iyi anılarını ve mutluluk veren tecrübelerini, kendini yalnız hissettiğin, zorluk çektiğin anlarda sana teselli verebilmeleri için her zaman yanında taşıyabilirsin. Kaçınman gereken, sana güvence sunan geçmişe takılı kalmaktır; aksi takdirde oraya mahkûm kalabilir ve yaşadığın anın sana sunacağı tecrübeleri reddedebilirsin. Geçmiş güven verir; çünkü artık bitmiş, ölmüştür. Bazıları hayatın acı ve mutluluk dolu sınırsız olasılığını içeren öngörülemezliği yerine, ölümün güven veren sessizliğini tercih eder." Daha sonra ekledim: Anıların şimdiki anın mutluluğuna zarar verebilecekleri başka bir durum da geçmişte hissettiklerinin aynısını hissetmeye çabalamandır. Boş yere verilen bir uğraştır bu. Bir nehirden akan suyun asla aynı olmaması gibi, hayattaki durumlar da hiçbir zaman birbirinin tıpatıp aynısı olmaz. Gel gör ki geçmişteki tecrübelerin aynısını yaşamak için kendilerini onlara mahkûm etmiş o kadar fazla insan var ki... Zihinlerini hapsettikleri eski hayatları sebebiyle, belki de daha mutlu olacakları yeni hayatı yaşamak ve keyif almaktan alıkoyarlar kendilerini. Bir kez orada yemek bulduğu için, biraz daha ileride yeni bir şeyler aramak yerine, sürekli aynı yere dönerek sonunda açlıktan ölen bir hayvana benzer bu insanlar.”

“Eğer felaketler yaşam yükümüzü ağırlaştırırsa, onu bir başka mutsuzla paylaşmaya koşarız. O da, gözyaşlarına tutsak olmuş tek kişi olmadığını anlayarak avunur. Ama yaşamımızı bir anlık bir mutluluk bile aydınlatsa, bu şansımızın paylaşınca azalacağından korkarak, hemen içimize kapanırız ya da gururumuz bu zaferin tadını çıkarmamızı öğütler. Ayrıca, üzücü ya da mutluluk verici olsun, tutkusunu tüm ayrıntılarıyla betimleyebilen kişi, bu tutkuyu çok daha az duyumsar.”

“Yeryüzünde her şey, kesintisiz bir akış halindedir. Hiçbir şey kesin bir biçim almaz ve gözle görülür şeylere bağlanan sevgimiz de, doğallıkla onlarla geçer ya da değişir. Ya arkamızda kalan ya da önden giden bu sevgilerimiz, kimileyin çoğunlukla gerçekleşmeyen geleceği bildirir; bunlarda, gönlümüzün bağlanacağı sağlam bir nesne yok. Onun içindir ki yeryüzünde ancak geçici zevklerle oyalanabiliriz,; sürekli mutluluğun tatlılığına pek inanmam. En derin hazlarımızda bile "Şu anın tükenmez olmasını isterim," diyebileceğimiz dakikalarya var ya yoktur. Öncesinin özlemini ve sonrasının isteğini çektirip yüreğimizde boşluk ve kaygı bırakan geçici ruh durumuna nasıl mutluluk diyebiliriz.”

“Ruhun tümüyle dayanabileceği, geçmişi anımsamaksızın ve geleceğe el uzatmaksızın bütün benliğini toplayabileceği; zamanı hiçe sayabileceği; var olmaktan başka, yoksulluk hazzına da, zevkin ve üzüntünün, isteğin ve korkunun gereksinime duyulamayacağı bir durum varsa, bu durum sürdükçe herkes, yaşamın eğlencelerinde bulunan eksik, yoksul ve görece bir mutluluğa değil de ruhta doldurmak gereği duyulan hiçbir boşluk bırakmayan olgunlaşmış ve yetkin bir mutluluğa kavuştuğunu söyleyebilir. Böyle bir durumda neden zevk alınır? Sanırım dışımızdan, kendimizden başka, yaşamımızdan başka şeylerden değil; insan yaşadıkça, Tanrı gibi, kendine yeter. Herhangi bir bağı olmayan yaşama duygusu, değeril bir hoşnutluk ve erinçlik duygusudur; boyuna aklımızı çelen, yaşamın tadını kaçıran kösnül ve maddesel duygulardan sıyrılmasını bilenler için, güzel ve tatlıdır. Ama, ardı arkası gelmez tutkularla çalkalanan insanların çoğu bu ruh durumunu bilmez; a da o denli az bilir ki tadına varamazlar. Dahası, bu tatlı kendinden geçmeleri isteyerek, gereksinimleri durmaksızın değişen yaşamdan iğrenmeleri, bugünkü koşullarda doğru değildir. Ama toplumdan dışlanan ve yeryüzünde ne kendisine ne de başkalarına yarayacak bir şey yapabilen bir mutsuz, talihin ve benzerlerinin elinden alamayacağı bir tür mutluluk bulur.”

“Çevremizde her şey değişir. Kendimiz de değişiriz ve kimse bugün sevdiğini yarın da seveceğinden emin olamaz. Böylece şu dünyayla ilgili mutluluk tasarılarımız hep ham düşlemlerdir. Gönül rahatına kavuştuğumuz zaman, zevkine varalım; kendi kusurumuzla onu kaçırmayalım; ama onu bağlamayı düşünmek de bir çılgınlıktır. Mutlu olan az kişi gördüm, belki de görmedim; ama, gönlü hoşnut kimselere sık sık rastlarım. Mutluluğumun dış belirtileri yoktur; onu keşfetmek için mutlu insanın yüreğindekini görebilmeli.”

“Hayat çoğu kez kısa mutluluklar ve uzun mutsuzluklardan oluşan bir hikâyeler okyanusudur! Bu hikâyelerden herhangi birinin içine girebilir ve hikâyeye yeni bir şeyler ekleyebilirsin! Kısa mutlulukları biraz uzatabilir, uzun mutsuzlukları biraz kısaltabilirsin, ama mutsuzluğun mutluluktan fazla olduğu bir yaşam yaratamazsın çünkü insanoğlu kendisine her zaman bir mutsuzluk yaratır, bu konuda çok başarılıdır!”

“Hayat çoğu kez kısa mutluluklar ve uzun mutsuzluklardan oluşan bir hikâyeler okyanusudur! Bu hikâyelerden herhangi birinin içine girebilir ve hikâyeye yeni bir şeyler ekleyebilirsin! Kısa mutlulukları biraz uzatabilir, uzun mutsuzlukları biraz kısaltabilirsin, ama mutluluğun mutsuzluktan fazla olduğu bir yaşam yaratamazsın çünkü insanoğlu kendisine her zaman bir mutsuzluk yaratır, bu konuda çok başarılıdır!”

“Hiçbir zaman iyi bir eş, iyi bir baba, iyi bir insan veya iyi bir yazar, başarılı bir çalışan, saygı gören bir iş insanı, örnek bir sanatçı ya da halkın kahramanı olarak lanse edilen politikacı olamayacağına inanıyordu. Burada bahsedilen “iyi”, herkesin kabul ettiği “iyi”den farklıydı. Kötü de, iyi de, çirkin de, güzel de kişiden kişiye değişen ve farklı yorumlanan olgulardı. O, insanlığın genelinde kabul görülmüş “iyi”den, erdem ve ahlak yasalarıyla şekillendirilmiş, güçlü pranga, eziyet ve işkencelere rağmen isyan etmemeyi, atılan her tokada diğer yanağı getirmeyi öğütleyen “iyi”likten bahsediyordu. Her hareket bir ihtiyacın sonucuydu ve her yapılan iyilik aslında iyilik sayılmazdı. O, hiçbir zaman baş tacı olmayı düşlemiyordu. Yazdıklarının ve düşüncelerinin kabul görmemesi, insanlara olan uzaklığı, ahmak cesaretinden yoksunluğu, düzene karşı gelen düzensizliği ve her şeye rağmen kendine özgü mutsuzluğuyla mutluydu. Onun “iyi”si buydu.”