Quotessence
Home / Authors / Kılıç Arslantürk

Kılıç Arslantürk Quotes

Author

Filter quotes by topic

Famous Kılıç Arslantürk Quotes

“Herkes Samuray olmak isterdi ama bu o kadar kolay bir iş değildi. Yıllarca ağır eğitimlerden geçmek gerekirdi. Üstelik sadece katana, ok, mızrak gibi savaş aletlerini çok iyi kullanmak ve iyi dövüşmek de yeterli değildi. Bir Samuray olabilmek için aynı zamanda edebiyat, müzik, şiir, resim, gibi sanat dallarında da ustalaşmak gerekirdi.”

“Bir gün, karşısına o güne dek gördüğü en güzel kelebek çıkmış. Kelebek o kadar farklı ve güzelmiş ki, adam onun eşsizliğinden büyülenmiş. Nereye uçsa, adam da peşinden tam bir sarhoşluk içinde onu izliyormuş… Kelebek, başta korktuğu için kaçıyormuş adamdan. Bir süre sonra anlamış ki adamın derdi ona zarar vermek değil. Güzelliğine duyduğu hayranlık yüzünden geliyor arkasından. Ama kelebek bu işte, korkak! “Son bir kez daha uçayım da, emin olayım bunun niyetinden…" demiş. Kanatlanır kanatlanmaz dönüp arkasına bakmış. Bir de ne görsün? Adam bir uçurumdan aşağı yuvarlanmıyor mu! Üzüntü içinde bir çiçeğin üzerine atmış kendini kelebek, bir daha göremeyeceği büyük hayranı için gözyaşları dökerek... “Sonuçta üç gün değil mi ömür?" demiş kendi kendine, "Ölümüne korkacağıma, ölümüne sevseydim ya!”

“Hayır!” dedi, “Yanlışın var! Değişmek için bir an bile yeter… Kısacık bir an yılların, şartların, insanların bir araya gelip yapamadığını, zahmetsiz görünen bir hamlede yapıverir. Aşk, sımsıkı kapanmış bir yüreğe doluverir. Sarsılmaz sanılan bir güven, yerle bir olur. Alabildiğine kirlenmiş dediğin bir ruh, üst üste düşüp birikmiş damlalarla sonunda temizlenir. Önemli olan zaman değil andır.”

“Güç, fiziksel bir şey değildir evlat. Asıl güç, işte tam buradadır" dedi Enos, işaret parmağını kalbinin üzerine koyup. "Güç, dayanmaktır. Her düştüğünde yerden kalkabilen, onu düşüren darbeyi vurandan daha güçlüdür. İşkenceye dayanabilen, işkence edenden daha güçlüdür. Tek başına kalsa da doğruyu söyleyen, herkesi inandırmış yalancıdan daha güçlüdür. Her şeyini kaybedeceğini bile bile hakkını korumak için başkaldıran, en kudretli zalimden daha güçlüdür!”

“Hayat ve ölüm bir arada var olur evlat. Birini ötekinden ayrı düşünemezsin. Hayatta inandığın ne varsa, onlar için savaşırsın. Kuvvetle inandığın bir şey uğruna savaşıyorsan, her şeyini verirsin. İhtiyaç olursa, hayatını bile. Hayatta kalmak için savaştan kaçmak mı, öleceğini bilerek savaşmak mı? Kimilerine göre bu savaşçının tenakuzudur. Hâlbuki gerçek bir savaşçının kafasında böyle bir tenakuz yoktur. Doğumu kadar ölümünü de sıradan bilmiştir. Ölümü kabullendiği an bağlı bulunduğu her şeyden azat olmuş ve o zaman gerçekten yaşamaya başlamıştır. Hiçbir savaşçı boş yere doğmamış, boş yere savaşmamış, boş yere de ölmemiştir.”

“Ben, bu hayatı amaçsız yaşayanları anlamıyorum. Ot gibi geldiler, ot gibi gidiyorlar... Ne bir iz bırakıyorlar ne de aldıkları nefesin hakkını verecek bir mum yakıyorlar. Başarıyı da para kazanmak sanıyorlar. Oysa bu dediğim maddi bir şey değil ki! Olacağın veya kazanacağın bir şey değil. Bir yol belki, o kadar. Tek başına çıkacağın, sana hiçbir şey vaat etmeyen bir yol. Kendinden soyunup çıkman gereken bir yol. Eğer bu sensiz yolculuğun hakkını verirsen, zamanın geldiğinde, gözlerini huzurla kapayacaksın. Ödülün de o olacak!”

“İyilik ve kötülük, bir millete ya da dine ait özellikler değildir. İnsana ait özelliklerdir. Tarih boyunca, pek çok milletten veya dinden iyi ve kötü insanlar çıkmıştır. Bundan sonra da çıkacaktır. İşin asıl karanlık tarafını söyleyeyim mi sana? Kötüler, halkın kafasında korku yaratarak, zihinlerini teslim alırlar. Bunun için milli ve dini değerleri kullanır, mümkünse ortak bir düşman icat ederler. Bu sayede, yaptıkları tüm kötülükler haklı görülür. Bugün Hitler'in yaptığı da aynen budur. Baksana, hiç utanmadan, 'Beni Tanrı görevlendirdi!' diyor, 'Hepiniz Almansınız, birlikte üçüncü büyük imparatorluğu kuracağız!' diyor, 'Yahudiler Almanya'nın düşmanıdır!' diyor! Burada bile halkın çoğunluğu aklını kaybetmiş gibi peşinde!”

“Gerçek mutluluk böyle bir şeydi demek. Yaptığın işle yekvücut olduğun, kalbinin şevkle çarptığı, zamanın akmayı bıraktığını hissettiğin, etrafını çevreleyen başka her şeyin var olmaktan silindiği o sonsuz ab-ı hayat... Saatlerce olduğuna yemin edebileceğin fakat gerçekte birkaç saniye süren, hiç uyanmak istemediğin o tatlı rüya…”

“Artık herkes daha fazla para ve güç için yaşıyor. Yolsuzluklar, profesyonel aldatmacalar, neredeyse kölelik dönemlerini aratacak baskılar altında çalıştırılan insanlar, çalışanlarını korkunç mutsuzluklara, acılara, hatta tedavi edilemez depresyonlara sürükleyen kalpsiz yöneticiler... Sence de giderek daha karanlık olmuyor mu dünya?”

“İnsan bazı gerçekleri ancak büyüdüğünde öğreniyor. Çocukluğunun mutlu sonlarını arıyor, bulamıyorsun. İyiler erken ölüyor, kötüler kazanıyor… Savaşacak kadar büyüdüğünde de doğru cepheye yolluyorlar seni. Senden öncekiler gibi sen de Tamam diyorsun, yapılması gerekenleri yapacağım. Ama buna da gücün yetmiyor. Bilmem ne müdürü oluyor, eline geçirdiğin iki paralık güçle sözde süper kahraman pozları veriyorsun; garip, sahte bir gururla. Ama sıra tetiği çekmeye gelince, elin titriyor. Bazen o tetiğe basmazsan öleceğini bildiğin halde yapamıyorsun bunu. Neden, biliyor musun? Vicdan yüzünden! Bir, iki, üç kez yapamıyorsun. Her defasında, ölen sen oluyorsun. Sonra biri usulca yanına sokulup omuzlarından tutarak kulağına fısıldıyor: Öl ya da öldür; bu dünya böyle. Oysa öldürmek için vicdanını boğman gerekiyor. En zoru da bu zaten. İlkinde çok zor en azından. Sonrakiler hep daha kolaydır.” Excerpt From: Kılıç Arslantürk. “Acıyan Yerini Bul.” Apple Books.”

“Gerçek zenginlik göze görünmez evlat." dedi yumuşak bir sesle. Çok özlediğim dedemin, her defasında içime işleyen, güven dolu sesine benzer bir sesti bu. "Ev, araba, kıyafet, mücevher ya da başka lüksler… Bunların hiçbiri gerçek zenginlik değildir. Gerçek zenginlik onurdur. Onuruyla çalışıp alın teriyle ekmeğini kazanmış bir emekçi, benim gözümde çok parası olan onursuz bir tüccardan daha zengindir. Sadece onur da değil; bilgidir gerçek zenginlik mesela. Göremezsin, elinle tutamazsın, sayamazsın ama vicdandır gerçek zenginlik. Ne hayatlar kurtarır vicdan, bilir misin? Parası olmayan bir fukara seninle ekmeğini paylaşır ama tüm dünyayı yakmak için bir vicdan fukarası yeter!”