Quotessence
Home / Topics / Kötülük Quotes

Kötülük Quotes

Browse 15 quotes about Kötülük.

Kötülük Quotes

“İstediğin kadar neşeli, iyicil, açık fikirli, başkalarına zararı olmayan biri ol: Bazıları mühürlüdür ve seni karanlığa çekmek isterler. Bazı insanlar, başka insanların karanlığına maruz kalmaya fazlaca alıştıkları için, senin aydınlığını bile kötüye yorarak, hakkında olmadık kusurlar üretebilirler.”

“İyilik ve kötülük, bir millete ya da dine ait özellikler değildir. İnsana ait özelliklerdir. Tarih boyunca, pek çok milletten veya dinden iyi ve kötü insanlar çıkmıştır. Bundan sonra da çıkacaktır. İşin asıl karanlık tarafını söyleyeyim mi sana? Kötüler, halkın kafasında korku yaratarak, zihinlerini teslim alırlar. Bunun için milli ve dini değerleri kullanır, mümkünse ortak bir düşman icat ederler. Bu sayede, yaptıkları tüm kötülükler haklı görülür. Bugün Hitler'in yaptığı da aynen budur. Baksana, hiç utanmadan, 'Beni Tanrı görevlendirdi!' diyor, 'Hepiniz Almansınız, birlikte üçüncü büyük imparatorluğu kuracağız!' diyor, 'Yahudiler Almanya'nın düşmanıdır!' diyor! Burada bile halkın çoğunluğu aklını kaybetmiş gibi peşinde!”

“Mutsuz insanlar bencil, kinci, acımasız olur, kolaylıkla haksızlık yapar, birbirlerini anlamayacak kadar ahmaklaşırlar. Mutsuzluk insanları birleştirmez, birbirinden koparır; üzüntülerin benzer olduğu, karşılıklı yakınlaşmanın beklendiği durumlarda bile hallerinden oldukça memnun insanlardan daha fazla haksızlık, kötülük yaparlar.”

“Ortada komplocular olsun istiyordu. Ayrıcalık ve güçle delirmiş adamların, bir yerlerde, dumanlı bir odada, brendi yudumlayarak komplolar kurduğunu hayal etmek çok daha iyiydi. Böyle bir imgeye tutunmak zorunda hissederdiniz kendinizi, çünkü bunu yapmazsanız, köpeklerinin tüylerini fırçalayan veya çocuklarını yatırmadan önce onlara masal okuyan sıradan kişilerin, dışarı çıkıp başka sıradan kişilere korkunç şeyler yapabildiği için kötü şeyler yaşandığı gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalırdınız. Kimliği belirsiz Onlar'ı suçlamak her zaman çok daha kolaydı. Söz konusu Onlar'ın aslında Biz olduğunu düşünmek ise iç karartıcı ve moral bozucuydu. Eğer Onlar yapıyorsa, bütün bunlar kimsenin suçu değildi. Ama eğer Biz yapıyorsak, o zaman... O zaman Ben neydim? Ne de olsa, Ben de Biz'in bir parçası olmak zorundaydı, değil mi? Ben'i asla Onlar'dan biri olarak düşünmezdiniz. Kimse kendini Onlar'dan biri olarak düşünmezdi. Bir her zaman Biz'den biriydik, kötü şeyleri yapanlar ise Onlar'dı.”

“Ortada komplocular olsun istiyordu. Ayrıcalık ve güçle delirmiş adamların, bir yerlerde, dumanlı bir odada, brendi yudumlayarak komplolar kurduğunu hayal etmek çok daha iyiydi. Böyle bir imgeye tutunmak zorunda hissederdiniz kendinizi, çünkü bunu yapmazsanız, köpeklerinin tüylerini fırçalayan veya çocuklarını yatırmadan önce onlara masal okuyan sıradan kişilerin, dışarı çıkıp başka sıradan kişilere korkunç şeyler yapabildiği için kötü şeyler yaşandığı gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalırdınız. Kimliği belirsiz Onlar'ı suçlamak her zaman çok daha kolaydı. Söz konusu Onlar'ın aslında Biz olduğunu düşünmek ise iç karartıcı ve moral bozucuydu. Eğer Onlar yapıyorsa, bütün bunlar kimsenin suçu değildi. Ama eğer Biz yapıyorsak, o zaman... O zaman Ben neydim? Ne de olsa, Ben de Biz'in bir parçası olmak zorundaydı, değil mi? Ben'i asla Onlar'dan biri olarak düşünmezdiniz. Kimse kendini Onlar'dan biri olarak düşünmezdi. Biz her zaman Biz'den biriydik, kötü şeyleri yapanlar ise Onlar'dı.”

“Ataerk ellerini önünde birleştirdi ve tepelerinden Vimes'a baktı. "Sana bir öğüt vereyim, Yüzbaşı," dedi. "Evet, efendim?" "Dünyayı biraz anlamana yardım edebilir." "Efendim." "Sanıyorum yaşamı böylesine sorunlu algılamanın sebebi, iyi insanlar ve kötü insanlar olduğunu düşünmen." dedi adam. "Yanılıyorsun, elbette. Her zaman ve yalnızca kötü insanlar var, ama bazıları karşı taraflarda." Zayıf elini şehre doğru salladı ve pencereye doğru yürüdü. "Engin, dalgalı bir kötülük denizi," dedi, sahip çıkarcasına. "Bazı yerlerde daha sığ, elbette, ama diğerlerinde daha derin, ah, çok daha derin. Ama senin gibi insanlar küçük kanun ve iyi niyet salları inşa ediyor ve, karşı taraf bu, sonunda bu galip gelecek, diyor. Şaşırtıcı!" Vimes'ın sırtına iyi niyetli bir şaplak attı. "Orada, aşağıda," dedi, "her tür eşitsizliğe kayıtsız kalacak, herhangi bir ejderhayı takip edecek, herhangi bir tanrıya tapınacak kişiler var. Hepsi günlük kötülüklerin monotonluğu içinde. Büyük günahların yüksek, yaratıcı iğrençliklerinden değil, ruh karanlığının bir tür toptan üretiminden. Orijinallik izi taşımayan günah, diyebilirsin. Kötülüğü, evet dedikleri için değil, hayır demedikleri için kabul ediyorlar. Bu seni üzüyorsa özür dilerim," diye ekledi. Yüzbaşının omuzunu okşayarak, "ama sizin gibi adamların bize gerçekten ihtiyacı var." "Evet, efendimiz?" dedi Vimes yavaşça. "Ah, evet. İşlerin nasıl yürüyeceğini bilen yalnız bizleriz. Görüyorsun, iyi insanların başarılı oldukları tek şey kötü insanları alaşağı etmek. Bunu iyi beceriyorsunuz, kabul ediyorum. Ama sorun şu ki, bu sizin iyi olduğunuz tek şey. Bir gün çanları çalarak kötü tiranı alaşağı ediyorsunuz, ertesi gün herkes, tiran alaşağı edildiğinden beri çöpler toplanmadığı için şikayet ediyor. Çünkü kötü insanlar plan yapmayı biliyor. Bu gerekli koşulların bir parçası da diyebilirsin. Her kötü tiranın dünyayı yönetmek için bir planı vardır. İyi insanların en ufak bir fikri bile yoktur." "Belki, Ama kalanı hakkında yanılıyorsunuz!" dedi Vimes. "Yalnızca insanların korkması, yalnız kalması yüzünden-" Durdu. Kendine bile oldukça boş gelmişti. Omuzlarını silkti. "Onlar yalnızca halk," dedi. "Yalnızca halk ne yaparsa onu yapıyorlar. Efendim." "Elbette, elbette," dedi. "Buna inanmalısın, takdir ediyorum. Aksi halde çıldırırdın. Aksi halde Cehennem'in mahzenleri üzerinde, tüy inceliğinde bir köprüde durduğunu sanırdın. Aksi halde varoluş karanlık bir ıstırap ve tek umut da, ölümden sonra yaşam olmaması olurdu. Oldukça iyi anlıyorum." Masasına baktı ve içini çekti. "Ve şimdi," dedi, "yapacak çok iş var. Korkarım zavallı Wonse iyi bir hizmetkar, ama yetersiz bir efendiydi. Gidebilirsin. Güzel bir uyku çek. Ah, yarın adamlarını getir. Şehir minnetini göstermeli." "Neyini göstermeli?" dedi Vimes. Ataerk bir parşömene baktı. Sesi çoktan organize eden, plan yapan, kontrol eden birinin dalgın tınısına kavuşmuştu. "Minnet." dedi. "Her muzafferane zaferden sonra kahramanlar olmalı. Bu şart. O zaman herkes, her şeyin düzgün yapıldığını anlar." Parşömenin tepesinden Vimes'a baktı. "Olayların doğal düzeninin bir parçası," dedi. Bir süre önündeki kağıda kurşun kalemle notlar aldı, sonra başını kaldırdı. "Gidebilirsin demiştim," dedi. Vimes kapıda durdu. "O şeylerin hepsine inanıyor musunuz, efendim?" dedi. "Sonsuz kötülük ve mutlak karanlığa?" "Evet, evet," dedi Ataerk, sayfa çevirerek. "Tek mantıklı sonuç bu." "Ama her sabah yataktan kalkıyorsunuz, efendim?" "Hmm? Evet. Ee?" "Bilmek isterdim, neden, efendim?" "Ah, git artık, Vimes. Aferin sana.”