Quotessence
Home / Books / Guards! Guards!

Guards! Guards!

Book by Terry Pratchett · 19 quotes · Humor, Books, Discworld

Filter quotes by topic

Guards! Guards! Quotes

“He shrugged. - They're just people - he said. - They're just doing what people do. Sir. Lord Vetinari gave him a friendly smile. - Of course, of course - he said. - You have to believe that, I appreciate. Otherwise you'd go quite mad. Otherwise you'd think you're standing on a feather-thin bridge over the vaults of Hell. Otherwise existence would be a dark agony and the only hope would be that there is no life after death. I quite understand.”

“They avoided one another's faces, for fear of what they might see mirrored there. Each man thought: one of the others is bound to say something soon, some protest, and then I'll murmur agreement, not actually say anything, I'm not stupid as that, but definitely murmur very firmly, so that the others will be in no doubt that I thoroughly disapprove, because at a time like this it behooves all decent men to nearly stand up and be almost heard... No one said anything. The cowards, thought each man.”

“Even big collections of ordinary [non-magical] books distort space, as can readily be proved by anyone who has been around a really old-fashioned secondhand bookshop, one of those that look as though they were designed by M. Escher on a bad day and has more staircases than stories and those rows of shelves which end in little doors that are surely too small for a full-sized human to enter. The relevant equation is: Knowledge = power = energy = matter = mass; a good bookshop is just a genteel Black Hole that knows how to read.”

“You see, the only thing the good people are good at is overthrowing the bad people. And you're good at that, I'll grant you. But the trouble is it's the only thing you're good at. One day it's the ringing of the bells and the casting down of the evil tyrant, and the next it's everyone sitting around complaining that ever since the tyrant was overthrown no one's been taking out the trash. Because the bad people know how to plan. It's part of the specification, you might say. Every evil tyrant has a plan to rule the world. The good people don't seem to have the knack.”

“...Yoksa bütün bunlar sadece bir anlık baygınlıktır da tepenize dikilen piçin teki şimdi bir kazmanın küt ucu ile asıl işine mi girişecektir? Bilinç. bilmek ister, üzüm getirilecek midir? Bu noktada dışarıdan gelen bir uyarı faydalı olur. En popüler olanı, "Her şey yoluna girecek"tir, ama "Plakasını aldınız mı?" kesinlikle kötü bir işarettir; ama ikisi de, "Siz ikiniz ellerini arkasından tutun"dan daha iyidir.”

“Ataerk ellerini önünde birleştirdi ve tepelerinden Vimes'a baktı. "Sana bir öğüt vereyim, Yüzbaşı," dedi. "Evet, efendim?" "Dünyayı biraz anlamana yardım edebilir." "Efendim." "Sanıyorum yaşamı böylesine sorunlu algılamanın sebebi, iyi insanlar ve kötü insanlar olduğunu düşünmen." dedi adam. "Yanılıyorsun, elbette. Her zaman ve yalnızca kötü insanlar var, ama bazıları karşı taraflarda." Zayıf elini şehre doğru salladı ve pencereye doğru yürüdü. "Engin, dalgalı bir kötülük denizi," dedi, sahip çıkarcasına. "Bazı yerlerde daha sığ, elbette, ama diğerlerinde daha derin, ah, çok daha derin. Ama senin gibi insanlar küçük kanun ve iyi niyet salları inşa ediyor ve, karşı taraf bu, sonunda bu galip gelecek, diyor. Şaşırtıcı!" Vimes'ın sırtına iyi niyetli bir şaplak attı. "Orada, aşağıda," dedi, "her tür eşitsizliğe kayıtsız kalacak, herhangi bir ejderhayı takip edecek, herhangi bir tanrıya tapınacak kişiler var. Hepsi günlük kötülüklerin monotonluğu içinde. Büyük günahların yüksek, yaratıcı iğrençliklerinden değil, ruh karanlığının bir tür toptan üretiminden. Orijinallik izi taşımayan günah, diyebilirsin. Kötülüğü, evet dedikleri için değil, hayır demedikleri için kabul ediyorlar. Bu seni üzüyorsa özür dilerim," diye ekledi. Yüzbaşının omuzunu okşayarak, "ama sizin gibi adamların bize gerçekten ihtiyacı var." "Evet, efendimiz?" dedi Vimes yavaşça. "Ah, evet. İşlerin nasıl yürüyeceğini bilen yalnız bizleriz. Görüyorsun, iyi insanların başarılı oldukları tek şey kötü insanları alaşağı etmek. Bunu iyi beceriyorsunuz, kabul ediyorum. Ama sorun şu ki, bu sizin iyi olduğunuz tek şey. Bir gün çanları çalarak kötü tiranı alaşağı ediyorsunuz, ertesi gün herkes, tiran alaşağı edildiğinden beri çöpler toplanmadığı için şikayet ediyor. Çünkü kötü insanlar plan yapmayı biliyor. Bu gerekli koşulların bir parçası da diyebilirsin. Her kötü tiranın dünyayı yönetmek için bir planı vardır. İyi insanların en ufak bir fikri bile yoktur." "Belki, Ama kalanı hakkında yanılıyorsunuz!" dedi Vimes. "Yalnızca insanların korkması, yalnız kalması yüzünden-" Durdu. Kendine bile oldukça boş gelmişti. Omuzlarını silkti. "Onlar yalnızca halk," dedi. "Yalnızca halk ne yaparsa onu yapıyorlar. Efendim." "Elbette, elbette," dedi. "Buna inanmalısın, takdir ediyorum. Aksi halde çıldırırdın. Aksi halde Cehennem'in mahzenleri üzerinde, tüy inceliğinde bir köprüde durduğunu sanırdın. Aksi halde varoluş karanlık bir ıstırap ve tek umut da, ölümden sonra yaşam olmaması olurdu. Oldukça iyi anlıyorum." Masasına baktı ve içini çekti. "Ve şimdi," dedi, "yapacak çok iş var. Korkarım zavallı Wonse iyi bir hizmetkar, ama yetersiz bir efendiydi. Gidebilirsin. Güzel bir uyku çek. Ah, yarın adamlarını getir. Şehir minnetini göstermeli." "Neyini göstermeli?" dedi Vimes. Ataerk bir parşömene baktı. Sesi çoktan organize eden, plan yapan, kontrol eden birinin dalgın tınısına kavuşmuştu. "Minnet." dedi. "Her muzafferane zaferden sonra kahramanlar olmalı. Bu şart. O zaman herkes, her şeyin düzgün yapıldığını anlar." Parşömenin tepesinden Vimes'a baktı. "Olayların doğal düzeninin bir parçası," dedi. Bir süre önündeki kağıda kurşun kalemle notlar aldı, sonra başını kaldırdı. "Gidebilirsin demiştim," dedi. Vimes kapıda durdu. "O şeylerin hepsine inanıyor musunuz, efendim?" dedi. "Sonsuz kötülük ve mutlak karanlığa?" "Evet, evet," dedi Ataerk, sayfa çevirerek. "Tek mantıklı sonuç bu." "Ama her sabah yataktan kalkıyorsunuz, efendim?" "Hmm? Evet. Ee?" "Bilmek isterdim, neden, efendim?" "Ah, git artık, Vimes. Aferin sana.”