Quotessence
Home / Topics / Diktatörlük Quotes

Diktatörlük Quotes

Browse 8 quotes about Diktatörlük.

Diktatörlük Quotes

“Tek adam rejimleri eski çağlara aittir; bunlar soytarılık ve keyfiyet içerirler! 21. Yüzyılda sadece ahmak ve soytarı milletler böyle üçüncü sınıf rezil rejimlere izin verirler!”

“İnsanların kendi gölgelerinden bile korktukları bir ülke elbette bir diktatörlük ülkesidir! Böyle rezil ülkelerde iki grup insan vardır: Diktatöre hizmet eden yaşayan-ölüler yani Zombiler ve ötekiler, özgürlükleri için mücadele eden akıllı ve onurlu insanlar!”

“Eğer bir ülkede hükümet nüfusun yüzde 60'ına iyi davranıyor, yüzde 40'ına kötü davranıyorsa o ülkede diktatörlük var demektir; yüzde 90'ına iyi yüzde 10'una kötü davranıyorsa ya da yüzde 5'ine kötü davranıyorsa aynı şekilde yine o ülkede diktatörlük var demektir. Ülkedeki iktidar nüfusun tamamına iyi davranmadıkça, herkesi kucaklamadıkça o ülkede hem diktatörlük var ve hem de o hükümet gayrimeşru demektir!”

“Ataerk ellerini önünde birleştirdi ve tepelerinden Vimes'a baktı. "Sana bir öğüt vereyim, Yüzbaşı," dedi. "Evet, efendim?" "Dünyayı biraz anlamana yardım edebilir." "Efendim." "Sanıyorum yaşamı böylesine sorunlu algılamanın sebebi, iyi insanlar ve kötü insanlar olduğunu düşünmen." dedi adam. "Yanılıyorsun, elbette. Her zaman ve yalnızca kötü insanlar var, ama bazıları karşı taraflarda." Zayıf elini şehre doğru salladı ve pencereye doğru yürüdü. "Engin, dalgalı bir kötülük denizi," dedi, sahip çıkarcasına. "Bazı yerlerde daha sığ, elbette, ama diğerlerinde daha derin, ah, çok daha derin. Ama senin gibi insanlar küçük kanun ve iyi niyet salları inşa ediyor ve, karşı taraf bu, sonunda bu galip gelecek, diyor. Şaşırtıcı!" Vimes'ın sırtına iyi niyetli bir şaplak attı. "Orada, aşağıda," dedi, "her tür eşitsizliğe kayıtsız kalacak, herhangi bir ejderhayı takip edecek, herhangi bir tanrıya tapınacak kişiler var. Hepsi günlük kötülüklerin monotonluğu içinde. Büyük günahların yüksek, yaratıcı iğrençliklerinden değil, ruh karanlığının bir tür toptan üretiminden. Orijinallik izi taşımayan günah, diyebilirsin. Kötülüğü, evet dedikleri için değil, hayır demedikleri için kabul ediyorlar. Bu seni üzüyorsa özür dilerim," diye ekledi. Yüzbaşının omuzunu okşayarak, "ama sizin gibi adamların bize gerçekten ihtiyacı var." "Evet, efendimiz?" dedi Vimes yavaşça. "Ah, evet. İşlerin nasıl yürüyeceğini bilen yalnız bizleriz. Görüyorsun, iyi insanların başarılı oldukları tek şey kötü insanları alaşağı etmek. Bunu iyi beceriyorsunuz, kabul ediyorum. Ama sorun şu ki, bu sizin iyi olduğunuz tek şey. Bir gün çanları çalarak kötü tiranı alaşağı ediyorsunuz, ertesi gün herkes, tiran alaşağı edildiğinden beri çöpler toplanmadığı için şikayet ediyor. Çünkü kötü insanlar plan yapmayı biliyor. Bu gerekli koşulların bir parçası da diyebilirsin. Her kötü tiranın dünyayı yönetmek için bir planı vardır. İyi insanların en ufak bir fikri bile yoktur." "Belki, Ama kalanı hakkında yanılıyorsunuz!" dedi Vimes. "Yalnızca insanların korkması, yalnız kalması yüzünden-" Durdu. Kendine bile oldukça boş gelmişti. Omuzlarını silkti. "Onlar yalnızca halk," dedi. "Yalnızca halk ne yaparsa onu yapıyorlar. Efendim." "Elbette, elbette," dedi. "Buna inanmalısın, takdir ediyorum. Aksi halde çıldırırdın. Aksi halde Cehennem'in mahzenleri üzerinde, tüy inceliğinde bir köprüde durduğunu sanırdın. Aksi halde varoluş karanlık bir ıstırap ve tek umut da, ölümden sonra yaşam olmaması olurdu. Oldukça iyi anlıyorum." Masasına baktı ve içini çekti. "Ve şimdi," dedi, "yapacak çok iş var. Korkarım zavallı Wonse iyi bir hizmetkar, ama yetersiz bir efendiydi. Gidebilirsin. Güzel bir uyku çek. Ah, yarın adamlarını getir. Şehir minnetini göstermeli." "Neyini göstermeli?" dedi Vimes. Ataerk bir parşömene baktı. Sesi çoktan organize eden, plan yapan, kontrol eden birinin dalgın tınısına kavuşmuştu. "Minnet." dedi. "Her muzafferane zaferden sonra kahramanlar olmalı. Bu şart. O zaman herkes, her şeyin düzgün yapıldığını anlar." Parşömenin tepesinden Vimes'a baktı. "Olayların doğal düzeninin bir parçası," dedi. Bir süre önündeki kağıda kurşun kalemle notlar aldı, sonra başını kaldırdı. "Gidebilirsin demiştim," dedi. Vimes kapıda durdu. "O şeylerin hepsine inanıyor musunuz, efendim?" dedi. "Sonsuz kötülük ve mutlak karanlığa?" "Evet, evet," dedi Ataerk, sayfa çevirerek. "Tek mantıklı sonuç bu." "Ama her sabah yataktan kalkıyorsunuz, efendim?" "Hmm? Evet. Ee?" "Bilmek isterdim, neden, efendim?" "Ah, git artık, Vimes. Aferin sana.”