Quotessence
Home / Quotes / Quote by Kılıç Arslantürk

Quote by Kılıç Arslantürk

“Gerçek zenginlik göze görünmez evlat." dedi yumuşak bir sesle. Çok özlediğim dedemin, her defasında içime işleyen, güven dolu sesine benzer bir sesti bu. "Ev, araba, kıyafet, mücevher ya da başka lüksler… Bunların hiçbiri gerçek zenginlik değildir. Gerçek zenginlik onurdur. Onuruyla çalışıp alın teriyle ekmeğini kazanmış bir emekçi, benim gözümde çok parası olan onursuz bir tüccardan daha zengindir. Sadece onur da değil; bilgidir gerçek zenginlik mesela. Göremezsin, elinle tutamazsın, sayamazsın ama vicdandır gerçek zenginlik. Ne hayatlar kurtarır vicdan, bilir misin? Parası olmayan bir fukara seninle ekmeğini paylaşır ama tüm dünyayı yakmak için bir vicdan fukarası yeter!”

Quote by Kılıç Arslantürk

Work

Küçük Antika Dükkânı

Browse quotes and source details for this work. more

Author

Kılıç Arslantürk

Browse famous quotes and profile details for Kılıç Arslantürk. more

You May Also Like

“Ortada komplocular olsun istiyordu. Ayrıcalık ve güçle delirmiş adamların, bir yerlerde, dumanlı bir odada, brendi yudumlayarak komplolar kurduğunu hayal etmek çok daha iyiydi. Böyle bir imgeye tutunmak zorunda hissederdiniz kendinizi, çünkü bunu yapmazsanız, köpeklerinin tüylerini fırçalayan veya çocuklarını yatırmadan önce onlara masal okuyan sıradan kişilerin, dışarı çıkıp başka sıradan kişilere korkunç şeyler yapabildiği için kötü şeyler yaşandığı gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalırdınız. Kimliği belirsiz Onlar'ı suçlamak her zaman çok daha kolaydı. Söz konusu Onlar'ın aslında Biz olduğunu düşünmek ise iç karartıcı ve moral bozucuydu. Eğer Onlar yapıyorsa, bütün bunlar kimsenin suçu değildi. Ama eğer Biz yapıyorsak, o zaman... O zaman Ben neydim? Ne de olsa, Ben de Biz'in bir parçası olmak zorundaydı, değil mi? Ben'i asla Onlar'dan biri olarak düşünmezdiniz. Kimse kendini Onlar'dan biri olarak düşünmezdi. Bir her zaman Biz'den biriydik, kötü şeyleri yapanlar ise Onlar'dı.”

“Ortada komplocular olsun istiyordu. Ayrıcalık ve güçle delirmiş adamların, bir yerlerde, dumanlı bir odada, brendi yudumlayarak komplolar kurduğunu hayal etmek çok daha iyiydi. Böyle bir imgeye tutunmak zorunda hissederdiniz kendinizi, çünkü bunu yapmazsanız, köpeklerinin tüylerini fırçalayan veya çocuklarını yatırmadan önce onlara masal okuyan sıradan kişilerin, dışarı çıkıp başka sıradan kişilere korkunç şeyler yapabildiği için kötü şeyler yaşandığı gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalırdınız. Kimliği belirsiz Onlar'ı suçlamak her zaman çok daha kolaydı. Söz konusu Onlar'ın aslında Biz olduğunu düşünmek ise iç karartıcı ve moral bozucuydu. Eğer Onlar yapıyorsa, bütün bunlar kimsenin suçu değildi. Ama eğer Biz yapıyorsak, o zaman... O zaman Ben neydim? Ne de olsa, Ben de Biz'in bir parçası olmak zorundaydı, değil mi? Ben'i asla Onlar'dan biri olarak düşünmezdiniz. Kimse kendini Onlar'dan biri olarak düşünmezdi. Biz her zaman Biz'den biriydik, kötü şeyleri yapanlar ise Onlar'dı.”

“At last there is an unknown element back in my life. This is how it used to be. This is how I used to do things before the eighties and jobs and money and careers and Thatcher and marriage and mortgages. I was spontaneous, free, even reckless. Things often didn’t work out, but I felt alive. Painfully alive. For the last few years I’ve been feeling painfully dead. That drive, that lust for life that everyone expects you to have after surviving cancer, well it took ten years to arrive, but here it is. I don’t care what anyone thinks of me any more, I’m going to live life to the full, starting with New York.”