Quotessence
Home / Topics / Zaman Quotes

Zaman Quotes

Browse 74 quotes about Zaman.

Zaman Quotes

“Her şeyden önce ekimdi, oğlanlar için ender bir ay. Bütün aylar ender olmadığından değil. Ama kötüsü vardır ve iyisi vardır, korsanların dediği gibi. Eylülü ele alın, kötü bir ay: Okul başlar. Ağustosu düşünün, iyi bir aydır: Okul henüz başlamamıştır. Temmuz, eh, temmuz gerçekten iyidir: Okulun hiçbir şansı yoktur. Haziran, hiç şüphe yok, haziran içlerinde en iyisidir, çünkü okul kapıları sonuna kadar açılır ve eylül bir milyar yıl ötededir.”

“Hiçbir an, şu andan daha değerli değildir çünkü bizzat şu anın dışındaki hiçbir an canlı değildir; şu andan başka anlar ya ölüdürler ya da henüz doğmamışlardır!”

“Eğer bir millet aldatılıyorsa bırak aldatılsın! Bu yol vasıtasıyla, pek çok aldatılmalar ve acılardan sonra gerçeği öğreneceklerdir! Gerçek ve zaman en büyük öğretmenlerdir, en büyük öğreticilerdir!”

“Zamanda yolculuk yapmak için teknik olmayan bir yol vardır: Ülkende dindar nesiller yaratmaya çalış, o zaman şüphesiz zamanda geriye doğru seyahat edeceksin, eski çağlara doğru!”

“Hayatının her bir anının ne kadar değerli, ne kadar sınırlı ve ne kadar biricik olduğunu tamı tamına bir kavrayabilseydin, tek bir an bile bir put gibi kıpırdamadan yerinde durmazdın çünkü aksiyon gerçek yaşamdır!”

“Şu anın içinde, zamandan bağımsız olmayı başararak konforla uzanıyor ve kendi iç dünyasını geziyordu. Bu huzurlu anlarının arasına arada bir karışan ve parazitlik yapan geçmişteki pişmanlıkları yüzünden hayıflandığı da oluyordu. Hemen rahatını geri kazanmak için daha farklı ve ilgi çekici güzel hayaller kurma çabasına giriyordu. Ama maalesef, kendini kandırdığını anlamıştı. Karamsarlığı onu yöneten zararlı bir yazılımdı sanki.”

“Hayır!” dedi, “Yanlışın var! Değişmek için bir an bile yeter… Kısacık bir an yılların, şartların, insanların bir araya gelip yapamadığını, zahmetsiz görünen bir hamlede yapıverir. Aşk, sımsıkı kapanmış bir yüreğe doluverir. Sarsılmaz sanılan bir güven, yerle bir olur. Alabildiğine kirlenmiş dediğin bir ruh, üst üste düşüp birikmiş damlalarla sonunda temizlenir. Önemli olan zaman değil andır.”

“Varoluşla ilgili en güzel şey şudur ki zamandaki herhangi bir an herhangi bir şeye bir başlangıç noktası olabilir! Bir başka deyişle, hayatımızın her anı yeni yolların bilinmeyen veya kapalı kapıları için bir anahtara sahiptir!”

“Bir süre yaşadığımız her yer, ancak orayla vedalaştıktan epey sonra belleğimizde biçim kazanır ve hiç değişmeyen bir imgeye dönüşür. Orada bulunduğumuz ve her şey gözümüzün önünde olduğu sürece, tesadüfi ya da kalıcı şeylere hemen hemen aynı önemi atfederiz, gereksiz ayrıntılar ancak çok sonra silinir gider. Belleğimizde sadece hatırlamaya değer olanlar kalır; öyle olmasaydı, hayatımızın tek bir yılına bile korkmadan, gözümüz kararmadan bakamazdık!”

“Dünyanın zaman kavramı ile uzayzaman nasıl örtüşmüyorsa, düşünceli bir insanın zaman algısı da, dünyanın zaman kavramıyla örtüşmüyordu. Bazen balkona çıkıp düşünmeye başladığında ona bir saatmiş gibi gelen süreç güneşin doğmasıyla aradan üç, dört saatin geçtiğini görüyor ve şaşkınlığa uğruyordu. Can için yine öyle bir andı. Bunun tam tersi de mevcuttu tabii. Örneğin her insanın hiç geçmeyen zamanları, bitmesini istediği anlar oluyordu. Zaman bireyin algısı ve ruh haliyle şekilleniyordu.”

“Anları birleştiren ya da müzemizde olduğu gibi, anları içlerinde taşıyan eşyaları birleştiren çizgiyi gözümüzün önüne getirmeye çalışmak, hem çizginin kaçınılmaz sonucunu, ölümü hatırlattığı için hem de çizginin kendisinin -çoğu zaman hissettiğimiz gibi- pek bir anlamı olmadığını yaşımız ilerledikçe acıyla kavradığımız için üzer bizi.”

“Zamanın şimdi söylediği bir şeye üzülmek ya da sevinmek insanoğlunun ebedi hastalığıdır! Bir şey oldu, hemen üzülme, bekle; bir şey oldu, hemen sevinme, bekle, zamanın daha sonra söyleyeceği sözü bekle çünkü zamanın zaman geldiğinde söyleyeceği söz zamanın şimdi söylediği sözden daha önemli çünkü zaman son sözünü çöpe atabilir ve şimdi söylediğini sonra tamamen değiştirebilir!”

“Geçmişteki her şey, hayatımız boyunca karşılaştığımız her insan, her bir eşya ve nesne, bizi oluşturan birer fırça darbesiydi. İnsan bir resim tablosuydu. Zamanla hayatımıza giren ve çıkan her şey, resmimize bir fırça darbesi indiriyor ve bizi oluşturuyordu. Onu böyle biri yapan da bu fırça darbelerine dönüşen yaşadıklarıydı ama bazı nadir insanlar vardı ki, onlar, çevrelerinin ve başkalarının fırça darbelerine olanak tanımadan, kendi resimlerini kendileri çiziyor, kendi kendilerinin yaratıcısı olmayı tercih ediyordu.”

“Buraya geldikten kısa bir süre sonra, beynim hâlâ bu manastırı Avrupa'daki bir fabrika kadar verimli hale getirmek için yapılabileceklere dair planlarla vızır vızır işlerken, Swami V.ye, daha sonra da bizzat Mahanta Maharaj'a gidip tarihöncesinden kalma kullanışsız yöntemlerinden vazgeçmeleri gerektiğini saygılı ama kesin bir tavırla söyleme cüretini göstermiştim. Kumaş her yıkandığında çok fazla gerua boyasının aktığını, dolayısıyla giysilerin kısa sürede yeniden boyanması gerektiğini belirtmiştim. Bir kimya firmasıyla anlaşsaydık da bize hakikaten kalıcı ticari boya hazırlasalardı, o tür boyayı kullanmak hem daha hızlı hem de çok daha kolay olurdu, ayrıca böylece birörnek bir gerua tonu elde edilir ve çok daha uzun süre dayanırdı. Mahanta Maharaj bunu biraz eğlenceli bulmuş görünmüştü ama beni hor görmemişti. Bu değişikliği yapmanın ne anlamı olacağını sormuştu kibarca. Bir an için ona öfkelenecektim az daha, söylediklerimi dinlemediği hissine kapılmıştım. "Bu sayede zaman kazanırız da ondan, Maharaj" demiştim. O zaman Maharaj çok derin anlamlı felsefi bir söz söylemişim gibi ciddi ve düşünceli bir tavır takınmış, sonra "Ah evet, zaman" diye mırıldanmış ve ardından sessiz kalmıştı.”