Quotessence
Home / Topics / Yalnızlık Quotes

Yalnızlık Quotes

Browse 44 quotes about Yalnızlık.

Yalnızlık Quotes

“Deep into that darkness peering, long I stood there wondering, fearing, 25 Doubting, dreaming dreams no mortals ever dared to dream before; But the silence was unbroken, and the stillness gave no token, And the only word there spoken was the whispered word, "Lenore?" This I whispered, and an echo murmured back the word, "Lenore:" Merely this and nothing more.”

“Yalnızlık, geçmiş hatalarını irdeleyebileceğin ve gelecek için gerekli düzeltmeleri yapacağın en iyi okuldur; daha iyi bir kader yaratman için senin en büyük fırsatındır!”

“Bir de benim gibi zavallı hayalperestin hayatına bak! Öldüresiye monoton, gölgelerin, hayallerin, uydurma düşüncelerin tutsağı bir hayat. Kalbi çekilmez işkencelerle dolduran, hep kara bulutlarla kaplı, güneş yüzü görmemiş bir hayat! Oysa bu zavallı Petersburglunun da herkes gibi güneşe ihtiyacı var; güneşsiz görülmüş rüyaların bile değeri yok! İşin en acısı, en sonunda hayal alemi de o çok güvendiğimiz, sonsuz sandığımız alem- yavaş yavaş yorulmaya, eski canlılığını kaybetmeye başlıyor. Bütün rüyalarımızı üstüne kurduğumuz düşünceler eskimeye başlayıp, yerine yenilerini de koyamayınca, hayal alemi de yıkılıp yerle bir oluyor ve geride kala kala çalı çırpı ve toz kalıyor fakat yaşayabileceğiniz tek hayat hayal alemiyse, sizi bekleyen başka bir hayat yoksa, ne yapacaksınız?”

“Yalnızlığın iki türü vardır: gündelik yalnızlık ve varoluşsal yalnızlık. İlki kişiler arasıdır; diğer insanlardan yalıtılmış olmanın yarattığı acıdır. Bu tür yalnızlık—genellikle yakınlıktan korkma, reddedilme, utanç ya da sevilmeye layık olmadığını hissetme gibi duygularla bağlantılıdır—hepimize tanıdık gelir. Aslında psikoterapide yapılan çalışmaların çoğu, danışanların başkalarıyla daha samimi, besleyici ve kalıcı ilişkiler kurmayı öğrenmelerine yardımcı olmayı hedefler." …. "Yalnızlığın ikinci biçimi olan varoluşsal yalnızlık, daha derindir ve birey ile diğer insanlar arasındaki aşılmaz uçurumdan kaynaklanır. Bu uçurum yalnızca her birimizin hayata tek başına atılmış olması ve yine tek başımıza bu hayattan ayrılacak olmamızdan değil, aynı zamanda her birimizin yalnızca kendimize ait olan ve sadece bizim tarafımızdan tam olarak bilinebilen bir dünyada yaşıyor olmamızdan kaynaklanır.”

“- Evet… Saklanıyorum. Hatta saklanıyoruz… Bizler, yalnızlar ordusuyuz ve odalarımız karargahımız. Dış dünyanın ve can sıkan gerçekliğin düşmanlarıyız. Robotlaşan dünyadan, kendi gibi olmayanları öğüten insancıklardan kendimizi soyutluyoruz. Fakat… O kutlu gün geldiğinde, karargahlarımızdan çıkacağız ve hakkımız olan mutluluğu söküp alacağız. İşte, o gün güneş gibi parlayacak, insanları alt edecek ve üst-insan egemenliğini başlatacağız. Bu yüzden saklanıyoruz ve biz istemediğimiz sürece bizi bulmanız çok ama çok zor…”

“Her şeyi kendimizle, kendimizi de herkesle karşılaştıracak şekilde yaratılmışız bir kere, bundan dolayı mutluluk ve hüznümüz bağlı olduğumuz şeylerden etkileniyor kuşkusuz, bu durumda en tehlikeli şey de yalnızlık. Doğası gereği kendini aşmaya zorlanan, edebiyatın fantastik imgeleriyle beslenen hayal gücümüz, kendimizin en aşağıda bulunduğu bir dizi varlığı sıraya sokuyor, dışımızdaki her şey daha güzel, bizden başka herkes daha mükemmelmiş gibi görünüyor. Ve bu çok doğal bir akış içinde gerçekleşiyor. Bazı şeylerin bizde eksik olduğunu çok sık duyumsuyoruz, eksikliğini duyduğumuz şey de çoğunlukla bir başkasında varmış gibi geliyor bize, sahip olduklarımızın yanı sıra yüceltilen bir parça gönül huzurunu bile ona layık görüyoruz. Böylece şanslı kişinin, yani bizim hayal ürünümüz olan kişinin hiçbir eksiği kalmıyor. Oysa bütün zafiyetlerimiz ve dertlerimizle yolumuzdan sapmadan çalışmaya devam etsek, başkalarının yelkenleri ve kürekleriyle ilerlediği yolda biz dolaşıp zikzaklar çizdiğimiz halde öne geçtiğimizi sıklıkla göreceğiz-ve-elbette insan bunu ancak başkalarıyla aynı konuma gelince veya onların önüne geçince anlayabiliyor.”

“Siz bir romantiksiniz, Edith," diyerek sözünü yineledi Mr.Neville gülümseyerek. "Yanılan sizsiniz," diye yanıtladı Edith. "Ömrüm boyunca bu suçlamayı dinledim durdum.Romantik değilim ben.Ben, evcil bir hayvanım. Ahlayıp ohlayıp taşkın tutku gösterilerinin, büyük aşkların özlemini çekmiyorum, aşk için dünyayı hepten gözden çıkarmıyorum. Bütün bunları biliyorum ve bunun insanı yapayalnız bıraktığını da biliyorum. Hayır, benim can attığım şey rutin yaşamın yalınlığı. Güzel bir havada kol kola bir akşam yürüyüşü.Bir iskambil oyunu. Gevezelik etmek. Bir yemeği birlikte hazırlamak”