Quotessence
Home / Topics / Bilim Quotes

Bilim Quotes

Browse 26 quotes about Bilim.

Bilim Quotes

“Bu evrendeki hassas pozisyonumuzu özetleyeyim: Her sözümüz son sözümüz olabilir! Her bakışımız son bakışımız olabilir! Her anımız son anımız olabilir! Bu kırılgan durumdan mutlu muyuz? Hayır! Kendimizi çocuk masallarıyla yani dinle mi aldatacağız? Hayır! O halde ne yapacağız? Bu umutsuz durumu değiştireceğiz, bu kaotik evreni insan aklıyla, yüksek zekâyla, kısacası bilimle vuracağız! İnsanlığın nihai amacı, bu tehlikeli evreni varoluşumuz için hiçbir tehdit kalmayacak şekilde yeniden şekillendirmektir!”

“Sayısız doğal felaketler yaşamış insanlık, içinde yaşadığımız evrenin müthiş bir savaş alanı olduğunu ne zaman anlayacak? Evren, yaşayan her canlının en ilginç dostudur, çünkü o bizim hem en büyük dostumuz hem de en büyük düşmanımızdır! Evrenin düşmanlığına karşı en büyük silah ise bilimdir. Bilimin bize sunduğu teknik kalkanlar, fırtınaya, depreme, yangınlara, kozmik felaketlere karşı kullanabileceğimiz en etkin silahlardır!”

“At a workshop attended by expert researchers in quantum mechanichs in 1997, Max Tegmark took an admittedly highly unscienfific poll of the participants' favored interpretation of quantum mechanics. The Copenhagen interpretation came in first with thirteen votes, while the many-worlds interpretation came in second with eight. Another nine votes were scattered among other alternatives. Most interesting, eighteen votes were cast for "None of the above/undecided." And these are the experts.”

“If you follow and observe a lion all day long and witness its struggle to survive, at the end of the day, it will make you happy to see it catch and eat a gazel. If you start the story by following and observing a gazel and witness its struggle to survive, at the end of the day, it will make you furious to see it being eaten by a lion. In other words, if you choose the starting point different, the same occasion will create two different judgements inside a person. So, the justice sensation inside a person depends on which story he/she follows and how long he /she follows it.”

“Susan Blackmore: Düşüncelerinin birçoğunun lisanstayken şekillendiğini ve o zamandan beri de bunları ayrıntılandırdığını ve açıkladığını söyledin. Ama ben asıl şunu bilmek istiyorum: Bir bilinç filozofu olarak seni gerçekten değiştiren veya kendin hakkında nasıl hissettiğini değiştiren herhangi bir şey oldu mu hiç hayatında? Daniel Dennett: Hatırladığım kadarıyla dine dönme gibi bir deneyimim olmadı! Ama felsefenin dışında insanlarla kurduğum etkileşimlerin hayatımda büyük bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Kariyerimin muhtemelen ilk beş yılında, cilalı taş devri kadar eskiden, yani 60'ların sonunda, çoğunlukla filozoflarla takılmaya devam ediyordum ve zamanımın görece daha küçük ama çok önemsediğim ve beni hayretlere düşüren bir kısmını da başka disiplinlerden insanlarla konuşarak geçiriyordum. İnsanlarla yapay zeka, biyoloji, nörobilim ve psikoloji hakkında konuştuğum vakit filozof meslektaşlarımdan daha fazla şey öğrendiğimi ve bunları felsefi açıdan daha ilginç bulduğumu fark etmeye başladım. Yıllar içinde benim açımdan eğlenceli olan şeyin peşinden gittim ve sonrası kendiliğinden gelişti. Felsefe harici konferanslara ve etkinliklere giderek daha fazla davet edilmeye, daha fazla makale ve kitap okumaya başladım; hatta öyle ki felsefeyi artık görev olarak yapıyordum. Felsefe okurken, iyi bir biyoloji metni veya iyi bir psikoloji yahut yapay zeka metni okumaya kıyasla ne kadar da az eğlendiğimi fark edince şok oluyorum. İşte benim için büyük farkı yaratan da bu oldu. Tabii bu, sahadaki birçok insanın, "O halde Dennett artık filozof değil, önceden bir filozoftu belki ama artık değil" demesi anlamına geliyor. Bu konu hakkında tartışmak istemiyorum ama eğer bu doğruysa, belki de bütün filozofların felsefeyi bırakması ve benim yaptığım şeyi yapması gerekiyor. Çünkü bana sorarsanız, felsefi sonuçlar elde ediyorum ve felsefi bir ilerleme kat ediyorum. Bunun, eski zamanlarda yaptığımız o içi boş felsefeden çok daha iyi olduğunu düşünüyorum. Susan Blackmore: Peki, nedir felsefe? Daniel Dennett: Felsefe, henüz sorman gereken doğru soruların ne olduğunu bilmezken yaptığın şeydir.”

“Hayvan yetiştiricilerinin deneyimleri bize göstermekte ki, çoğunlukla saf ırklar çiftleştirilse dahi, genellikle kendi aralarında önemli bir oranda farklılık olmaya devam etmektedir. Ama bu tür büyük değişimlerin saf insan ırkında nasıl geliştiğini ortaya koyabilecek delillerimiz bulunmamaktadır ve gelecekte de tatmin edici kanıtların öne sürülmesi muhtemel değildir, çünkü saf ırk diye bir şey yoktur.”

“Tarihimizden iyi bilinen bir hikâye vardır: Padişah III. Mustafa, çağdaşı Alman İmparatoru Büyük Friedrich’in savaşlardaki ve ülke yönetimindeki başarılarını çok iyi falcılara sahip olmasına bağlamaktaydı. Benzer başarılar için kendisine güçlü üç falcı gidermesini isteyen Padişah’a, İmparator; kendi falcılarının “sağlam maliye, adaletli yönetim ve bilime değer verme” olduğunu bildirecektir! s. 337”

“Kültür konusunda kendini küçümsenmiş ve yetersiz hisseden bir bilimci, klasik edebiyat ve güzel sanatlar dünyasından tamamen uzaklaşarak teselli bulur. İncinmiş bir ruh için başka bir deva da 'çokbilmiş' olmaktır. Bu durumda çevresindekiler, o günlerin gözde senaryoları, yorumları, Gödel teoremi, Chomsky'nin dilbilimi kavramı, güzel sanatlarda Rosicrucian'cı etkiler konularındaki göz kamaştırıcı konuşmaları karşısında şaşkına dönecektir. Bu, gerçekten korkunç bir intikam; ancak, eski dostlarının onu görünce kaçışmaları ile sonuçlanır. Çokbilmiş konuşma biçiminde en sık olarak kullanılan şudur: "x diye bir şey yoktur; herkesin x dediği şey gerçekte y dir." Burada x, insanların inandığı herhangi bir şey olabilir; örneğin Rönesans, romantizmin yeniden canlanışı veya sanayi devrimi; y ise işçi sınıfının gönlünde yattığı söylenen en önemli şey. Yine de çokbilmişlik bilimcilerin meslek hastalıklarından sayılmaz. Benim tanıdığım en kötü çok bilmişlerin ikisi de ekonomistti.”

“Çayırlardan Google'a geçişimiz kuşkusuz epey şiddetli ve son derece verimsiz oldu, ama evrimin doğası da tam olarak böyledir. Bu dünyada devamlı olarak değişimler gerçekleşir ve hayat buna ya uyum sağlar ya da yok olur. Doğrusu, 66 milyon yıl önce devasa bir göktaşı Dünya gezegenini ıskalamış olsaydı insanlar muhtemelen evrimleşmezdi. Meksika Körfezi'ne çarpan ve küresel ateş fırtınalarına ve iklim değişikliğine yol açan bu uzay çöpü 100 milyon yıldan uzun bir süre boyunca gezegenimize hükmetmiş devasa avcıları ortadan kaldırmıştı. Taş fırlatarak bir aslanı veya kılç dişli kaplanı savuşturabilirdik ama birçoğumuz bir araya gelsek ve en iyi şekilde işbirliği yapsak bile bir Tyrannosaurus rex'in çerezi olmaktan kurtulamazdık. Toplumsal sıçramamız parlak ve görünüşte öngörülü bir olaydı ama aynı zamanda gelişigüzel biçimde başımıza gelen uzun bir olaylar silsilesine de son derece bağımlıydı.”