“Bazen bir cümle bir insanın ayaklarını yerden kesebiliyordu. Bir cümle bir insanı hiçbir fiziki şiddete gereksinim duymadan yenilgiye uğratabiliyordu.” InsanYenilgiSözCümleKırgınAğırKırıcı Book:Yalnızlaşan İnsan Source: Yalnızlaşan İnsan
“O an, içinde hapsettiği var olma olasılığı olan Tanrı haykırıyordu. - Affetmenin hiç mi olanağı yok? Yüreğinde artık ona dair bir merhamet kalmayan Can öfkeyle cevaplıyordu. - Ol desen de olmaz artık!” InsanTanrıNefretöFkeAffetmekKırgınAfAf Dilemek Book:Yalnızlaşan İnsan Source: Yalnızlaşan İnsan
“Sana kızmıyorum. Neden intiharı seçtiğini anlıyorum. Sana hak vermiyorum, ama inan bana, seni anlıyorum. Biliyorum… Dünya adlı cehennemde yaşayabilme umudunu yok ettiler. Seni acı deneyimler öldürdü; beni saçmalıklar öldürecek… Aslında biliyor musun? Seni kıskanıyorum. Hem de çok… Şimdi sen, şurada mışıl mışıl uyuyor ve bilinçsizce sonsuzlukta dolaşıyorsun. Bir zamanlar var olduğun gerçeğinden, pişmanlıklardan, hatalarından, acılarından tamamen uzaksın. Dünyanın varlığından habersiz, kimseyi hatırlamadan, anıların ağırlığından sıyrılmış vaziyettesin. Fakat ben… Ben bunu yapamıyorum. Ne canıma kıyabiliyorum ne de yaşamayı becerebiliyorum… Ne tam anlamıyla var olabiliyorum, ne yok; ne gülebiliyorum, ne de ağlayabiliyorum… Seni kıskanıyorum…” AcıIntiharHüzünBilinçüZgünKırgınKızgınPişman Book:Yalnızlaşan İnsan Source: Yalnızlaşan İnsan
“Bin yıllığın susuzluğuyla, zihninde yaşayan suratları belirsiz varlıklarla içiyordu. (...) Tanrı’ya duyulan kırgınlıkla, yaşama duyulan nefretle içiyordu. (...) Geçmişteki her yaşı için, her yaşına ait bir başka kendisi için, her başka kendindeki her acısı için içiyordu. Geleceğin dayanılmaz belirsizliğine, geçmişin ulaşılmaz yakınlığına içiyordu. (...)” GelecekGeçmişTanrıDepresyonAlkolKırgın Book:Yalnızlaşan İnsan Source: Yalnızlaşan İnsan