Quotessence
Home / Topics / Kitap Quotes

Kitap Quotes

Browse 58 quotes about Kitap.

Kitap Quotes

“Eğer hayat yolculuğunda karşılaştığın yüz insanı dikkatlice incelediysen, bu demektir ki yüz farklı kitap okudun! Tanıdığın her insan bir kitaptır; dünya yürüyen kitaplarla doludur; bazıları sıkıcı, bazıları fevkalade, bazıları zayıf, bazıları güçlü, fakat hepsi de yararlı çünkü onların hepsi farklı yolların farklı deneyimlerini taşırlar!”

“Tamamen boş sayfalardan oluşan bir kitap bile seni değiştirecektir çünkü bu boşluğun arkasındaki sebebi düşünmeye başlayacaksın ve bir kez düşünme bölgesine girdiğinde bir değişim bölgesine girdin demektir!”

“...Okuduklarımla aramda entelektüel olmayan, duygusal olmayan,ilmi hiç olmayan,zevkli olmayan bir ilişki vardı.Ben kitaplarda yaşadığım hayatta ve yaşadıklarını söyleyen,canlı oldukları iddiasında olanların hayatında olmayan gizli ve gerçek şeyleri bunlar her ne olur olsun görüyor,haberdar oluyordum.Yani işin aslından haberdar oluyordum. Bu haberdar olma hali bir gizi öğrenmenin sevincini ya da bir meseleyi çözmenin rahatlığını değil işlerin hiç de öyle olmadığının, olamayacağının bilgisini bana veriyordu...”

“Güneş mutlaka doğacak: Masmavi belle de jour çiçekleri gibi açacağız. Bu gece rintlere katıl; çünkü yalnız değilsin: Sadece her daim yanında olacak insanlarla henüz tanışmadın. En uzağındaki, seni en koşulsuz, seni en beklentisiz, seni en sorgulamadan seven kişi olabilir. Bir kitabın, bir derginin içinden seninle konuşmaya çalışıyor olsa bile.”

“Bir kitapçıya uğra ve daha önce okuduğun ve sevdiğin ve bu yüzden bir arkadaşına da okusun diye ödünç verdiğin bir kitabı, sana geri dönmeyeceğini bildiğin için yeniden satın al. Bu kitabı bir başkası istiyorsa da, onun gözlerine baka baka o kitabı ver ona ki alnında kocaman kocaman harflerle enayi yazsın. Enayi ol çünkü bilgelik enayilikten doğar.”

“Eğer sana âşık olmamı istemiyorsan, bu kadar tatlı görünmeye bir son vermelisin. Yarın ilk iş, hizmetçilerine senin için patates çuvalı diktireceğim!" Koluna vurdum. "Kes sesini Maxon." "Şaka yapmıyorum. Bu kadar güzel olman senin için zararlı. Buradan ayrıldığın zaman seninle birlikte birkaç muhafız göndermemiz gerekecek. Asla tek başına hayatta kalamazsın, zavallı şey." Tüm bunları şakasına, bana acıyormuş gibi söylemişti. "Buna engel olamam." İç çektim. "Kimse dünyaya mükemmel bir şekilde gelmeye engel olamaz." Sanki çok güzel olmak yorucuymuş gibi suratımı yelledim. "Hayır, bunu engelleyebileceğiniz sanmıyorum."(sf:231.)”

“+ Peki, sana klasik bir soru sorayım Can Bey. Neden kitap okuyorsun? Hiç düşündün mü? - Dünyaya katlanabilmek, benim gibi insanlarında var olduğunu bilmek ve bu dünyaya nasıl tahammül edebilirim, bunları öğrenmek için okuyorum. + Dünyaya nasıl tahammül edilebilirmiş peki? - Kayıtsız kalarak. + Bu kolay bir şey değil ama… - Hem de hiç ama hiç kolay değil.”

“Derinlerdeki mahzenlerde, köklerin yayıldığı mağaralarda ve yüreğin karanlık kuyularında tutkunun hakiki ve tehlikeli canavarları fosforlu pırıltılarını saçarak dolaşırken, gizlice çiftleşir ve en akıl almaz biçimlerde birbirlerini parçalarken yazarların yaşamın sadece ışığın vurduğu üst kıyısını, duyguların açıkça ve kurallara uygun olarak sergilendiği kesimlerini anlatması rahatlıktan mı, korkaklıktan mı yoksa bakış darlığından mı geliyor acaba. Şeytansı dürtülerin kızgın ve tüketici soluğundan, tutuşmuş kanın buharından mı korkuyorlar, çok nazik ellerini insanlığın iltihaplı çıbanıyla kirletmekten mi ürküyorlar, yoksa yumuşak aydınlıklara alışkın gözlerini bu kaygan, tehlikeli, çürümüşlük sızan basamaklara çeviremiyorlar mı? Ne var ki bilen insan için hiçbir haz gizli olanın verdiği kadar güçlü değildir ve açıklanamayacak kadar utanç verici bir acı kadar kutsal olanı yoktur.”

“Bana gül göndermiş." Hattın diğer ucundan, hayalkırıklığını belirten bir hırlama geldi. "Hayatım, nadiren radevuya gittiğini biliyorum ama o şeyleri sokak köşelerinde beş papele satıyorlar." "Kristalden yapılmış." Elena konuşurken, kristal gülün ışıltılarından gözünü alamıyordu. "Ay, olamaz." "Ne olamaz?" Elena ağzı açık bir halde en yakın çekmeyece uzanıp fazla hafif olduğu için nadiren kullandığı ince keskiyi aldı ve güün sapındaki bir bölgeyi hafifçe kzımaya çalıştı. Bıçak işlemiyordu. Sonra bıçağı tersine sirttü ama bu kez gül "çizilmelere dayanıklı"bıçaı çizdi. "Ay olamaz." "Ellie, neler olup bittiğini hemen anlatmazsan yemin edeirm seni eşşek sudan gelene kadar döverim. Ne oluyor? Kan emen mutant bir gülmüymüş.? Elena kahkahasını tutup elindeki tarif edilmez güzellikteki şeye baktı. "Kristal değilmiş." "Kübik zirkon mu? diye sordu Sara kuru kuru. "Ay, dur bir dakika, yoksa plastik mi?" "Elmas." Ölüm sessizliği.”

“İstersen konuşalım. Fakat konuşmaktan ne çıkar ki! Kim bilir şimdiye kadar kaç merkep yükü kitap okudun. Fakat bunlardan ne anladın? Hiç, değil mi? İnsanlar neyi bilirler? Zevk ve bencilliklerinin arzuladığı sanatsal birtakım şeyleri... Fakat hak ve hakikat hususunda ne bilirler? Hiç! Akıl yoluyla hakkı bulmak mümkündür. Fakat bilmek, anlamak mümkün mü? Ne konuşalım? Harfleri bir araya getirerek hikmet bilinebilir mi?”

“Akıl, hayvanlar ve insanlar arasında keskin bir sınır çizer, insandaki ilahi yöne ışık tutar, hatta bir dereceye kadar gerçekte var olmayan ölümsüzlüğün yerini tutar. Buradan yola çıkarak şunu söyleyebilirim ki akıl, elimizde olan yegâne zevk kaynağıdır. Etrafımızda akla dair hiçbir şey görmüyor, duymuyoruz, bu da zevkten mahrum olduğumuz anlamına geliyor. Gerçi elimizin altında kitaplar var, ama canlı bir sohbetin, karşılıklı ilişkinin yerini tutmuyor. Çok da doğru olmayan bir kıyaslama yapmama müsaade edecek olursanız, bence kitaplar notaya, sohbet ise şarkı söylemeye benziyor.”

“Bir yazar için eserini ortaya çıkarmak uzun soluklu bir serüvendir. Genellikle kendi yaşam döngüsündeki olaylardan etkilenerek başlarlar yazmaya. Bir okuyucu olarak en sevdiğim şey yeni bir yazarın eseri ile tanışacaksam ve hele ki birden fazla eseri varsa tüm eserlerini almak, ilk eserinden başlayarak okumaktır. Böylece yazarın kelimeler içindeki büyüyüşünü görebiliyorsunuz. Yazarın ilk eseri olan “Timsahın Gözyaşları” ve hemen ardından çıkan “Şeytanın Notaları” onun acemilik döneminin eserleri olmuş. Özellikle Şeytanın Notaları adlı eserinden kendisinin de Metal Müzik sevdiğini vurgulayarak, oldukça objektif şekilde olayları kaleme alması, gerçekten büyük bir cesaret gerektirir. “Yeni Dünyanın Dini Futbol” bu alanda ülkemizde yazılmış ilk kitaplardan birisi. Fanatizm ’in ne olduğu, insanların futbola bağlılıklarının nedenlerini anlatan ve bu alandaki ekonominin dudak uçuklatan rakamlarını dile getiren bir eser. Özellikle “Futbolu Sevmiyorum Ve Bu Tutkuyu Anlayamıyorum” diyenlerin okuması gereken bir eser. Sonrasında “Ölümsüzlüğe Uyanış” adlı eseri ile kendi iç dünyasında çıktığı yolculuğu akıcı bir dille ele alırken, okuyucusunu da bu yolculuğa eşlik etmeye teşvik ediyor. Bana okuduğum eski bir kitabı hatırlatan bu eserinde inanışları sorgulayışındaki dil diğer iki kitabından çok daha iyi. Şunu da belirtmeliyim ki, eserlerinin hiçbirinde okuyucuyu sıkacak, durmasına neden olacak bir dil kullanmamıştır. Yazarın kaleminde ustalaştığını anlıyorsunuz bu eserde . En son eseri olan “Nazi Dini ve Hitlerin Gizemleri” adlı eserinden derin bir çalışmanın izlerini görüyorsunuz. Kitabın Türkiye’ye kadar uzanan hikayesi ise oldukça çarpıcı. Bir okuyucu olarak eserlerinin daha iyi kurgulanmış olmasını, çıktığı serüvene dahil olan kahramanların da bu yolculuklarında ona eşlik etmesini isterdim. Burada yayınevlerinin de kendi beklentilerini yazarlara sunmasının, yeni yazarlarımızın da eserlerini okuyucuya ulaştırmak için bu beklenti ile eserlerini oluşturmalarından çıkan yoksunluğu görünmekteyiz. Bana göre en az iki eserinin çeşitli dillere çevrilmesi gereken, dili oldukça kuvvetli bir yazar.”

“Bazı popüler romancıların başarılarının kitaplarının edebi değerine bağlı olduğu görüşüne de inanmıyorum... halkın ancak zor anladığı şeyleri değerli bulduğu, diğer kitapların edebiyatı geliştirmediği görüşüne. Bence bu gülünç bir fikir, kendini beğenmişlik ve güvensizliğin eseri.”