Quotessence
Home / Topics / Psikoloji Quotes

Psikoloji Quotes

Browse 42 quotes about Psikoloji.

Psikoloji Quotes

“Sıklıkla şu sorunun sorulduğunu duydum: Yakın arkadaşları olan bir insanın terapiste ihtiyacı olur mu? Yakın dostlar iyi bir yaşam için vazgeçilmezdir. Dahası, eğer bir kişi iyi arkadaşlarla çevriliyse ya da (daha da önemlisi) kalıcı ve derin ilişkiler kurma kapasitesine sahipse, terapiye ihtiyaç duyma olasılığı çok daha düşüktür. Peki o zaman iyi bir arkadaşla terapist arasındaki fark nedir? İyi arkadaşlar (ya da kuaförünüz, masözünüz, berberiniz ya da kişisel antrenörünüz) destekleyici ve empatik olabilirler. İyi dostlar sevgi dolu, güvenilir sırdaşlar olabilir ve ihtiyaç anında yanınızda olurlar. Ama yine de önemli bir fark vardır: sadece terapistler sizi 'şu an ve burada'da (here-and-now) yakalama eğilimindedir. 'Şu an ve burada' etkileşimler (yani, birinin anlık davranışına dair yapılan yorumlar), gündelik sosyal yaşamda çok nadiren meydana gelir. Eğer olursa, bu ya çok derin bir yakınlığın ya da yaklaşan bir çatışmanın işaretidir (örneğin, “Bana bakış tarzını beğenmiyorum”) ya da bir ebeveyn-çocuk etkileşiminin (“Ben konuşurken gözlerini devirmeyi kes”) göstergesidir.”

“Amacım, kimseyi geçmişin pişmanlık denizinde boğmak değil; nihayetinde kişinin bakışını geleceğe çevirmesini sağlamak ve şu potansiyel olarak hayat değiştirici soruyu sormaktır: Şu anda hayatında ne yapabilirsin ki bir yıl ya da beş yıl sonra geriye dönüp baktığında, biriken yeni pişmanlıklarınla ilgili benzer bir üzüntü hissetmeyesin? Başka bir deyişle, pişmanlık biriktirmeden yaşamayı başarabilir misin?" Nietzsche’nin düşünce deneyi, yaşamı tam anlamıyla yaşayamamış olma hissinden kaynaklanan ölüm kaygısıyla baş eden insanlar için terapistin elinde güçlü bir araç sunar. Dorothy, bu duruma dair klinik bir örnek sağlar.”

“Bazıları insanların kuzu, bazıları da kurt olduğuna inanır. Bunların ikisi de kendi görüşlerini destekleyecek uygun kanıtlar bulabilirler, insanların kuzu olduğunu ileri sürenlerin şunları belirtmeleri yeter: Kendileri için zararlı olsa bile, insanlar onlara söylenenlerden kolaylıkla etkilenirler; yıkımdan başka bir şey getirmeyen savaşlarda önderlerini körü körüne izlerler; belli bir inançla söylenen, kaba kuvvetle de desteklenen her şeye —papazların ve kralların sert tehditlerinden gizli ya da açık dolandırıcıların kandırıcı çağrılarına dek her türlü saçmalığa— inanırlar. Bu durumdaki insanların çoğu, kendilerini kandırmak için korkutucu ya da tatlı bir sesle konuşanların karşısında kendi isteklerinden vazgeçmeye hazır, kolaylıkla etkilenebilen, yarı uyanık çocuklara benzerler. Gerçekten de çoğunluğa karşı direnecek ölçüde güçlü inancı olan kişi kural değil, istisnadır; çağdaşlarının alaya aldığı, ama yıllar sonra hayran olunacak bir istisna.”

“DALGALANMA (RIPPLING) Yıllar süren terapistlik deneyimlerim boyunca, bir kişinin ölüm kaygısını ve hayatın geçiciliğinden duyduğu sıkıntıyı hafifletmek için ortaya çıkan fikirler arasında, dalgalanma fikrini özellikle güçlü buldum. Dalgalanma, her birimizin—çoğu zaman bilinçli bir niyetimiz ya da farkındalığımız olmadan—başkalarını etkileyen ve bu etkinin yıllar hatta nesiller boyunca sürebileceği iç içe halkalar yaratması anlamına gelir. Yani, başkaları üzerindeki etkimiz, tıpkı bir gölete atılan taşın yarattığı halkaların giderek yayılması gibi, diğer insanlara da aktarılır; bu halkalar artık görünmez hale gelse bile nano düzeyde devam eder. Kendi varlığımızdan bir parçayı—bilsek de bilmesek de—geride bırakabileceğimiz fikri, sınırlı ve geçici bir varoluşun kaçınılmaz olarak anlamsızlık doğurduğunu savunanlara güçlü bir yanıt sunar. Dalgalanma, ille de geride bir isim ya da imaj bırakmak anlamına gelmez. … Kişisel kimliği sonsuza dek koruma çabaları her zaman boştur. Geçicilik kalıcıdır. Benim kullandığım anlamda dalgalanma, yaşam deneyiminizden bir şeyi geride bırakmakla ilgilidir: bir özellik; bir bilgelik kırıntısı, bir rehberlik, bir erdem, bir teselli… bunların her biri tanıdık ya da tanımadık kişilere aktarılabilir.”

“Bir birey geçmişine baktığında resimler ve olaylar seçkisi derler.Bu seçmenin yanlı olduğunu,anılar koleksiyonundan yalnızca kişisel üstünlüğünü destekleyen olaylar seçtiğini bulduk. Anılarına egemen olan şey onun üstünlük hedefidir.Aynı biçimde,bir rüyanın oluşumunda yalnizca yaşam biçimimizi güçlendiren ve belli sorunlarla karşılaştığımızda yaşam biçimimizin bizden ne beklediğini ortaya koyan olayları seçeriz.Dolayısıyla bu olaylar seçkisi o andaki güçlülerimizle ilgili olarak yaşam biçiminin anlamını gösterir.Rüyanın oluşumunda,yaşam biçimi kendi yolunu dayatmaktadır.Bu sorunları gerçekçi bir biçimde karşılamak sağduyu gerektirecektir ama yaşam biçimi buna izin vermeyi reddeder.”

“Acı ya da öfke enerjinizi bedeninizde tutma şansınız yoktur, eğer sağlıklı olmak istiyorsanız. Onu mutlaka atmanız gerekir. Ama bu aşamada eğer acı çekmez ve yas sürecini tamamlamazsanız, acı tamamen katı bir hal alır. Tamamen donar ve enerji kanallarınızda blokaj olarak yerini alır.”

“Gerçeğe ulaşmak için bazen bedel ödemek gerekir. Dehşete düşme. Karanlığı yok etmek için, büyük bir hedefe ulaşmak için çekilen acı ve teslim edilen bir beden. Unutma genç kardeşim, benim ateş içinde son nefesimi vermemden asırlar sonra anlaşılmaya başlayan Philip İncili’nde anlatıldığı gibi; “Önce ölüp sonra dirileceklerini söyleyenler yanılıyorlar. Diriliş hayattayken tecrübe etmeliler…”

“Bu hakikat, John Dewey tarafından çok güçlü bir şekilde dile getirilmiştir, dolayısıyla, düşünceyi, onun sözleriyle aktarıyorum: "Demokrasimizin karşı karşıya bulunduğu tehlike," diyor, "yabancı totaliter devletlerin varlığı değildir - yabancı ülkelerde, Lider"e bağımlılığa zafer kazandıran ve kendi kişisel davranışlarımızda ve kurumlarımızda var olan koşullar, en ciddi tehlikeyi oluşturmaktadır. Bu durumda savaş alanı da, kendi içimizde ve kendi kurumlarımızda bulunmaktadır.”

“İnsan, önceden belirlenmiş içgüdüsel bir edimi gerçekleştirmek yerine, zihninde olası edim biçimlerini tartmak zorundadır; böylece düşünmeye başlar. Doğa karşısındaki rolünü değiştirir, tümüyle edilgin uyarlanmadan, etkin uyarlanmaya geçer: üretmeye başlar. Aletler icat eder; bu şekilde doğaya egemen olurken, kendisini ondan giderek daha fazla ayırır. Kendisinin -daha doğrusu kendi kümesinin- doğayla aynı olmadığının belli belirsiz farkına varır. Birden yazgısının çok trajik olduğunu kavrar: hem doğanın bir parçası olarak kalacak, hem de onu aşacaktır. Çeşit çeşit düşlemler içinde bunu yadsımaya çalışsa bile, önünde sonunda ölümle karşılaşacağının farkına varır.”

“Hasta ve analist, ortak bir ciddiyet ve bilgelik temelinde, kötümserliğe ya da acı alaya izin vermeyen bir tutum içinde, çatışmaların, ketlenmelerin ve belirtilerin tümünün ortadan kalkmadığını, kendini dev aynasında görme ve çocuksu idealleştirme eski eğilimlerinin az da olsa varlıklarını sürdüreceğin kabul ederler. Ama artık bu zayıflıklar bilinmektedir; soğukkanlılık ve hoşgörüyle katlanılabilir.”

“… babam bir canavardı ve çocukluğumuz boyunca kardeşlerimle birlikte bizi dehşete düşürürdü. Ama sonunda, anılarımı olduğu gibi bırakmaya ve hiçbirini silmemeye karar verdim. Çektiğim tüm o berbat istismara rağmen, hayal bile edemeyeceğim bir başarıya ulaştım. Bir yerlerde, bir şekilde, büyük bir dayanıklılık ve beceri geliştirdim. Bu, babama rağmen mi oldu? Yoksa onun sayesinde mi?” Bu hayal, geçmişe dair bakışında büyük bir değişimin ilk adımıydı. Bu, babasını affetme meselesinden çok, geçmişin değiştirilemezliğiyle yüzleşme meselesiydi. Ona, er ya da geç daha iyi bir geçmiş umudundan vazgeçmek zorunda kalacağını söylediğimde sarsıldı. Evde karşılaştığı zorluklar tarafından şekillenmiş ve sertleşmişti; bu zorluklarla başa çıkmayı öğrenmiş ve yaşamı boyunca kendisine çok faydası dokunan yaratıcı stratejiler geliştirmişti.”

“İlkin şunu belirttim: Psikolojik açıdan kadın erkek ayrımını tamamiyle yanlış buluyorum. Çünkü gerçek bir insan, kadınla erkeğin uyumlu bir karışımıdır. Kafa yapısı ve ruhsal yapısıyla salt erkek olan bir kişi, gerçek bir insan sayılamayacağı gibi, kafa yapısı ve ruhsal yapısıyla salt kadın olan bir kişi de gerçek bir insan sayılamaz. Ancak kadınlara özgü bilinen niteliklerle erkeklere özgü bilinen nitelikleri kendi benliklerinde uyumla kaynaştıranlar gerçek insanlardır. Cinsel açıdan değil, ama ruhsal açıdan birz hermafrodit olmak gerekir, gerçek bir insan sayılabilmek için.”