Quotessence
Home / Topics / Sol Quotes

Sol Quotes

Browse 58 quotes about Sol.

Sol Quotes

“Falaki maana yake ni kundi la nyota na sayari ikiwemo dunia. Falaki yetu inaitwa Njiamaziwa, ‘the Milky Way galaxy’, yenye mabilioni ya mifumo ya jua ukiwemo wa kwetu. Mungu alisimamisha jua katika falaki ya Njiamaziwa kwa ajili ya Yoshua, ili apate muda wa kutosha kuwashinda maadui zake – wanajeshi wa mataifa matano. Kila mtu alishangaa sana kipindi hicho. Kila mtu anashangaa sana kipindi hiki. Mungu akikubariki watu watasema wewe ni mchawi. Hawatajua nini kilitokea. Kwani kwa Mungu hakuna kinachoshindikana. Mungu aliweza kutenda miujiza kwa ajili ya Yoshua, na kwa ajili ya wana wa Israeli huko Gibeoni na huko Aiyaloni, anaweza kutenda miujiza kwa ajili yako popote pale ulipo. Mungu anachotaka kutoka kwako ni imani ya kweli juu yake, kwa mwili na kwa roho yako yote.”

“Sayari yetu hujulikana kama Dunia na jua letu hujulikana kama Sol. Dunia imo ndani ya mfumo wa jua wa Sol. Mfumo wa jua wa Sol umo ndani ya mfumo wa jua wa Sol Sector au Solar Interstellar Neighborhood, kwenye wenzo wa Orion wa falaki ya Njiamaziwa, wenye mifumo ya jua zaidi ya 40 ikiwemo Alpha Centauri, Nemesis, Procyon na Sirius. Solar Interstellar Neighborhood imo ndani ya falaki ya Njiamaziwa yenye nyenzo nne zinazozunguka kwa pamoja na falaki nzima. Falaki ya Njiamaziwa imo ndani ya kishada (‘cluster’) chenye zaidi ya falaki 55 ikiwemo Andromeda, Leo A, M32 na Triangulum, kinachojulikanacho kama ‘the Local Galactic Group’. ‘The Local Galactic Group’ imo ndani ya mfumo wa kishada kikubwa zaidi kiitwacho Virgo Supercluster, chenye makundi zaidi ya 100 ya falaki. Virgo Supercluster imo ndani ya mfumo mwingine mkubwa zaidi wa vishada uitwao Laniakea (Local Supercluster) wenye vishada zaidi ya 500 vya falaki. Hapo ndipo mwisho wa ulimwengu wetu unaoweza kuonwa na wanasayansi wetu. Kutoka duniani mpaka Laniakea ni umbali wa kilometa bilioni trilioni 250, miaka bilioni 13.8 iliyopita.”

“O sol brilhava imponente acima da sua cabeça e parecia mais uma afronta à tempestade que fizera na noite anterior, atrasando em um dia a sua chegada àquele lugar. Sentia o pouco de pele exposta queimando com os raios que a atingiam, e a sua boca ansiava por água à medida que o suor escorria por debaixo da sua blusa, fazendo-a grudar em suas costas. Talvez o inferno estivesse mais fresco do que aquele buraco.”

“Dunia huzunguka kwenye mhimili wake na huzunguka jua. Jua huzunguka kwenye mhimili wake na huzunguka falaki. Dunia hutumia takriban siku moja kuzunguka kwenye mhimili wake, na hutumia takriban mwaka mmoja kuzunguka jua. Jua hutumia takriban siku ishirini na tano kuzunguka kwenye mhimili wake, na hutumia takriban miaka milioni mia mbili na hamsini kuzunguka falaki. Yoshua alisimamisha jua ili lisizunguke kwenye mhimili wake na lisizunguke falaki. Kwa sababu jua lilisimama, kila kitu kilichoathiriwa na jua hilo kilisimama pia ikiwemo dunia. Hata hivyo, kwa sababu tukio la Yoshua kusimamisha jua na mwezi yalikuwa maajabu kutoka kwa malaika wema, malaika wema ndiyo wanaojua kwa hakika nini kilitokea. Yoshua alikuwa sahihi kusema jua lisimame si dunia isimame. Mungu aliweza kusimamisha jua kwa ajili ya Yoshua kuwashinda maadui zake, kwa sababu aliamini. Mungu anaweza kusimamisha jua kwa ajili yako kuwashinda maadui zako, ukiamini. Mungu anapokuwa na wewe matatizo yako yako matatizoni.”

“Only Getting the A and Z with out the B through Y, leaves you SOL.”

“Usted no tiene control sobre cómo se inicia o termina tu historia. Pero a estas alturas, usted debe saber que todas las cosas tienen un final. Cada chispa vuelve a la oscuridad. Cada sonido vuelve a silenciar. Cada flor vuelve a dormir con la tierra. El viaje del sol y la luna es predecible. Pero la suya, es su arte final.”

“He ido encontrando tesoros en lugares que no queria buscar. He estado escuchando sabiduría de bocas que no quería escuchar. He ido encontrando belleza donde no queria mirar. Y he aprendido mucho de los viajes que no queria tomar. Perdóname; porque he estado cerrando los oídos y los ojos durante demasiado tiempo he aprendido que los milagros sólo son llamados milagros porque a menudo son vistos por sólo aquellos que pueden ver a través de las ilusiones de la vida. Estoy dispuesto a ver lo que realmente existe en el otro lado, lo que existe detrás de las persianas, y probar la fruta fea en lugar de la que parece bonita, y madura.”

“En la época más gloriosa y floreciente de Roma, poco antes de sucumbir el poderosísimo Julio, las tumbas quedaron vacías, y los difuntos, envueltos en sus mortajas, vagaban por las calles de Roma dando alaridos y confusas voces; viéronse también raros prodigios en el Cielo, comon estrellas de colas encendidas, lluvia de sangre y maleficio en el sol; y el húmedo planeta, a cuya influencia está sujeto el imperio de Neptuno, padeció eclipse, como si hubiera llega el día del Juicio Final.”

“Şimdi bir anlamda "sol" olmayan bir entelijansiyanın var olmadığı belirtilmeli. Son sağcı entelektüel belki de T. E. Lawrence'tı. Yaklaşık 1930'dan beri, "entelektüel" olarak tanımlanacak herkes var olan düzenden müzmin, memnuniyetsiz halde yaşıyor. Böyle de olmak zorunda, çünkü kurulmuş olduğu haliyle toplumda ona yer yok. Tamamen durağan olan, ne gelişen ne de parçalarına ayrılan bir imparatorlukta ve temel becerisi aptallığı olan insanlar tarafından yönetilen bir İngiltere'de "zeki" olmak şüphelidir. T.S. Eliot'ın şiirlerini ve Karl Marx'ın teorilerini anlayabilecek türden bir beyniniz varsa, üst kademedekiler her tür önemli işten uzak tutulmanızı sağlar. Entelektüeller, kendilerine yalnızca edebiyat eleştirmenliğinde ve sol siyasi partilerde bir görev edinebilirler.”

“İngiliz sol entelijansiyasının zihniyeti, yarım düzine haftalık ve aylık dergiden öğrenilebilir. Tüm bu dergiler hakkında hemen göze çarpan şey genelde olumsuz, mızmız tutumları; yapıcı önerilerden daima ve tamamen yoksun olmalarıdır. Buralarda, asla iktidar konumunda olamamış, asla da olmayacak insanların sorumsuz şikayetleri dışında pek az şey vardır. Diğer bir dikkat çekici karakteristik özellikleri, fikirler dünyasında yaşayan insanların duygusal anlamda çok sığ olmaları ve fiziksel gerçeklikle çok az temasları olmasıdır.”

“İngiliz entelijansiyası hiç olmazsa hedefleri açısından Avrupalılaştırılmış. Aşçılıklarını Paris'ten, fikirleriniyse Moskova'dan alıyorlar. Ülkelerinin genel vatanseverliğinde bir çeşit karşıt görüş adacığı oluşturuyorlar. İngiltere, belki de, entelektüelleri milliyetlerinden utanan yegane büyük ülkedir. Sol çevrelerde daima, İngiliz olmanın hafif utanılacak bir şey olduğu ve at yarışından içyağı pudingine her İngiliz geleneği ile dalga geçmenin bir görev olduğu hissedildi. Neredeyse her İngiliz entelektüelin, bir sadaka kutusundan para çalmaktan değil de, "Tanrı Kraliçeyi Korusun" sırasında hazırolda durmaktan daha çok utanacak olması garip bir olgu, ama aynı zamanda tartışmasız olarak doğru. Tüm o hassas yıllar boyunca çok sayıda solcu kimi zaman aşırı pasifist, kimi zaman şiddetle Rusya yanlısı, ama daima Britanya karşıtı bir görüşü yaymaya çalışarak İngilizlerin ahlâkını bozuyordu. Bunun ne kadar etkili olduğu tartışılabilir, ama kesinlikle belirli bir etkisi olmuştur.”

“İngiliz sol entelijansiyasının zihniyeti, yarım düzine haftalık ve aylık dergiden öğrenilebilir. Tüm bu dergiler hakkında hemen göze çarpan şey genelde olumsuz, mızmız tutumları; yapıcı önerilerden daima ve tamamen yoksun olmalarıdır. Buralarda, asla iktidar konumunda olamamış, asla da olmayacak insanların sorumsuz şikayetleri dışında pek az şey vardır. Diğer bir dikkat çekici karakteristik özellikleri, fikirler dünyasında yaşayan insanların duygusal anlamda çok sığ olmaları ve fiziksel gerçeklikle çok az temasları olmasıdır. Çoğu sol entelektüel, 1935'e kadar pasifistlerdi, 1935-1939 yılları arasında Almanya'ya karşı savaş çığlıkları attılar ve savaş başladığında derhal yatıştılar. İspanya İç Savaşı sırasında en "anti-faşist" olanların şimdi en yenilgici olanlar olduğu düşüncesi yaygın olsa da, tam olarak doğru değil. Ve bunun altında İngiliz entelijansiyasından pek çok isim hakkındaki önemli bir olgu yatıyor: Ülkenin ortak kültürüyle olan bağlarını koparmış olmaları.”

“Fakat iki savaş arasındaki yıllar boyunca hem devrimci hem de uygulanabilir bir sosyalist program çıkmadı; çünkü temelde kimse büyük bir değişimin olmasını istemiyordu. İşçi Partisi liderleri, maaşlarını alıp belirli aralıklarla Muhafazakarlarla görev değiş tokuşu yaparak hayatlarına devam etmek istiyorlardı. Komünistler konforlu bir şekilde eziyet görüp, sonsuz yenilgilerle karşılaşıp, ardından suçu başkalarına atarak hayatlarına devam etmek istiyorlardı. Sol entelijansiya, Blimpler ile gülüp dalga geçerek, orta sınıf ahlakının altını oyup yine de en sevdikleri hissedarların çanak yalayıcısı konumunu koruyarak hayatına devam etmek istiyordu. İşçi Partisi'nin politikaları, muhafazakarlığın bir biçimine, "devrimci" politikaya inanıyormuş gibi yapma oyununa dönüşmüştü.”

“Me pregunto que quedará de todo lo que me rodea, mil años después de esta noche, saldrá el Sol, y nada quedará de este instante en la memoria. Aunque podemos contemplar la Luna creciente sobre el mar, mientras el libro de la naturaleza escribe la historia de nuestras vidas, sin importar, nuestra breve existencia en la eternidad. Mis ojos en un sueño sin fin, despiertan en esta pálida estrella azul.”

“—No os preocupéis, las tormentas nunca son permanentes; allí donde parece que el sol no volverá a asomar, siempre un pequeño rayo nos devuelve la esperanza.”

“Você não tem controle sobre como sua história começa ou termina. Mas por agora, você deve saber que todas as coisas têm um fim. Cada faísca retorna à escuridão. Cada som retorna ao silêncio. Cada flor retorna à terra. A viagem do sol e a lua é previsível. Mas a sua, é seu melhor.”

“Está lloviendo! En otras palabras, los pequeños poemas están bajando del cielo! La naturaleza es literatura! El sol es una fábula; el bosque es una historia; las aves son un teatro; las montañas son un mito; la lluvia es un poema! La naturaleza es literatura!”