Quotessence
Home / Quotes / Quote by Carlos de Oliveira

Quote by Carlos de Oliveira

Work

Obras de Carlos de Oliveira

Browse quotes and source details for this work. more

Author

Carlos de Oliveira

Browse famous quotes and profile details for Carlos de Oliveira. more

You May Also Like

“Şimdi bir anlamda "sol" olmayan bir entelijansiyanın var olmadığı belirtilmeli. Son sağcı entelektüel belki de T. E. Lawrence'tı. Yaklaşık 1930'dan beri, "entelektüel" olarak tanımlanacak herkes var olan düzenden müzmin, memnuniyetsiz halde yaşıyor. Böyle de olmak zorunda, çünkü kurulmuş olduğu haliyle toplumda ona yer yok. Tamamen durağan olan, ne gelişen ne de parçalarına ayrılan bir imparatorlukta ve temel becerisi aptallığı olan insanlar tarafından yönetilen bir İngiltere'de "zeki" olmak şüphelidir. T.S. Eliot'ın şiirlerini ve Karl Marx'ın teorilerini anlayabilecek türden bir beyniniz varsa, üst kademedekiler her tür önemli işten uzak tutulmanızı sağlar. Entelektüeller, kendilerine yalnızca edebiyat eleştirmenliğinde ve sol siyasi partilerde bir görev edinebilirler.”

“İngiliz sol entelijansiyasının zihniyeti, yarım düzine haftalık ve aylık dergiden öğrenilebilir. Tüm bu dergiler hakkında hemen göze çarpan şey genelde olumsuz, mızmız tutumları; yapıcı önerilerden daima ve tamamen yoksun olmalarıdır. Buralarda, asla iktidar konumunda olamamış, asla da olmayacak insanların sorumsuz şikayetleri dışında pek az şey vardır. Diğer bir dikkat çekici karakteristik özellikleri, fikirler dünyasında yaşayan insanların duygusal anlamda çok sığ olmaları ve fiziksel gerçeklikle çok az temasları olmasıdır.”

“İngiliz entelijansiyası hiç olmazsa hedefleri açısından Avrupalılaştırılmış. Aşçılıklarını Paris'ten, fikirleriniyse Moskova'dan alıyorlar. Ülkelerinin genel vatanseverliğinde bir çeşit karşıt görüş adacığı oluşturuyorlar. İngiltere, belki de, entelektüelleri milliyetlerinden utanan yegane büyük ülkedir. Sol çevrelerde daima, İngiliz olmanın hafif utanılacak bir şey olduğu ve at yarışından içyağı pudingine her İngiliz geleneği ile dalga geçmenin bir görev olduğu hissedildi. Neredeyse her İngiliz entelektüelin, bir sadaka kutusundan para çalmaktan değil de, "Tanrı Kraliçeyi Korusun" sırasında hazırolda durmaktan daha çok utanacak olması garip bir olgu, ama aynı zamanda tartışmasız olarak doğru. Tüm o hassas yıllar boyunca çok sayıda solcu kimi zaman aşırı pasifist, kimi zaman şiddetle Rusya yanlısı, ama daima Britanya karşıtı bir görüşü yaymaya çalışarak İngilizlerin ahlâkını bozuyordu. Bunun ne kadar etkili olduğu tartışılabilir, ama kesinlikle belirli bir etkisi olmuştur.”

“İngiliz sol entelijansiyasının zihniyeti, yarım düzine haftalık ve aylık dergiden öğrenilebilir. Tüm bu dergiler hakkında hemen göze çarpan şey genelde olumsuz, mızmız tutumları; yapıcı önerilerden daima ve tamamen yoksun olmalarıdır. Buralarda, asla iktidar konumunda olamamış, asla da olmayacak insanların sorumsuz şikayetleri dışında pek az şey vardır. Diğer bir dikkat çekici karakteristik özellikleri, fikirler dünyasında yaşayan insanların duygusal anlamda çok sığ olmaları ve fiziksel gerçeklikle çok az temasları olmasıdır. Çoğu sol entelektüel, 1935'e kadar pasifistlerdi, 1935-1939 yılları arasında Almanya'ya karşı savaş çığlıkları attılar ve savaş başladığında derhal yatıştılar. İspanya İç Savaşı sırasında en "anti-faşist" olanların şimdi en yenilgici olanlar olduğu düşüncesi yaygın olsa da, tam olarak doğru değil. Ve bunun altında İngiliz entelijansiyasından pek çok isim hakkındaki önemli bir olgu yatıyor: Ülkenin ortak kültürüyle olan bağlarını koparmış olmaları.”

“Fakat iki savaş arasındaki yıllar boyunca hem devrimci hem de uygulanabilir bir sosyalist program çıkmadı; çünkü temelde kimse büyük bir değişimin olmasını istemiyordu. İşçi Partisi liderleri, maaşlarını alıp belirli aralıklarla Muhafazakarlarla görev değiş tokuşu yaparak hayatlarına devam etmek istiyorlardı. Komünistler konforlu bir şekilde eziyet görüp, sonsuz yenilgilerle karşılaşıp, ardından suçu başkalarına atarak hayatlarına devam etmek istiyorlardı. Sol entelijansiya, Blimpler ile gülüp dalga geçerek, orta sınıf ahlakının altını oyup yine de en sevdikleri hissedarların çanak yalayıcısı konumunu koruyarak hayatına devam etmek istiyordu. İşçi Partisi'nin politikaları, muhafazakarlığın bir biçimine, "devrimci" politikaya inanıyormuş gibi yapma oyununa dönüşmüştü.”