Quotessence
Home / Quotes / Quote by Lao-Tzu

Quote by Lao-Tzu

“Therefore the Sage knows himself, but he is not opinionated. He loves himself, but he is not arrogant. He lets go of conceit and opinion, and embraces self-knowledge and love.”

Quote by Lao-Tzu

Work

Tao Te Ching

Composed by Laozi, this ancient Chinese classic is a collection of teachings that emphasize living in accordance with the Tao, or 'the Way', which is the essential principle underlying the universe. It offers insights into the nature of life, ethics, and the pursuit of a harmonious existence. more

Author

Lao-Tzu

Browse famous quotes and profile details for Lao-Tzu. more

You May Also Like

“Tarihin cömert davrandığı şehirler bende kalıcı izler bırakır. Onlara bakarken geçmişe döner, geçtiğim yollarda yaşanan gizemli hikâyeleri düşünürüm. Masallarda anlatılan sokaklarda dolaşırken bulunduğum zamanı terk ederim. Bazen zindana hapsedilen bir prensesin sesini duyar, bazen de beyaz atı, demir zırhı, uzun kılıcıyla uzakta beliren şövalyenin nereye gittiğini merak ederim. Bern’i izlerken yaptığım gibi, zaman yolculuğuna çıkar, tarihin unutulan yüzleriyle birlikte, efsane olmuş isimlerini hatırlarım.”

“50 sene evvelki Türk, kendine has dili, etiketi, kendine has kimliği, şahsiyeti olan, kendine göre tarih, edebiyat bilgisi olan biriydi. kendine göre tarih, edebiyat bilgisi olan biriydi. Bugünkü Türk'ün edebiyat bilgisi yok, hevesi yok, tarih hiç bilmiyor, kendine has etiketi yok, çok kötü bir dil konuşuyor ve kaba. Müzik zevki ilerlemedi. Bunlar çok önemli. Ben neticede herşeyi sayarken, insan malzemesine bakıyorum. Öte yandan çok da büyük bir değişme görüyorum açıkçası. O zaman düşünmem lazım: niye bu kültür meselesi bugüne kadar halledilmedi? Bunda geçmişi reddetmenin de etkisi oldu mu? Geçmişi reddetmenin Cumhuriyetin hedefi olduğunu zannetmiyorum. Böyle şeyler yok. Birkaç tane söylev, demeçten parçalar alıyorlar Atatürk'ten ve bunların bütünle ilişkisini kurmadan ileri sürüyorlar. Halbuki o bambaşka bir kontekstin (bağlamın) içindedir, ona bakmak lazım. Bunu maalesef bazı Cumhuriyetçi geçinen muallimler yapıyor. Atatürk'ün bir cümlesini alıyor, tamamen çarpıtarak kendince bir mana veriyor. Halbuki o söz bir yere oturuyordur. Mesela Atatürk büyük bir mareşaldir, kimse bundan şüphe etmiyor. şimdi büyük bir mareşal, Kanunilerin, Yavuzların, Fatihlerin yaptığı seferlere ve o seferlerin yarattığı tarihe "serseri bir macera" demez. Bu lafı bir TV programında Cemal Kutay ileri sürdü. Atatürk bu lafı niçin söylemitir, ne zaman söylemiştir? Baktığınız zaman anlıyorsunuz ki, bu 1. Cihan Harbi ve Enver'in macerasıdır. Daha güzel tarif edilemez o olay, ama kalkıp da bütün Osmanlılara teşmil edersen olmaz. Bir kere Atatürk afedersiniz, yıkıcı bir adam hiç değildir. Milletin kimliğini oluşturan bir tarihi böyle karalamaz. Īkincisi askerdir adam herşeyden evvel, hem de iyi bir askerdir. Yani iyi bir sporcu, iyi bir sporcuya zirzop diyemez. Sevse de sevmese de iyi bir mareşal öbür mareşallere böyle laflar etmez. Onun için bugünkü literatürde son derece büyük çarpıtmalar vardır gördüğünüz gibi. Bunları halletmek lazım. Tarih çok önemli bir olay tabii, kimlik çok önemli, hele böyle bir ülkede.”

“Nedir bürokrasimizdeki en büyük değişme? "American Spoil System" dedikleri, her gelen iktidarın hademeye kadar adam değiştirmesidir. Bu, Cumhuriyetle gelmedi. İmparatorluktan Cumhuriyete geçtiğimiz zaman böyle bir uygulama yapılmadı. Bu ne zaman geldi? 1970'lerin sağ-sol kavgası içinde; MC (Milli Cephe) hükümetleri, CHP koalisyonları devrinde ortaya çıktı. Herkes tepeden tırnağa değiştiriyordu bürokrasiyi. Ve o bürokrasinin, kalemin içinde yetişen insanları dışlayarak yapıyordu bunu. Mesela bizim üniversitemizin, verimsiz, işe yaramayan üyelerini bürokrasiye aktarması gibi bir gelenek doğdu 1970'lerden itibaren. Fransa'da hiçbir ciddi profesörü kalkıp bir yere müsteşar yapamazsın. Adamın böyle bir şeye vakti yoktur. Mesela kültür müşaviri olur, ama büyükelçi olur bir ara, devamlı bürokraside kalmaz.”

“Henüz koca bir cephaneliğin, 'burjuvazi'yi korkutacak araçlarla dolu olduğu bir zamanda, çıplak gerçeğe katlanamadığını söyleyerek onu sarsmak ve utandırmak görece zararsız bir şeydi. Bu aygıtın yaratıcı zenginliği tükendikten sonra, onun yerini, soyutlamayı kuramın en yüksek tepelerine tırmandırarak, 'burjuvazi'yi her şeye ve herkese karşı suçlu ilan eden kapsamlı bir çaba aldı: Mahkemede, işaret parmağını müphem bir suçluluk ufkuna doğrultmayan tek bir savunma düşünülemezdi.”