Quotessence
Home / Quotes / Quote by Craig D. Lounsbrough

Quote by Craig D. Lounsbrough

“Have we ever considered that Godly morals might be the precision-crafted keys that effortlessly turn the tumblers of life? And have we considered that anything else is something like a rough screwdriver trying to force a lock open?”

Quote by Craig D. Lounsbrough

Author

Craig D. Lounsbrough

Browse famous quotes and profile details for Craig D. Lounsbrough. more

You May Also Like

“...A onda sam se sapleo o to „pobeći”. Kad odeš, bežiš; kad bežiš, smatraš sebe slabijim. Kad se smatraš slabijim, ili uzmeš da ojačaš ili će tvoj život uvek biti nekakvo bežanje. I onda mi sine: sve je do ugla kamere. Ako si pesimista, uvek ćeš da nađeš nekog tužnog violinistu što svira rekvijem boljem sutra i demaskira ga u „malo sutra”. Uvek ćeš da nađeš ubedljiv dokaz da smo propali i da ništa ne vredi ni trud, ni talenat, ni vera u svoju zemlju. Ali, sa druge strane, ako gurneš ruku u gaće i napipaš ono ispod falusa, naći ćeš ne samo žargonski sinonim za hrabrost, nego i sidro koje će te zadržati ovde. Lakim pogledom oko sebe, videćeš ljude koji su uspešni i vredni svojoj zemlji, a nisu lopine. Samo ako si voljan da tako usmeriš kameru. Sve se bira. Ja sam tada odabrao tako, i nikad više nisam razmišljao da odem. (...) I dalje mi je žao prosjaka s violinom, ali sam uveren da takav postoji i u Americi.”

“سأل الرئيس الأمريكي الرب قائلا : متي ستصبح أمريكا شيوعية ؟ فأجاب الرب : ليس في عهدك ... و سأله كسترو : متي ستصبح كوبا رأسمالية ؟ فأجاب الرب : ليس في عهدك.. و سأله أخيرا الرئيس البرازلى : متي ستتخلص البرازيل من نكبة قروضيها ؟ فأجاب الرب : لا أعتقد أن ذلك سيتم في عهدي ...”

“1964: O zamanlar ABD Hava Kuvvetleri kurmay başkanı olan General Curtis Le May, Kuzey Vietnam'a kitlesel bomba taarruzunu başlatırken, Vietnamlıları bombalarla "Taş Devri'ne geri göndermeyi" planladığını söylemişti. Demek ki bir halkı yok etmek onları zamanda geriye göndermek anlamına geliyor. Sonuçta ABD ordusu, genişliği California' dan daha fazla olmayan bir ülkenin tepesine on bin tondan fazla bomba yağdıracaktı Dünya Savaşı boyunca atılmış tüm bombaların toplamından daha fazlasını.”

“Karl, belki de yurdunda hiç hissetmediği kadar güçlü ve aklı başında hissediyordu kendini gerçekten. Onun yabancı ülkede saygın kişiliklerin karşısında iyi uğruna nasıl savaştığını ve daha zafere ulaşamamış olsa da, son kuşatma için nasıl tam anlamıyla hazır olduğunu annesiyle babası görebilseydi keşke! Onunla ilgili görüşlerini tekrar gözden geçirirler miydi? Onu aralarına oturtup överler miydi? Onlara böylesine sadık olan gözlerinin içine bir kez, bir kez olsun bakarlar mıydı?”

“Zavallı küçük bir göçmen olarak karaya ayak basmış olsaydı, nerede kalırdı acaba? Evet, belki de onu -göçmen yasaları konusundaki bilgisine dayanarak bunu çok olası buluyordu dayı- Birleşik Devletler'e almazlardı bile, artık bir yurdu olmadığını umursamadan eve yollarlardı. Çünkü burada kimse kimseye acımazdı, Karl'ın bu açıdan Amerika hakkında okumuş olduğu şeyler de çok doğruydu; yalnızca şanslı olanlar çevrelerindeki kaygısız yüzler arasında şanslarının gerçekten tadını çıkarıyor gibiydiler.”

“The whole point of our reincarnation is to help others; whether it's our children, families, friends, or strangers. A doctor doesn't cure himself even though s/he saves millions of other people. He too goes to his doctor for healing. Do as much as you can, and for as many people as you can...and your archangel will take care of you. Be helpful even if you're feeling helpless.”

“Annesi korkunç bir akşam pencerenin önünde Amerika yolculuğunu haber verdiğinde, asla mektup yazmamaya geri dönülmez biçimde yemin etmişti etmesine, ama deneyimsiz bir gencin ettiği böyle bir yemin buradaki yeni koşullarda kaç yazardı! O zamanlar, Amerika'da iki ay kaldıktan sonra Amerikan ordusunda general olacağına da yemin etse olurdu; gerçekteyse New York dışında bir otelde; tavan arasında bir odada iki serseriyle beraberdi, ayrıca burada gerçekten yerini bulmuş olduğunu da itiraf etmeliydi.”