Quotessence
Home / Quotes / Quote by Franz Boas

Quote by Franz Boas

Work

Anthropology and Modern Life

This book delves into the intersection of anthropology and modern life, examining how anthropological perspectives can illuminate various aspects of the modern world, including culture, social structures, and individual experiences. more

Author

Franz Boas
Franz Boas

Franz Boas (July 9, 1858 - December 21, 1942) was a German-born American anthropologist considered one of the founders of modern anthropology. Known for his fieldwork and cross-cultural comparative studies, Boas had a profound impact on the development of cultural relativism and structuralist anthropology. more

You May Also Like

“Atalarımızın ideallerine körü körüne bağlılık göstermeyi reddettiğimiz takdirde, geçmişin bir kenara atılabileceğine ve salt yeni bir entelektüel temel yaratılabileceğine ya da bunun bizim için arzu edilir bir şey olacağına inanmıyorum. (...) Bizim neslimiz ne yaparsa yapsın, belirli bir zaman içerisinde eski düşüncelere dönecektir; bu düşünceler haleflerimizin zihnindeki zincirlere eklenecektir; gelecek yeni neslin bizim yaptığımız kösteklerden kurtulması için ayrı bir çaba göstermesi gerekecektir. Bu süreci kabul etmemiz hâlinde vazifemizin yalnızca geleneksel önyargılarımızdan kurtulmak değil, aynı zamanda geçmişteki doğru ve kullanışlı görülen şeyleri araştırmak olduğunu anlarız.”

“İnsanlar bireysel ontolojileri boyunca çeşitli beceriler, duygular, güdülenmeler, değerler ve tutumlar geliştirirler (kimi biyolojik olarak miras kalmıştır, kimi kültüreldir, kimi de bireysel olarak inşaa edilmiştir) ve bunlar ahlakî kararları üzerinde önemli etkilere sahiptir. Ama yine de bireylerin ne zaman nasıl hareket edeceğini ne biyolojileri ne de kültürleri belirler; aslında pek çok karmaşık durumda biyolojinin ya da kültürün önceden görmüş olabileceği optimal bir çözüm de bulunmaz. Hayır, insan birey için -biyolojik ve kültürel açıdan ister donanımlı ister donanımsız olsun- kendi ahlakî kararlarını vermekten başka seçenek yoktur; iyisiyle kötüsüyle.”

“Kültür, eylem demektir. Müzelerin duvarlarında asılı yaldız çerçeveli resimler değildir kültür. Özel evlerde kilit altında tutulan alüminyum çerçeveli resimler, kütüphaneye sıra sıra dizilmiş kitaplar hiç değildir. Aristokrat bir Alman romantiğinin yazdığı notalar da değildir kültür. Hatta Hyde Park'taki yeniden şekil verilmiş hurda metallerden yapılmış heykeller de değildir. En azından, öncelikle bunlar değildir kültür. Kültür bir ürün değil, bir süreçtir. Kültür devam edip gitmekte olan bir eylemdir. Onunla, belirli insanlar, belirli zamanlarda yaşamlarının anlamını kavramaya ve yaşamlarını bir düzene sokmaya çalışırlar. [...] Kültür eylem, katılım, yeni bir düzen yaratmak için sürekli efor, ve çağdaş dünyanın yeniden yorumlanması demektir. Sonuç olarak, absürd ekspresyonist resimler, rock operalar, mutfak kapları veya toplu gösteriler yaratacak olsa bile tüm eylemlere ve geleneklere katılmak demektir. Tüm bunlar kendi içlerinde eylem olarak önemlidirler; yarattıkları nesneler o kadar da önemli değildir. Bizimki gibi bir toplumda çok kalabalık bir kitle tarafından uğraş edinilmiş olan resim yapma eylemi, ortaya çıkabilecek herhangi bir muhteşem tablodan çok daha önemlidir. Önemli olan eylemin çapı, topluma mal olmuşluğudur. Demokratik bir toplumda, insanların yaşamlarını zenginleştirip değiştirmenin yolu budur. [...] Kültür varoluş nedenimizdir. Hissettiklerimizin, isteklerimizin, korkularımızın ve yaşam amacımızın billurlaşmasıdır kültür. Onu biz şekillendiririz, o da bizi şekillendirir, varlığımızı yansıtır ve belirler. Yaşamımızı anlama ve ona verme yöntemidir kültür. Kültür biziz.”