Quotessence
Home / Quotes / Quote by Arzum Uzun

Quote by Arzum Uzun

“Bir avuç rüşvetle, dünyadaki her şeyin sevgisini satın alabilir, sonra da seni sevdiğini düşünerek avunabilirdin.”

Quote by Arzum Uzun

Author

Arzum Uzun

Browse famous quotes and profile details for Arzum Uzun. more

You May Also Like

“Keçi gibi olma! Koyun atlamış su arkından kuyruğu kalkmış, keçi gülermiş, niye gülüyorsun demişler, koyunun edep yeri göründü demiş..halbuki keçininki hep açık!...hiç kapanmaz onunki!...böyle olma sakın ha!! Kimle konuşursan konuş kendini ondan dûn gör! "Belki bu zât Allah'a benden daha yakındır" diyeceksin..Konuştuğun genç ise yine böyle düşüneceksin, diyeceksin ki "bu adam gençtir, benim kadar günah işlememiştir bunun günahı benden azdır" Kendinden yaşlı ile konuşacaksın, şöyle düşüneceksin; diyeceksin ki "bu benden yaşlıdır, ben bunun kadar Allah demedim, Allah'a bu kadar ibadet etmedim, bunun ibadeti benden fazladır" diyeceksin! böyle düşüneceksin! Kâfirle konuştuğun vakit, şunu da hatırlayacaksın; diyeceksin ki "bu adama son nefeste iman nasib olursa, bu ehl-i saadetten olur, ya benim imanın selb olursa, halim nice olur" diyeceksin!!”

“İnsanın birbirine bir daha, bir daha sarılmasına, bir daha, bir daha 'güle güle git! yolun da bahtın da açık olsun!' demesine izin vermezler. 'dur bir daha sarılayım! ver elini öpeyim!' dedirtmezler. Alırlar böyle, koparırlar..bakakalırsın kapanan kapıya..o da döner bakar..ama kapalı..yanyanayken öpmek, bir daha, bir daha öpmek varmış gözlerini! Kollarını genişten açıp, can cana bir daha sarılmak varmış...”

“İnsan nasıl sevmeli ülkesini? Düğünlerde sıkılan kurşunlarla çocuklar öldüğünde mesela… Bir grup insan toplanıp üç-beş genci düşüncelerini açıkladıkları için linç etmeye kalktığında… Gecekondu yıkımlarında yoksul bir adam, çocuğunu pencereden tek kolunu sarkıttığında… Yalınayak gezen çocukları hastayken, kapıcı gidip kendine son model bir cep telefonu aldığında… Kızlarını sokağa çıktığı için kafasına kurşun sıkarak öldüren babalar, erkek kardeşler, taşra şehirlerinin hemen dışındaki otellerde başkalarının kızlarıyla para verip seviştiklerinde… Bir öğretmen öğrencisini döverek öldürdüğünde… Bilmedikleri bir dilde ezberledikleri dualarla adamlar, yaktıklarında çocukları… Askerler, cezaevlerinde açlık grevi yapan kendi yaşlarındaki gençleri yakmaya, yıkmaya gönderildiklerinde ve yanık kızlar kameralara bağırdığında ertesi gün kimsenin sesi çıkmadığında… Kadınlar sokaklarda sezonu açılmış av hayvanları gibi ürkek yürüdüklerinde, tecavüze uğradıklarında, katledildiklerinde… Entellektüel görünümlü bir çift şehrin en havalı cafe'sinde kahvaltı ederken küçücük çocuklarını pataklayıp sonra kahvaltıya sessizce devam ettiğinde… Uzak Anadolu şehirlerinde, bir tüccar daha fazla para kazanacak diye çürük yapılıp depremde yıkılan yatılı okullarda çocuklar bir gecede onlarca sayıyla öldüğünde… Bir cümleyi doğru kurmaktan aciz olacak kadar dilini bilemeyen cahiller söylediğiniz sözlerden dolayı sizi vatan haini olmakla suçlayıp, ardından ölüm tehditleri savurduğunda… İnsan nasıl sevmeli ülkesini, o ülkeyi sevmek zorlaştığında?”