Quotessence
Home / Authors / Barış Bıçakçı

Barış Bıçakçı Quotes

Author

Filter quotes by topic

Famous Barış Bıçakçı Quotes

“Belliydi, gündelik hayatın kalıplarına Nihal de girip çıkacaktı. Ona kişilik kazandıran tuhaf, aykırı yanlarını yontarak, yontulmasına izin vererek birer birer kalıpların biçimini alacaktı: Serbest yaşayan üniversite öğrencisi, kendini adamış âşık, militan, mezun, yüksek lisans öğrencisi, saygın bir kurumda uzman yardımcısı, uzman, evli, çocuk sahibi, Kartal, Pendik.”

“Parmaklarımı birleştirip uçlarına tahta cetvelle vurmayı ‘akıl eden’ öğretmenler, amirinin önünde ellerimi arkada kavuşturduğum için ‘Amirin karşısında öyle durulmaz!’ diye kulağıma tıslayarak koluma asılan memur ve o amir; tuttuğum takımı yenen takımların oyuncuları, taraftarları, malzemecileri; sevgimi karşılıksız bırakan bütün kadınlar! Alkışlayın beni. Ve sen Nesteren, asıl sen alkışla, bir tek sen alkışla!”

“Ama Cemil bir edebiyat okuruydu. Edebiyat okurları aslında okudukları her kitapta insanı muayene ve ameliyat eder. Bu yolla edindilleri bilgi, görgü yaşayarak elde edilemeyecek kadar büyüktür ve insana dair her şeyi anlarlar, sahiden anlarlar. Cemil Nazlı'yı anlamıştı ve okduğu kitaplardan birindeki bir Nazlı için bir Cemil için üzülmüştü, üzülmüştü.”

“Cemil kendi banyolarını inceledi ve taharet musluğunun duvarla birleştiği yerden incecik ve ip gibi bir suyun zeminine aktığını gördü. ...Musluğu tekrar taktı, vanayı açtı, sızıntı kesilmişti. Halbuki sızıntı hep vardır, ip gibi, yaşadıklarımızdan, okuduğumuz kitaplardan, seyrettiğimiz filmlerden zihnimizde akan bir şeyler hep vardır.”

“Peki ama sevmek için ne gerekir? İşte tam bu noktada nedensizliğin arsız kuşları üzerinize pisler. Ciddiyim, bir de bakmışsınız, seviyorsunuz. Biri çıkar karşınıza, balkon yıkamanın çok güzel bir şey olduğunu söyler, seversiniz. Bir başkası çıkar, çocukluğundan beri bir gülümsemenin dudaklarından, yüzden nasıl silindiğini takip ettiğini söyler, seversiniz. Bütün çocukların okuldan koşarak çıktığını fark edip etmediğini sorduğunuzda, 'Evet, üstelik kışın, paltolarını giymeden yalnızca kapşonlarını başlarına geçirip öyle koşarlar.' yanıtını veren genç bir kadını, güzel domates kesen orta yaşlı bir adamı, Oktay Rifat'ın 'Bir Uykuda' şiirini çok seven birini, ispirto ocağını cezvesini ve fincanını yanından ayırmayan bir kahve tiryakisini, kızının saçlarını tarayan bir babayı, 'bal kavanozu' diyemeyip 'bal kavanözü' diyen bir anneyi, herkesi herkesi sevebilirsiniz. İnsan sevilecek bir canlıdır. Gezegenimizdeki en güzel şeydir. Yattığım yerden biliyorum bunu. Ama Pervin bilmiyordu.”

“Askerler babamı almak için geldiklerinde annemin Burda dergilerinin model paftalarını gizli planlarmış gibi dikkatle incelemişler, ne olduğunu anlamadıkları için de oracıkta paramparça etmişlerdi. Askerler çok az şey biliyorlardı, bilmedikleri şeyden korkuyor, yok etmek istiyorlardı. Biz askerlerden daha çok şey biliyorduk ve biz de bildiğimiz dünyanın bir an önce yıkılıp gitmesini istiyorduk.”

“Yazarken duygusal gelgitler yaşamanın kaçınılmaz olduğunu anlamıştı. Bir gün çok beğendiği bir cümleyi ertesi gün hiç sevmiyordu. Bir gün yazmaya inancı tamken, ertesi gün ülkede olup bitenleri düşünüyor, yazmak, üstelik dünyayla pek ilişkisi olmayan bir kahramanın romanını yazmak ona çok ahlaksızca geliyordu. Sonra, asıl dünya böyle bir yer olduğu için yazmak ahlaklı kalmanın bir yolu, diye düşünüyordu.”