Quotessence
Home / Quotes / Quote by Cenk Kayakuş

Quote by Cenk Kayakuş

“Kral Thamus yazıyla ilk karşılaştığında, “İnsan başkasının hafızasıyla hatırlayamaz,” demiş ve yazı denen şeyi yararsız bulmuş. “Bu boş bir uğraş. İnsanlar kaydedecek ama hatırlamayacaklar, tekrarlayacak ama yaşamayacaklar...”

Quote by Cenk Kayakuş

Work

Kara Güneş

Browse quotes and source details for this work. more

Author

Cenk Kayakuş

Browse famous quotes and profile details for Cenk Kayakuş. more

You May Also Like

“Peki, biz şimdi ne yapacağız? Biz ne zaman uyanacağız, ey insanlar ey müslümanlar? Ne zaman birlik olup bunların hepsini topraklarımızdan kovacağız? Merhamet ve haysiyet sahibi herkesi yerinden sıçratacak böyle bir felaket döneminde, göz kapaklarımız nasıl bu kadar uzun kapanabiliyor? Zillet ve gaflet giysisi nasıl oluyor da bu kadar çok müşteri bulabiliyor? Bazı kardaşlarımız şimdi ancak küheylanların sırtında ya da akbabaların karnında uyuyabiliyor. Frenkler, dört bir yanımızda boyunlarımıza ve boyunlarımıza indirilmeye hazır kılıçlarıyla bekliyor. Peygamberimizin ve güzide arkadaşlarının şehirlerimizdeki mirası, hatıraları, hürmetleri kirletilip çiğneniyor. Kadınlarımıza tecavüz ediliyor ve gençlerimiz esir alınıp köle pazarlarında satılıyor. Bu müşrikler, dehşet saçıcı bir tufan halinde hiç durmadan buraya gelmeye devam ediyor. Frenk diyarından ard arda yollara düşen dağ gibi orduları görenler kaçıp saklanıyor. Onlarla dövüşmeye çalışanların bir kısmı, kendi kardaşlarının ihmali ve ihaneti yüzünden imha ediliyor, bir kısmı da rüşvetle ele geçiriliyor. Ey Allah'a iman ettiğini söyleyen insanlar! Allah aşkına düşünün! Kadınlarımızı, çocuklarımızı, yaşlılarımızı çaresizlerimizi koruma konusunda Allah'a ve İslama karşı bir vecibemiz yok mudur? Bunun çok ağır bir vebali, çetin ve kaçınılmaz bir hesabı yok mudur? Bu hâlimiz, ahireti yalanlamaktan başka bir şey midir? Cihad, sadece bir avuç maaşlı askerin işi midir? Müslumanlar arasinda, bir arzuyu tatmin etmek, şöhret kazanmak ya da ganimete sahip olmak için değil; aynı sahabenin cenk ettiği gibi Allah rızası ve cennete girme umuduyla savaşacak kimsr kalmamış mıdır? Siz Allah'a, Allah'ın dinine yardım ettiğinizde Allah da sizi yüzüstü bırakmaz! Siz O'nun yolunda sebatla durduğunuzda Allah da sizi terk etmez, elini üzerinizden çekmez. Öyleyse bu kayıtsızlık nedir? Allah aşkına söyleyin, bu ölüm ve zillet uykusu ne zaman sona erecektir?..”

“Tarihin cömert davrandığı şehirler bende kalıcı izler bırakır. Onlara bakarken geçmişe döner, geçtiğim yollarda yaşanan gizemli hikâyeleri düşünürüm. Masallarda anlatılan sokaklarda dolaşırken bulunduğum zamanı terk ederim. Bazen zindana hapsedilen bir prensesin sesini duyar, bazen de beyaz atı, demir zırhı, uzun kılıcıyla uzakta beliren şövalyenin nereye gittiğini merak ederim. Bern’i izlerken yaptığım gibi, zaman yolculuğuna çıkar, tarihin unutulan yüzleriyle birlikte, efsane olmuş isimlerini hatırlarım.”

“50 sene evvelki Türk, kendine has dili, etiketi, kendine has kimliği, şahsiyeti olan, kendine göre tarih, edebiyat bilgisi olan biriydi. kendine göre tarih, edebiyat bilgisi olan biriydi. Bugünkü Türk'ün edebiyat bilgisi yok, hevesi yok, tarih hiç bilmiyor, kendine has etiketi yok, çok kötü bir dil konuşuyor ve kaba. Müzik zevki ilerlemedi. Bunlar çok önemli. Ben neticede herşeyi sayarken, insan malzemesine bakıyorum. Öte yandan çok da büyük bir değişme görüyorum açıkçası. O zaman düşünmem lazım: niye bu kültür meselesi bugüne kadar halledilmedi? Bunda geçmişi reddetmenin de etkisi oldu mu? Geçmişi reddetmenin Cumhuriyetin hedefi olduğunu zannetmiyorum. Böyle şeyler yok. Birkaç tane söylev, demeçten parçalar alıyorlar Atatürk'ten ve bunların bütünle ilişkisini kurmadan ileri sürüyorlar. Halbuki o bambaşka bir kontekstin (bağlamın) içindedir, ona bakmak lazım. Bunu maalesef bazı Cumhuriyetçi geçinen muallimler yapıyor. Atatürk'ün bir cümlesini alıyor, tamamen çarpıtarak kendince bir mana veriyor. Halbuki o söz bir yere oturuyordur. Mesela Atatürk büyük bir mareşaldir, kimse bundan şüphe etmiyor. şimdi büyük bir mareşal, Kanunilerin, Yavuzların, Fatihlerin yaptığı seferlere ve o seferlerin yarattığı tarihe "serseri bir macera" demez. Bu lafı bir TV programında Cemal Kutay ileri sürdü. Atatürk bu lafı niçin söylemitir, ne zaman söylemiştir? Baktığınız zaman anlıyorsunuz ki, bu 1. Cihan Harbi ve Enver'in macerasıdır. Daha güzel tarif edilemez o olay, ama kalkıp da bütün Osmanlılara teşmil edersen olmaz. Bir kere Atatürk afedersiniz, yıkıcı bir adam hiç değildir. Milletin kimliğini oluşturan bir tarihi böyle karalamaz. Īkincisi askerdir adam herşeyden evvel, hem de iyi bir askerdir. Yani iyi bir sporcu, iyi bir sporcuya zirzop diyemez. Sevse de sevmese de iyi bir mareşal öbür mareşallere böyle laflar etmez. Onun için bugünkü literatürde son derece büyük çarpıtmalar vardır gördüğünüz gibi. Bunları halletmek lazım. Tarih çok önemli bir olay tabii, kimlik çok önemli, hele böyle bir ülkede.”