Quotessence
Home / Quotes / Quote by Emrah Serbes

Quote by Emrah Serbes

“Canavarı görünce uçuruma doğru koşuyoruz, korkudan değil. Canavarla dövüşmek için sırtımızı uçuruma vermemiz lazım. Son dakikadaki kornere çıkıp karşı kalede gol arayan kalecilere sorun, Türkiye'nin ruhunu en iyi onlar bilir.”

Quote by Emrah Serbes

Work

Hikâyem Paramparça

Browse quotes and source details for this work. more

Author

Emrah Serbes

Browse famous quotes and profile details for Emrah Serbes. more

You May Also Like

“Neden sekiz olduklarını istiyor? Türkiye topraklarının sayısız cenk meydanlarında toprağa düşen yiğit çocuklarının sayısı sekiz olduğu için mi? Adlarını bile unuttuğu sekiz genç çocuğu hala şuurunun altında yaşıyor, zaman zaman mezarlarından kalkıp, rap rap, hafızasında dolaşıyor mu? Ah Türkiye, vah Türkiye... Kaç ihtiyar kafada, kaç kırık gönülde taze mezarlar içlerinde zaman zaman kalkan taze civanlar var!”

“Salih Paşa Hükümeti döneminde 16 Mart 1920'de İstanbul resmen işgal edilmiş, Meclis-i Mebusan dağıtılmış, bazı milletvekilleri tutuklanarak Malta'ya sürgün edilmiştir. Salih Paşa Hükümeti, bir yazıyla işgali protesto etmiştir. Yazıda, işgali gerektirecek bir durum olmadığı, Anadolu'daki olayların Aydın ilinin haksız yere Yunanlılarca işgal edilmesinden, Yunanlıların ve yerli Rumların Müslümanlara zulüm yapmasından, büyük bir Ermenistan'la Karadeniz'de bağımsız bir Rum devletinin kurulmak istenmesinden ileri geldiğini belirtmiştir. Sayfa:173”

“You can't stop a soldier from being frightened but you can give him motivation to help him overcome that fear. I have no such motivation. I can't have. I'm a witcher: an artificially created mutant. I kill monsters for money. I defend children when their parents pay me to. If Nilfgaardian parents pay me, I'll defend Nilfgaardian children. And even if the world lies in ruin - which does not seem likely to me - I'll carry on killing monsters in the ruins of this world until some monster kills me. That is my fate, my reason, my life and my attitude to the world. And it is not what I chose. It was chosen for me.”

“Bu illet, bu "yeni sar'asıyle son asır Türkleri kör kazmayı kaptılar, yıkılmadık ne resmi dâire kaldı ne konak; dağılmakdık ne eşya kaldı ne de döşeme; bereket versin frenklerden her şeyi bir şebek zekâsıyle kaptığımız gibi son zamanlarda da eski şark eşyasının, silâhlarının, hallarının zevkini kaptık, belki bu münasebetle bir gün kendi eşyalarımızı sevmeğe alışırız!”