Quotessence
Home / Quotes / Quote by Mithat Terje

Quote by Mithat Terje

“Bazılarımız sadece başlangıçlardan hoşlanır. Hayatlarına giren herkesi de bir şekilde gönderirler o başlangıçtan sonra. Ya da kendileri çıkarlar. Bitirmenin o aziz gözyaşları sana göre değildi hiçbir zaman. Bazen sormak isterdim hayatına giren herkese, birinin hayatındaki keyifli bir başlangıçtan ibaret olmak nasıl bir his?”

Quote by Mithat Terje

Book:Oda

Work

Oda

Browse quotes and source details for this work. more

Author

Mithat Terje

Browse famous quotes and profile details for Mithat Terje. more

You May Also Like

“-Başka ne öğrendin? -Karşındakini tanımayı arzulamanın gerçekten aptalca olduğunu öğrendim. -Neden? Değiştiremezsin ki. Onlar ‘var’. Sadece var. Düşünsene, ilkokulda tahtaya yazılan problemler gibi insanlar. Onları anlamaya çalışmak, istenilen ve verilenleri yazmak gibi ve… Madem çözemeyeceksin, madem soru hatalı, kitabı kapatıp gitmek daha iyi. Elinde tebeşirle beklemenin, yazarken ciğerine kaçan tozlarla bünyende terör estirmenin ne gereği var? Sadece karşındaki insanı yaşa, daha fazlası yok. -Unuttun mu onu? -O sadece bir erkek ve düştüğü yeri yakıyor. Artık biliyorum.”

“Sürekli yanyana yürümek, her yere birlikte gitmek, birlikte yemek, yardımlarını esirgememek… Bunlardan fazlası olduğunu düşünüyorum aşkın. O da bana, aşkın bunlardan fazlası olduğunu söylüyor. Gerçek aşkın bunlardan çok daha fazlasını ihtiva eden, henüz anlaşılamamış, insanın beynine yerleşen ve kalp atışlarını değiştiren bir organizma olduğunu söylüyor. Bir mikrop gibi… İnsanı zayıflatan bir mikrop. Bundan sonra aşkı o şekilde hayal etmeye başlıyorum ben de. Ama o, “mikrop insanın beynine yerleştiğinde iki farklı şey olur” diyor. “Ya aşkın –bundan fazlası- olduğuna inandığımız şeyleri tecrübe ederiz, ya da bunların hiçbirisini tecrübe etmeden, sırf aşkı bulduğunu söyleyen diğer insanlar gibi olabilmek için, onların yaptığı şeyleri taklit etmeye başlarız.”

“Bazıları için aşkın tanımı buydu. Derslerde en arkaya otururlar. Yaz günü 40 derece sıcakta giydikleri blazer ceketleri ve ucuz popülerliğin son moda pop şarkılarını bangırdattıkları, sanayiden 100 Lira’ya temin edilmiş çakma ses sistemleriyle donatılmış, viteslerine bir tespih geçirilmiş arabaları olur. Hocaya sordukları sorularla onu bozmaya çalışır ve kendi esprilerine vahşi bir hayvanın boru gibi sesiyle gülerler. Bütün cümleleri gramer teröründe gazi madalyası alacak kadar bozuktur ve sonlarına mutlaka bir küfür yerleştirirler. Anlaşılamaz ve yersiz bir özgüvene sahiptirler. İşte yüzlerinden bela akan, gittikleri her yerde ezelden oralıymış gibi davranan, at hırsızından dönme bu tip erkekler için her kızla yatmıyor olmak aşkın tanımıydı. Yatabilirlerdi. Ama yatmamayı tercih ederek asaletin pençesinde aşk ıstırabı çekerlerdi.”