Quotessence
Home / Quotes / Quote by Samuel Beckett

Quote by Samuel Beckett

“Bütün bu şeyler, bazı şeylerin hiçbir anlam taşımamayı sürdürdükleri gibi hiçbir anlam taşımasalar yani sonuna dek anlamsızlıkta direnseler, asla söz edilemezdi bunlardan. Çünkü hiçten söz etmenin tek yolu ondan sanki bir şeymişçesine söz etmektir.”

Quote by Samuel Beckett

Book:Watt

Work

Watt

Samuel Beckett's 'Watt' is a haunting narrative that delves into the psychological and existential struggles of its protagonist, who finds himself trapped in a world where he is reduced to a mere cog in the machine of industrial society. The story is told from the perspective of Watt, a man who has been employed by a mysterious employer, Mr. Knott, and is subjected to a series of surreal and disorienting experiences. Beckett's distinctive style, characterized by its minimalist prose and absurdist elements, creates a sense of unease and disconnection that resonates throughout the narrative. more

Author

Samuel Beckett
Samuel Beckett

Samuel Beckett was an Irish novelist, playwright, and poet, widely regarded as one of the most influential writers of the 20th century. His works are characterized by their minimalist style, existential themes, and use of language. His most famous works include 'Waiting for Godot' and 'Molloy'. Beckett was awarded the Nobel Prize in Literature in 1969. more

You May Also Like

“Absolute Void Absolute void is not and cannot be curved. Without a void, there is no space. Then, what curves if, without the void, there is no space? The curvature of space is the curvature of the immaterial Being that appeared in the void, or enveloped void, and started transforming into something we consider and perceive as physical reality, although it is not physical. Based on our idea of the primary, secondary, and tertiary qualities only as modes of one base quality, we are conditioned, based on our apparatus of perception, to experience and feel the physical world, including curvature of space, as if it were physical, although it is not. The result is the same as if it were physical. The world is the life of the Universal Mind in action.”

“Bir şekilde her birimiz hayatımıza devam ediyoruz, diye düşündüm. Ne kadar büyük ve ciddi bir kayıp yaşasak da, ne denli önemli bir şey elimizden alınmış olsa da ya da sadece üzerimizdeki deri aynı kalıp kendimiz tamamıyla farklı bir insana dönüşmüş olsak da, sessizce yaşamımızı sürdürüyoruz. Bizim için belirlenmiş zamanın sonuna doğru gittikçe yaklaşıyor, ardımızda bıraktığımız zaman dilimi uzaklaşıp kaybolurken ona veda ediyoruz. Gündelik hayatın sonu gelmez işini gücünü tekrar tekrar -bazı durumlarda büyük bir beceriyle- yaparak. Böyle düşününce büyük bir boşluk duygusuna kapıldım.”

“Eğer dünya anlamsızlaşıyorsa -bu her ne anlama geliyor ve hangi süreçlerden geçiyor olursa olsun-, bu onun yıkımına yönelik bir arzu, dünyanın varlığına ve varlıklarına duyulan müphem bir öfke uyandırıyor. İnsan hayatı bu dünya üzerinde gerçekleştiğine göre, anlam, dünyayla birlikte insandan da esirgeniyor demektir. Apokaliptik tehdit bir umuda dönüşüyor: Anlamsızlığından şüphelenilen şey, -bir kez yıkılması halinde- ardında anlamını kanıtlamış olandan başka bir şey bırakmayacak ya da bizzat anlamın oluşmasını sağlayacaktır.”

“Caddelerde ve ekranlarda; gazetelerde ve kitaplarda; kürsülerde ve minberlerde -özellikle de minberlerde- tüm gayretleriyle beni kurtarmaya hazır ve sanki şimdiden harekete geçmiş görüyorum bu insanları. Benim kurtarılmaya ihtiyaç duyup duymadığımın, onlar için zerre kadar önem taşımadığını görüyorum. Bu, tarihte bir yenilik: Daha önce hiç bu kadar çok insan, başkaları uğruna, onlar istemeden harekete geçmemişti.”

“Kendince inandığı ve anlam yüklediği bir takım inançları vardı. Örneğin tekrar eden saatlerin ve sayıların, bir takım özel enerjileri olduğunu, ruhani mesajlar taşıdığına inanırdı. Gerçekçilik ile başa çıkmaya çalışan benliğinin inandığı ve sarıldığı bir şeydi bu. İnsanın dünyaya katlanabilmek için böyle inançlara, umutlara ve anlamlara ihtiyacı olabiliyordu. Kimisi hayallere, kimisi batıl inançlara, kimisi de ölümden sonraki yaşamlara inanarak yapardı bunu. Herkesin inandığı bir takım şeyler vardı şu dünyada.”