Quotessence
Home / Topics / Anlam Quotes

Anlam Quotes

Browse 21 quotes about Anlam.

Anlam Quotes

“Kelimelerin gücünü sakın hafife alma. Sözcüklerin kendi hafızaları vardır. Her biri senin onlara yüklediğin anlamları sen ölünceye dek taşır. O kelimeyi her kullandığında taşıdığı anlam katlanır. Aranızda bir bağ oluşur. Tek bir kelime, eğer ona yüklediğin anlam tutunabileceğin kadar kuvvetliyse seni ölümün kıyısından yaşamın merkezine taşıyabilir. Bırakmak istediğin anda sana yeniden başlama cesaretini verebilir ve her düştüğünde seni en derin kuyulardan bile çıkarabilir. Tek bir kelime, seni intihara sürükleyebilir. Asla yapamayacağına inandığın şeyleri sana düşünmeden yaptırabilir. Aynada gördüğün kişiyi sana birkaç saniye içinde unutturabilir…”

“Önünde halen büyük zorlukların olduğunu ve olmaya devam edeceğini, halen dişlerini sıkacak, başını ağrıtacak sorunların vuku bulacağını ve bazen tüm tecrübelerine rağmen küçük bir kıvılcım ile isyan ederek her şeyi yarıda bırakıp geriye dönmeyi isteyeceğini de biliyordu ama tüm bunlara rağmen çok önemli bir şey daha öğrenmişti. O da ne olursa olsun, kendine bir anlam ve dünya yarattığı ve bu yarattığı dünyanın yıkılmasına izin vermeyeceğiydi. Tekrar aynı hataları yapmayacak, aynı acıları aynı zayıflıkla karşılamayacak ve kendini tekrarlamayacaktı. Hür ve yaratıcı olacaktı.”

“Selam o ruha, bizi birleştirebilen! Gerçek hayatımız simgededir ancak. Yürür saatler küçük adımlar atarak asıl bizim olan güne eşlik ederken. Biz, nerde olduğumuzu bilmeyenler, gerçek bağlantılar kurarız kendimize. Antenleri aranır durur antenler, boş uzaklığın getirdiyse... saf gerginlik. Ey güçlerin musikisi! Bütün tedirginliklere karşı sizi sıradan işler değil mi koruyanlar ? Ne denli çalışıp didinse de köylü, erişemez tohumun yaza dönüştüğü derinliklere. Topraktandır armağanlar.”

“Bir şeylerin sonuna geldiğini hissediyordu. “Şimdi oturduğum yerden kalkıp başka şehirlere gidebilirim. Çok zengin olup dünyayı gezebilirim. Kültürleri tanıyabilir ve çeşit, çeşit insanla tanışabilirim. Hayatımın ilerisi için hedefler koyabilir, amaçlar üretebilir, anlamlar ve değerler yaratabilir ve başarı basamaklarını dörder beşer atlayabilirim…” (...) “Altmış beş yaşıma kadar çalışıp tüm başarıları elde edebilirim. Birilerine anlam yükleyip onları yanımda tutmak için her şeyimi feda edebilirim. Bir köpek sadakatiyle bağlı kalmayı öğrenebilirim. İşimde yükselmek için üstlerime boyun eğebilir, boyun eğdikçe örselenebilirim. Kazandığım paralarla dünyayı gezip farklı kötülükler, kültürlere özgü farklı şeytanlıklar deneyim edebilirim. Paranın farklı biçimleriyle farklı varoluşlar tadabilirim. Coğrafyalara özgü farklı var oluşlar! Bir insanın Türkiye’de yaşadığı var oluş ile Finlandiya’daki var oluş deneyimi aynı olmayacaktır elbette! Fakat… Bir mümin sabrıyla istediğim her şeyi elde ettikten sonra ne olacak? Tüm başarılar, hedefler ve amaçlar gerçekleştirildiğinde, anlamları tükettiğimde, erişilecek yeni bir şey kalmadığında ne olacak? Hiçbir şey… Tıpkı hayatım gibi cümlelerin hepsi anlamsız. Bir insanın nasıl ki yaşamak için suya ve yemeğe ihtiyacı varsa; kendini aldatabileceği yalanlara, anlamlara, tüm hayatını serebileceği zaman kavramına da ihtiyacı pekala var. Bir insanın nefes alması yaşadığı anlamına gelmiyor… Yaratıcı insan! Ahlak yasaları koyan, evrensel yalnızlık korkusu içinde tanrılar var eden, kendi canını her şeyden çok kutsal görebilen ve özgürlüğü için kan dökmeyi helal gören ama hiçbir zaman huzura kavuşamayan insan… İnsan olarak var olmayı ben seçmedim, ama son vermeyi seçebilirim. Kollarımdan alacağım küçük bir güç ile bedenimi öne sürerek birkaç saniye içinde tüm acılarıma, kaygılara, geçmişe ve geleceğe, kısacık bir an ile son verebilirim. Acılarımı acıyla dindirebilir ve zehri panzehir olarak kullanabilirim…”

“(...) ama doğru dediğimiz şey göreceli. Tıpkı ahlak, suç, aşk ve diğer konular gibi. Benim doğrularım onun için de doğru, ama dünyanın bir başka köşesine gittiğimizde bizim doğrularımız başkaları için yanlış olup çıkabiliyor. Dünyayı tüm netliği ile gösteren cümlelermiş… İşte dünyanın tüm netliği şudur: Cehennem! Yaşadığımız dünyanın anlamsızlığını anlamak ve bunları tüm netliği ile görmek, yaşayan insanın kâbusu…”

“Bir şekilde her birimiz hayatımıza devam ediyoruz, diye düşündüm. Ne kadar büyük ve ciddi bir kayıp yaşasak da, ne denli önemli bir şey elimizden alınmış olsa da ya da sadece üzerimizdeki deri aynı kalıp kendimiz tamamıyla farklı bir insana dönüşmüş olsak da, sessizce yaşamımızı sürdürüyoruz. Bizim için belirlenmiş zamanın sonuna doğru gittikçe yaklaşıyor, ardımızda bıraktığımız zaman dilimi uzaklaşıp kaybolurken ona veda ediyoruz. Gündelik hayatın sonu gelmez işini gücünü tekrar tekrar -bazı durumlarda büyük bir beceriyle- yaparak. Böyle düşününce büyük bir boşluk duygusuna kapıldım.”

“Eğer dünya anlamsızlaşıyorsa -bu her ne anlama geliyor ve hangi süreçlerden geçiyor olursa olsun-, bu onun yıkımına yönelik bir arzu, dünyanın varlığına ve varlıklarına duyulan müphem bir öfke uyandırıyor. İnsan hayatı bu dünya üzerinde gerçekleştiğine göre, anlam, dünyayla birlikte insandan da esirgeniyor demektir. Apokaliptik tehdit bir umuda dönüşüyor: Anlamsızlığından şüphelenilen şey, -bir kez yıkılması halinde- ardında anlamını kanıtlamış olandan başka bir şey bırakmayacak ya da bizzat anlamın oluşmasını sağlayacaktır.”

“Caddelerde ve ekranlarda; gazetelerde ve kitaplarda; kürsülerde ve minberlerde -özellikle de minberlerde- tüm gayretleriyle beni kurtarmaya hazır ve sanki şimdiden harekete geçmiş görüyorum bu insanları. Benim kurtarılmaya ihtiyaç duyup duymadığımın, onlar için zerre kadar önem taşımadığını görüyorum. Bu, tarihte bir yenilik: Daha önce hiç bu kadar çok insan, başkaları uğruna, onlar istemeden harekete geçmemişti.”

“Kendince inandığı ve anlam yüklediği bir takım inançları vardı. Örneğin tekrar eden saatlerin ve sayıların, bir takım özel enerjileri olduğunu, ruhani mesajlar taşıdığına inanırdı. Gerçekçilik ile başa çıkmaya çalışan benliğinin inandığı ve sarıldığı bir şeydi bu. İnsanın dünyaya katlanabilmek için böyle inançlara, umutlara ve anlamlara ihtiyacı olabiliyordu. Kimisi hayallere, kimisi batıl inançlara, kimisi de ölümden sonraki yaşamlara inanarak yapardı bunu. Herkesin inandığı bir takım şeyler vardı şu dünyada.”