Quotessence
Home / Topics / Dersim Quotes

Dersim Quotes

Browse 26 quotes about Dersim.

Dersim Quotes

“Abdülhamid'in Alevi ve Ezidileri Sunnileştirme politikası başarılı olmamış; ancak Kürt blokunun parçalanmasında ve misyonerlerin uzaklaştırılmasında başarılı olmuştu. Öte yandan Arapların yanı sıra gerek Sunni gerekse Alevi Kürt aşiret reislerini yanına çekebilmek için Aşiret Mektebi'ni kuruyor ve Dersim'den kimi aşiret reislerinin çocuklarını da burada kendi ilkeleri doğrultusunda yetiştiriyordu. Yaptığı bir başka uygulama ise, bu gençlerin geldikleri yörelere misyoner niteliğinde Hanefi din adamları göndermekti. Nitekim bu misyoner faaliyetinin sonucudur ki, Dersimli Aleviler o tarihten sonra başta cenaze törenleri olmak üzere kimi alanlarda Kuran'a başvuruyorlardı.”

“Dersim özgürlüğün arka bahçesi, zulümden kaçan, kılıçtan kurtulanların barınağı, hainliğe, hileye-hurdaya, korkaklığa, kalleşliğe yol vermeyen, gönüllerinde insan sevgisi, beyinlerinde sömürüsüz-sınıfsız ideallerin volta attığı bir gül bahçesi. Bahçeyi kucaklayan dağları yüce, ırmakları coşkuludur. Dersim, silah olur patlar, saz olur çalınır, öykü olur anlatılır, semah olur dönülür, cem olur tutulur...”

“Manastır, bundan önce de söylediğimiz gibi Dersimli Ermeniler ve Kızılbaşlar için çok önemliydi. Tanrı'ya olan inançlarını güçlendirmesi ve Ermenilere ait olan bu kutsal yere yürekten bağlanmalarını sağlamasıyla, dağlılar üzerinde etkisi şüphesiz büyük olan bu manastır eski ihtişamını ve güçlü din adamı kadrosunu yitirmiş olsa da, Dersim'deki tek faal manastır olarak yine de bölgenin her yerinde büyük manevi etkiye sahiptir. Havlor Surp Garabed manastırı herkes için, herkes de onun için var. Ermenisi de Kürdü de tapar ona. Senede bir iki kez büyük armağanlarla, kurbanlarla Dersim'in her yerinden adağa gelirler.”

“Pertek, Harputlu ve Dersimliler için alışveriş merkezi durumunda olduğundan her cuma pazar haline geline gelmesi kaçınılmazdır. Her hafta Harputlu Ermeni ve dacig* tüccarlar, Dersimlilerle bir araya geldiklerinde tatsız olaylar da olur; hatta Kürtler ve dacigler arasında kan bile dökülür. Buna fırsat verenler aşağılayıcı sözler ve bağnaz davranışları ile dacigler olur. Öyle ki Kürtler kendilerine yapılan bu saygısızlık karşısında sabredemeyerek onların üzerine saldırır, mallarını talan eder, çoğunu cansız yere sererler. *dacig: Türk Müslümanlara denir”

“Asker kasaturayı defalarca Yusuf’un göğsüne, karnına vurup çıkarıyordu. (…) Yusuf sesini çıkarmıyordu. Sadece akrabalarından, Keko’dan su istedi. Keko cesaret edemedi. Hiçbirimiz cesaret edemedik, kimse Yusuf’a su veremedi ve Yusuf son kez konuştu: “Ah Keko, bunların yaptığı değil, sizin bu haliniz bana daha çok acı veriyor.” Yusuf’tan duyduğumuz son sözler bunlardı. Yusuf ölmüştü. Ölüsünü alıp gömmemiz lazımdı; lakin cesaret edemiyorduk. Ertesi sabah cesedin iplerini çözdüler. Kaskatı kesilmişti. Ayakta duruyor gibiydi. Taşıyıp uçurumdan aşağı attılar.”

“Oysa Horasan konusu yıllarca Dersimlilerin Türk, hem de ‘öz Türk’ oldukları yönünde şoven bir asimilasyon politikasının argümanı olarak kullanıldı. Dersimliler Horasan’dan gelmişlerdi ve Horasan ‘Türk yurdu’ idi… Bu ‘resmi’ görüşü Kürt Alevileri açısından ‘güncelleyerek’ halen savunan kalemler olduğu biliniyor. Bu kişilerin savundukları görüşe göre ‘İslam’ın özü’ olan Alevilik bir ‘Türk inancı’dır… Bu durumda hem ‘Türk yurdu’ Horasan’dan geldikleri hem de Alevi oldukları için Dersimliler ‘öz be öz Türk’ oluyorlar(!) (…) Faik Bulut Horasan meselesine değinirken ‘Bize kalırsa Kürt Kızılbaşlığın özyurdu Horasan elidir’ diyor. ‘Çünkü orası eski Med ülkesi ve yoğun Kürt coğrafyasıdır. Daha doğrusu; Kürt, Afgan, Beluci, Fars, Hint kültürünün bir arada yoğuran Zerdüşlük, Budizm, Manilik, Brahmanizm inancının beşiğidir.’ (…) Aynı konuda Mehmet Bayrak şunu söylemektedir: ‘Safevi Şahları tarafından Kuzey Horasan’a yerleştirilen ve kuzeydeki Sünni Özbeklere ve Türkmenlere karşı kullanılan Dersin kökenli bu Alevi Kürt aşiret topluluklarından bir bölümü savaş sonrasında barış aşamasında eski topraklarına geri dönüyorlar. İşte ‘Horasan’dan gelme olayı’ budur.”

“-Amca biz Cumhuriyet Halk Partisi adına seçim çalışması yürütüyoruz. Cumhurbaşkanı ve milletvekili adaylarımız için sizden oy istemeye geldik. Bu sırada Bego Amca ayağa kalktı, grubun sözcüsüne iki parmağı eksik sağ elini uzattı ve şunu dedi: -Kızım hoş geldiniz! Hele Cumhuriyet, elimde boşluğu duran parmaklarımı geri versin önce! (Emirali Yağan'ın yazısından)”

“Ma xore vanime Kırmanc, zone xora Kırmancki. Yie ke hem Elewie hem Kırdaşki qesey kene, yinu re vanime Kırdaş; yie ke hem zone ma qesey kene hem raa xo caverda, Zaza. Yie ke hem Şafie hem herre werre qesey kene, Khurr. Herdo ke ma sero fetelime cıre vanime Kırmanciye Beleke"/ (Biz kendimize Kırmanc, dilimize Kırmancki deriz. Alevi olup Kırdaşki konuşanlara Kırdaş; inançlarını terk ettikleri halde dilimizi konuşanlara Zaza deriz. Şafii olup herre werre konuşanlara Khurr deriz. Üzerinde dolaştığımız topraklara 'Çok renkli Kırmanciye' deriz.) Abasan aşiretinden bir kadın.”

“Güneş daha en başta Ra idi. Dersim'de 'Raa Haq' inancı olmuş, Güneş'e, ışığa, aydınlığa, ateşe giden yola dönüşmüştü. Bu yol üzerinden gidilen yoldan gelenekleşen yola dönüşmüştü. Dersim'de inanç itikat erkanını doğurmuştu. En başlarda Güneş, ateş, aydınlık, ışık kadın Tanrıçalarla temsil edilmişlerdi. Sonra Güneş'i (Ra'yı) temsil eden kadın Tanrıçalar düşman olarak ilan edildiler. Tanrılar onlara yani Güneş Tanrıçalarına, kadınlara savaş açtı, anaerkil düzen yıkıldı. Güneş, ateş, aydınlık, ışık erkek olarak görüldü. Bu defa kadın karanlık olarak görüldü. Karanlık Tanrıçasına dönüştürülerek yeraltı Tanrıçası oldu. Yukarı Mezopotamya'da ise ateşi, aydınlığı, Güneş'i temsil eden ateş ve ocak Tanrıçası Hassa, karanlığı temsil eden yeraltı ve karanlık Tanrıçası Taru Tanrıçaya dönüştürüldü.”

“Biliyorsunuz, sistem, cesitli dönemlerde devrimciler tarafindan cesitli analizlerle açiklandı. Yani kimi dönem komprador, patron aga devleti, kimi dönemlerde oligarsi, kimilerin- de fasizm, kimilerinde isbirlikçi, sömürgeci, isgalci ve ilhakçı gibi... Dersim'de solun atakta oldugu, darbenin ayak seslerinin henüz duyulmadigı günlerden birinde, bir grup devrimci bir köye giderek propaganda yapar. Anlatirlar, oligarsi sistemi böyle berbattir, söyle lanettir, söyle yikacagiz, böyle ezecegiz diye. Yaşi 80'e gelmis bir amca da kulak kabartıp dinlemektedir gençlerin hararetli tartsmasini. Fakat tartisma ve ajite iyice hararetlenmistir ve amca, cumlelerdeki haksizliga daha fazla dayanamayıp atlar söze: "Ero bra, bu Ali Qarşi dediginizin iki inegi, iki keçisi olan fukara adamın biridir, siz bu fukaradan ne istiyorsunuz?”