Quotessence
Home / Quotes / Quote by Füruzan

Quote by Füruzan

“...konuşmaya giriştiğimde anlatma gücüm duyduklarımı sınırlar oldu. o zaman duygularımdaki kolaylık kilitlenip anlatmada beni zora sokmuyordu. o gece sarsılanların içimdeki kargaşası, söz bulma gücümü zorladı benim. hayvansı bir çırpınma, arama karabasan içindeydim sanki. üstümden kabuk kabuk katlar beni eski kendimle çırılçıplak baş başa bırakmıştı. buna hazır değildim ki. can evimden bir şeyler sökülüyordu. kendimi öldürmeye kalktığımda artık bitecek diyordum. acılara karşı, acemiliklerle direnemezdim anla beni. oysa her şeyin değiştiğini bir anda görüp anlam veremeyişimden korkup yorulmuştum. kendimi yok etmek, yorgunluktan kaçmak, gülünç bulduğum şeylerle dolu her günkü gibi bir sabahın başlamasına son vermek için ilaçları avuçlayıp aldım. yatıp uyudum. uyanmamak, kör olayım ki sandığın kadar korkunç değil. emine ölüm buysa eğer... ne var ki yaşamak çok daha zor. yine de sana kendimi istediğimce anlatamadım. acı duymak değildi kaçma nedenim. hiç duymayışın ürküntüsüydü elimi kolumu bağlayan.”

Quote by Füruzan

Work

47'liler

Browse quotes and source details for this work. more

Author

Füruzan

Browse famous quotes and profile details for Füruzan. more

You May Also Like

“15 yaşındaki bir kız kendisine çocukluğundan beri küçük kardeşlerine oranla haksız davranıldığı kanaatindedir. Kendi hareket kanununu oluştururken hayatta en önemli şeyin sıcaklık ve şımartılmak olduğunu esas kabul eder. Okulda kendine iyi bir durum oluşturmayı başarır fakat yeni gelen öğretmen onu sevmez, özellikle kötü muamele eder. Bu kez çocukluktan beri var olan kıskançlık ve aşağılık duygusu, sıcaklık ve şımartılma konusunda başka bir yöne kayar. Artık ev ve okul onu tatmin etmediğine göre geriye erkekler tarafından şımartılmaktan başka bir yol yoktur. Aradan geçen bir müddetin sonunda bunda da aradığını bulamaz ve bununla aradığı sıcaklığa ulaşamadığı sonucuna ulaşır. Bundan sonra geriye tek seçenek kalır; intihar…”

“Aslında intiharı aklım almıyor. Yaşamdan, şeylerle bizim varlığımızın özünün bu çirkin ama önlenemez karışımı olan yaşamdan zor kullanarak kopmayı anlıyorum ama bu işin kendisi, bu kopuşun serüven yanı, çekmiyor beni. Uzun zamandır ölüm, benim için bir değer taşımıyor. Anlamıyorum, insanın bilinçli bir biçimde, kendinde neyi yıkabileceğini; kendi istemiyle ölse bile. Varlığımızın içine Tanrı'nın yaptığı baskındır sözkonusu olan; işte bu varlığımızla kendi varlığımızı yıkmak sorunu çıkıyor karşımıza. Varlığımızla ilişkili bir şey var ve bu, varağın maddesel yanının tümleyicisi durumundadır ama o öldü diye kendisi de ölmemektedir. Yaşamın bu altedilmez egemenliği, doğanın bu yapışkanlığı, reflekslerin ve akılalmaz, gizli uzlaşmaların oyunuyla giriyor yaşamımızın özüne, olanak bırakmadan bizim girmemize. Hangi yönden kendime bakarsam bakayım anlıyorum ki devinimlerimin hiçbiri, düşüncelerimin hiçbiri, benim değil. Bir gecikmeyle hissediyorum yaşamı, umutsuzlukla farkediyorum ondan kopmadığımı.”